Ad Clicks :Ad Views : Ad Clicks :Ad Views : Ad Clicks :Ad Views :

    YUNUS EMRE’NİN HİKMETİ

    /
    /
    /
    94 Views

    Yunus Emre

    Şiir ve eserleri ile isminden tarihte altın harflerle söz ettiren Yunus Emre içimizden biridir.

    Yunus Emre özel biyografisi ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgilerle bir makale hazırladık. Makalemiz ile alakalı  ifade etmek  istediğiniz duygu ve düşüncelerinizi  yorum  olarak gönderebilirsiniz.Tasavvuf şairimiz olan Yunus Emre (Doğduğu tarih 1240 Sarayköy, Mihalıçcık’a bağlı , Eskişehir vefatı 1321), Anadolu’nun tamamında Türkçe şiirin lideriğini yapan mutasavvıf ve aynı zamanda filozof olan, Anadolu’da yaşamını sürmüş tasavvuf ve halk şairi olarak tanınan, Türk İslam düşünürüdür. 1991 senesi UNESCO tarafınca büyük şair Yunus Emre’nin doğumunun 750. senesi olarak tarihe not düşülmüştür.

    Peki Yunus Emre Kimdir?
    Yunus Emre (doğum: 1240 – vefat: 1321), Yurt genelinde Türkçe şiirin öncülüğünü ve liderliğini yapmış olan mutasavvıf bir halk şairi olarak tanınan dünyaca ünlü bir ilim insanıdır. Aynı zamanda büyük bir Türk İslam şairi ve düşünürüdür.

    Yunus Emre’nin Hayatı
    Yaşamı ve kişiliği ile ilgili fazla bilgiye sahip olunmayan şairimiz, 13. asırın orta yıllarından 14. asırın başlarına kadar Orta Anadolu bölgesinde doğan ve yaşamını sürdüren bir şair, ilim adamı ve erendir. Şairimiz Yunus Emre, uzun yıllar boyunca Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhında çile doldurmuş ve oraya emek verip hizmet etmiştir.Şairimizin yaşadığı dönem, Anadolu Türkleri’nin Moğol istilası ve yağmalarıyla, iç kargaşa ve çekişmelerle, siyasal otoritedeki zayıflık,dahası açlık ve kuraklıklarla geçen çok çetin yıllardır.13. asrın sonlarına doğru, yalnızca siyasî karışıklıkların değil, değişik mezhep ve inanç farklılıklarının, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yaygınlaşmaya başladığı bir dönemdir. Böyle bir zamanda, Mevlânâ, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî gibi büyük düşünür ve ilim adamlarıyla beraber Yunus Emre, tanrı sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili duygu ve düşüncelerini, her çeşit batıl inanca karşı, hakiki İslam tasavvufunu mevzu alarak Türk-İslam birliğinin sağlanmasında ciddi ve önemli görevler yapmıştır.Şairimiz Yunus Emre, “Risalet-ün Nushiyye” isminde mesnevîsinin nihayetinde yazdığı;

    Söze târîh yedi yüz yediydi
    Yûnus cânı bu yolda fidîyidi

    beytinden anladığımız kadarıyla H. 707 (M. 1307-8) yıllarında hayattadır. Yine, Adnan Erzi tarafından İstanbul’daki Bayezid Devlet Kütüphanesi´nde yer alan 7912 numaralı yazıda şu ifadelerle karşımıza çıkmaktadır:

    Vefât-ı Yûnus Emre
    Müddet-i ´Ömr 82
    Sene 720

    Bu belgeden de anlaşıldığı gibi, Yunus Emre, H. 648 (M. 1240-1) senesinde doğmuş, 81 senelik bir dünya yaşamından sonra H. 720 (M. 1320-1) senesinde vefat etmiştir.

    Doğum yeri hakkında kesinlik olmamakla beraber Eskişehir´in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde olduğu saptanmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden saptanan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre´nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile alakası Vilayetname´den kaynaklandığı bilinmektedir. Yine eserlerinden tasavvuf yazmayı tercih ettiği, iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Anadolu şehirlerini gezdiği, Azerbaycan ve Şam´a gittiği, Mevlana´yla görüştüğü de bu bilgiler arasında yer almaktadır.Yunus Emre,eserlerinde ele aldığı konularla Anadolu´da gelişen Türk edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Yunus Emre, sadece halk ve tekke şiirini değil, divan şiirinde de etkili rol oynadı, yaşantısını ve ismini asırlar boyu devam ettirdi. Hece ve aruz vezniyle yazdığı şiirlerinde ele aldığı esas tema sevgi oldu. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle bezenen satırlarında kişinin kendisiyle, nesnelerle, Allah ile ilişkilerini konu aldı, ölüm, doğum, yaşama olan bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Dönemine hâkim olan düşünme biçimini ve kültürü konuşulan ve anlaşılan dille, sade akıcı bir söyleyiş tarzıyla dile getirdi; kendisinden önce yetişmiş olan İran ozanlarının, çağdaşlarının eserlerinde geçen kavramlara yeni bir anlam, yeni bir söyleyiş kattı. Bu yönü ile tasavvuf inancını, Alevi-Bektaşi düşüncesini zengin bir hale getiren kişidir.Kendi ismine düzenlenen tekke şiirinin Anadolu’daki ilk temsilcilerinden biri de Yunus Emre’dir

    Fikrî ve Edebî Kişiliği (Edebi Şahsiyeti)
    Yunus Emre, tasavvuf edebiyatını halk diliyle sunan en büyük şair olarak bilinir. Daha Orta Asya yüzyıllarında Hoca Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu´da yüz yılı geçen bir hazırlık çağından sonra en üst düzeye Yunus Emre ile ulaşmıştır. Yunus Emre’nin duygu ve düşünce ufkunu oluşturan kültürün temelinde İslam İmanı bulunmaktadır. Bu islam imanı, dünyanın her kesiminde deneyim elde etmiş ve nesilden nesile akıl ve irfan mirasları bırakmış bir ulusun nezdinde, kendi özünü bulmuştur. Yunus Emre’nin bilgi ve düşünce dünyasında, önce bu meşakatli, sabırlı ve katlanarak ilerleyen hayat deneyimlerinden meydana gelen hikmetli cümleler dökülürken manevi derinlikler baş gösterir. Onun varoluş, varlık, yokluk, aşk ve Allah ile ilgili duygulu, anlamlı ve derin akıl yürütmeleri vardır ki bunlar hepimizin gönlüne nakşolan  tertemiz bir ilahi ve insani sevgiden beslenmektedir.

    Tasavvuf şairi Yunus Emre, beşer olan her varlığa karşı; zengin, fakir, Müslim veya Gayri Müslim ayrımı yapmadan, derin sevgi ile bağlıdır. Ondaki bu insan sevgisi, ademoğlunda Allah´tan bir parça, O’ndan zuhur etmiş ve vücut bulmuş bir cevher bulunduğunu bilmesinden gelmektedir. Yunus Emre, işte bu parçanın tümüne yani Allah´a âşık olmuştur. O´nu kalbinde yaşamanın heyecanına vurulmuştur. Bu heyecanı, Hz. Musa Peygamber´in görüştüğü çoban kadar saf, temiz bir kalple duyar; aynı saflıkla dile getirir. Dünya üzerinde hayat boyu yurdundan ayrı kalmış bir insan hasretiyle Yunus Emre´nin Allah’a yani ahiret hayatına hasret duyması da bundan dolayıdır. Yunus Emre, hayatı boyunca böyle bir hasretin özlemiyle yanmış, şiirlerine bu özlemin hareketini yansıtmıştır.

    Sonuç olarak, bütün bu iç yaşamı ve fikri görüşüyle olgunlaşıp derin izler bırakan, bazen coşkun, bazen rind (dünya işlerine önem vermeyen kimse) ve yaşamının her anında insanı seven bir derviş… Yunus Emre´nin eserlerinden ve halk içine yayılan söyleşilerinden yükselerek asırlar sonra bile temaşa eden simasını belli başlı çizgilerle bezeyen bunlardır. Yunus Emre; duyan, düşünen ve inanan birisi olarak büyük bir sadelik ve kolaylıkla düşüncelerini şiirleştirmeye çaba sarfetmiştir. İslam dünyasının, hakkında değinmekten kaçındığı birçok iman konuları ile cennet, cehennem, ahiret ve benzeri gibi konular, onun en zeki ve en özgür fikirlerine konu oluşturmuştur. Eserleri, eski insanların, sehl-i mümteni diye bahsettikleri, her dilin telafuz edemeyeceği bir açıklık ve rahatlıkla terennüm edilmiştir.

    Yunus Emre’nin Türbesi
    Yunus Emre´nin kabrinin bulunduğu yer olarak dile getirilen çok sayıda mezar ve türbe bulunmaktadır. Bunlar arasında; Eskişehir´in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman ilinde Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy İlçesi’nde; Ünye; Kula´da Emre köyü; Erzurum, Tuzcu(Dutçu) köyü; Isparta´nın Gönen ilçesi; Afyon´un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat´ın Niksar ilçesinde de bulunduğu söylenmektedir.

    Bunların yanı sıra, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre´nin kabristanının (veya makamının) Limni Adası´nda bulunduğunu belirtmiştir. Bu mekanlar arasında bilim adamları tarafından tartışma konusu olup, Karaman ve Eskişehir´deki türbeler üzerinde yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Eskişehir’e bağlı Mihalççık ilçesi Sarıköydeki türbenin esas Yunus Emre türbesi olduğu kabul görmektedir…

    Eserleri           
    Divanı Lügat-it Türk(Türk dilinin toplu sözlüğü), Yunus Emre´nin şiirleri bu Divanda derlenip toplanmıştır. Şiirler aruz ölçüsü ve hece ölçüsüyle ele alınıp yazılmıştır. Ayrıca; Fatih, Yahya Efendi, Kahraman, Nuruosamaniye, Balıkesir, Niyazi Mısrî ve Bursa nüshaları olmak üzere 7 ye ayrılır.

    1. Divan
      Bu eserinde şiirleri toplanmıştır. Şiirlerinin kimileri hece, kimileri ise aruz vezni ile yazılmıştır. Bu eserlerinde derin bir Allah, peygamber ve insan sevgisi yer almıştır. Hatta dünyaca kabul görmüş olan “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” sözünden de anlaşılacağı üzere Yunus Emre tüm varlık âlemine sevgiyle yaklaşmıştır. Yunus Emre’nin bu sevgi ve hoşgörü yaklaşımı sadece Anadolu´da etkili olmamıştır. Günümüzde Yunus Emre, sevgi ve hoşgörüsüyle dünyaca ünlü bir şair olmuştur.

    Risaletü´n – Nushiyye
    1307´de yazıldığı sanılmaktadır. Eser, mesnevi tarzında yazılmıştır ve 573 beyitten oluşmaktadır. Eser; dinî, tasavvufî, ahlaki bir kitaptır. “Öğütler kitabı” anlamına gelmektedir.

    Leave a Comment

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    It is main inner container footer text