Zühd Nedir? Ne Demek

Dinde Zühd Nedir?, Dinde Zühd Ne Demek?, Zühd Kısaca Nedir?, Zühd Nedir Kısaca, Zühd Kelimesinin Anlamı Nedir?, Zühd Kelimesi Hakkında Bilgi, Zühdün önemi Nedir?, Zühd Kelimesinin Dinimizde Anlamı, İslamda Zühd Nedir?

ZÜHD NEDİR?

Zühd, Allâhü Teâlânın yasakladığı şeylerden kaçının dünya varlığına ve lezzetlerine rağbet etmemek; Hakk’ın nzasına ye ahiret nimetlerine kavuşmak için çalışmaktır.

Zund, kazancı çalışmayı terk ederek atâlet (tembellik) içinde olmak değildir. Zühd elde bütün eşyayı bırakmak bunları kullanmamak değil, elinde olan dünyalığa kalben bağlı olmamak, dünya malını elde etmek için meşrû olma­ya” yollara başvurmamaktır, ibn-i Mübârek (rah.) kendisi demiştir ki: “Ben nasıl zâhid olabılinm; Zaten hiçbir şeye sahip değilim. Zâhid, Ömer bm Abdulazızdır kı, kendisine dünyâ saltanatı verildiği halde ona rağbet etmemiştir.             a

Zühdün üç mertebesi vardır.

Birincisi: Haramı terk etmektir. Bu avâmın zühdüdür.
İkincisi: Dünyâ malından ihtiyaca yetecek kadarından faz-
iasını terk etmektir. Bu da havâssın; seçilmişlerin zühdüdür.

Üçüncüsü ise mâsivâyı; insanı Cenâb-ı Hak’tan gâfil bırakacak olan her şeyi terk etmektir. Bu da seçilmişlerin seçilmişi olan havâssü’l-havâssın zühdüdür. “

Allâhü Teâlâ’dan gafil bırakmayan ve israf etmeden har­canan bir dünyâ varlığı Allâhü Teâlâ’nın ihsânıdır ve mak- bulcJur Bundan dolayı da Cenâbı Hakk’a hamd ve şükür etmelidir. Başkalarına muhtaç olmamak için helâlinden Kazanmak vera ve takvâ esaslarındandır. Müslüman için dünya varlığı esâsında kötü değildir Aksine insanlar bu dünyada bulundukça çalışmağa kazanmağa mecburdurlar Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Bir Müslüman, helâlin­den kazanmak maksadıyla çalışıp yorgun bir hâlde gecelerse günahları bağışlanmış olarak gecelemiş olur.

Ashâb-ı Kirâm’dan birçokları servetlere sahiptiler Talha ve Zübeyr (r. anhümâ) hazretlerinin bir hayli servetleri vardı. Küfe de, Basra’da, Medîne-i Münevvere’de muhte­şem konakiar yaptırmışiardı. Hâlbuki bu zatlar son derece zuhd ve takva sahibi idiler. Servetleri ibâdet ve itâatlerine manı olmuyordu. Bu zatlar Aşere-i Mübeşşere’den idiler. Cennetle müjdelenmiş olmaları dünyayı terk etmelerini ıcab ettirmiyordu.

”Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resülüne iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücahede edenlerdir. İşte bunlar (imanlarında) sadık olanların ta kendileridir.” (Hucurat suresi, 15. Ayet) 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel