Yazar Rasim Ozan Kütahyalı Kimdir?

rasim ozan kütahyalı kimdir

Rasim Ozan Kütahyalı Kimdir?, Rasim Ozan Kütahyalı Hakkında Bilgi, Rasim Ozan Kütahyalı nın Hayatı, Rasim Ozan Kütahyalının Hayat Hikayesi, Rasim Ozan Kütahyalının Öz Geçmişi, Rasim Ozan Kütahyalı Biyografi, Rasim Ozan Kütahyalı Evlimi?, Rasim Ozan Kütahyalının Aile Hayatı, Rasim Ozan Kütahyalı Kaç Yaşında?, Rasim Ozan Kütahyalı Hakkında Yazılanlar, Rasim Ozan Kütahyalı Hakkında Yorumlar, Rasim Ozan Kütahyalı Hangi Gazetede Yazıyor

Sevgili Okurlarımız Bu Yazımızda
Rasim Ozan Kütahyalı’nın Hayat
Hikayesini Paylaşacağız İyi Okumalar…

RASİM OZAN KÜTAHYALI KİMDİR?

1981 doğumlu olan Rasim Ozan Kütahyalı gazeteciliğe, 2008’de, ilk başlarda yazar bulmakta hayli sıkıntı çektiği bilinen Taraf’ta “köşe yazıları” kaleme alarak başladı.

2011’in ortasında Sabah Grubu’na geçen Kütahyalı, gazeteciliğe başladığı 2008 yılı öncesinde Sinan Çetin’in firması Plato Film’de kast direktörlüğü yapıyordu.

Bir stajyer muhabirin alanında yeni yeni uzmanlaşmaya başlayacağı bir süre olan 4 yıl içinde Kütahyalı, bilgisizlik ve tecrübesizliğin sonucu olarak kırdığı onca pot ve yaptığı onca gafın gayet insani bir etkisi olan “utanma” duygusunu hiç yaşamama başarısı göstererek, her türlü açılım ve saçılımı, ana dilde eğitimi, özerklik tezlerini, “andımız da kalksın, başörtüsü de serbest kalsın” deyip gayet kurnaz bir biçimde dindarlarla buluştururken, toplum mühendisliğinin bu en nadide örneklerini sergiledi.

Bu süreçte Habertürk’ten Helin Avşar’a erotik pozlar vermeyi de ihmal etmedi.

Daha birkaç yıl öncesine kadar adı sanı bilinmeyen, Taraf eskitmesi Takvim Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, şimdilerde medya patronu Aydın Doğan ile anılıyor.

Daha 2 yıl önce “kaçakçılıkla” suçladığı Aydın Doğan’ı evinde ağırlayabilen Kütahyalı, sonrasında hakkında çıkan “Hürriyet’in başına mı geçecek” dedikodularının sarhoşluğuyla, Sabah’ı “Yeni Türkiye”nin “yeni Amiral Gemisi” ilan ederek, aslında talip olduğu koltuğun ipuçlarını verdi.

Habervaktim Yazarı Ali Eyvaz, bu Rasim Ozan Kütahyalı’yı “Banker Bilo”ya benzetti.

Eyvaz, Kütahyalı’nın “Bir mahalle bakkalıydı, şimdi 30 ülkede süper marketler zincirine sahip” şeklindeki Banker Bilo hikayelerinin medya dünyasındaki izdüşümü haline geldiğini ifade etti.

Ali Eyvaz’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Geçmişte Aydın Doğan’ın “kaçakçılık, darbeseverlik, pijama ile Başbakan karşılamacılık” gibi hasletlerini yazarak dindar camiada “ağabey” mertebesine yükseltilmiş olan Rasim Ozan Kütahyalı, Aydın Doğan’la “evicek görüşmeye” başlayınca, bir taraftan bunun havasını atmak, diğer taraftan da “bakın ne adamlara diz çöktürdüm” diyerek, kendini sevmeyenlere tehdit savurmak için bir taşla birçok kuş vurmanın sarhoşluğu içinde son olarak şunları yazdı: “Eski Türkiye yıkılıyor. Yeni Türkiye’nin inşaatı ise henüz çok daha yeni… Herkes şundan emin olsun ki, Eski Türkiye’ye dönüş söz konusu olamaz, eğer böyle çılgınca bir zorlama olursa iş, Allah korusun, iç savaşa kadar gider. Cebir ve şiddete dayalı zorlama halinde kazanacak taraf bellidir ama sonuç olarak Eski Türkiye ile Yeni Türkiye’nin silahlı restleşmesi Türkiye’ye 50 yıl kaybettirir.”

Başından itibaren her türlü açılım ve saçılımı, ana dilde eğitimi, özerklik tezlerini, “andımız da kalksın, başörtüsü de serbest kalsın” diyerek gayet kurnaz bir biçimde dindarlarla buluştururken, toplum mühendisliğinin bu en nadide örneklerini aylardır sergiledi durdu.

“Bir mahalle bakkalıydı, şimdi 30 ülkede süper marketler zincirine sahip” şeklindeki Banker Bilo hikayelerinin medya dünyasındaki izdüşümü haline gelen Kütahyalı’nın gözünü diktiği hedef “Yeni Türkiye”.

Bu hedefin gerçekleşmemesi halinde, “iç savaş”tan, “silahlı restleşme”den, “cebir ve şiddet”ten bahsetmesine ve “bu durumda galip gelecek olan yine biz oluruz” demesine bakılırsa, Korsika’nın köyünden çıkma Napolyon Buanoparte’ın ihtilal generalliğine yükseliş öyküsüne benzer yepyeni bir “paramiliter başarı öyküsünü” daha kendisi için kurguladığı anlaşılıyor.

Aydın Doğan’ın dahi evine kadar gelip akıl danıştığı veya o göz kamaştırıcı planları üzerine projeler kurduğu Buanoparte’ın kişisel hayalleri bir tarafa, savunmakta olduğu o modası geçmiş liberal tezlerin ve bu tezlerin gerisinde duran iradenin gerçekte ne gibi sonuçları göze aldığı üzerinde durulmalıdır.

Buna “Yeni Türkiye’nin yeni devrimciliği” deniliyor ki Arap Baharı ile özdeşleşen bu yeni Sorosyen devrimcilik, Suriye’den sonra sıranın İran’a bile gelmeden önce Türkiye’yi yerle yeksan edeceğini ilan ediyor.

Bin yıllık bir ülke ve devlet müktesebatının “Yenisi, Eskisi” diye kodlandırılması, bildik bir iç savaş planlaması ve buna dair bir siyasi mevzilenmeden başka ne olabilir! Bunları böylesine bir özgüvenle bağırtan iradeye ram olmak için memleketin kodamanlarının sıraya geçip o perde gerisinde duran iradeye bağlılık yemininde bulunuyor oldukları gerçeği, bundan daha açık nasıl izah edilebilir! Her şey gün gibi ortada. “(habervaktim)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel