Ütopya Kısaca Nedir? Ütopya Ne Demek

Ütopya Nedir?

Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum şekli anlamı taşırt Köken olarak Yunanca “yok/olmayan” anlamındaki ou, “mükemmel olan” anla­mındaki eu ve “yer/toprak/ülke” anlamındaki topos sözcüklerinden türemiştir. Kul­lanımı Thomas More‘un 1516’da yazdığı De Optimo Reipublicae Statu deque NovcS Insula Utopia veya kısaca Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşmıştır. Aşağıda bu kitabın| içeriğiyle ilgili bir bölüm okuyacaksınız.

ütopyaÜtopyalılar, bütün savaş tutsaklarını değil de ancak silah eldeyakaladıklarını köle yaparlar. Klan ya da başka memleketler­de köle olanlar, Ütopya’ya ayak basar basmaz özgür sayılırlar. Ama Ütopyalılar arasında ağır suç işleyen­ler, kölelikle cezalandırılır. Bazen de başka ülkelerde ağır suçlar işleyip ölüm cezasına çarptırılanlar, Ütopyada köle olurlar. Bu çeşit köleler çok boldur orada. Bunların çoğunu pek az bir pa­rayla hatta genel olarak bedavaya alırlar. Bu köleler durmadan çalışmak zorundadırlar. Kendi aralarından köle olanlara daha da sert davranırlar. Çünkü Ütopyalı köleler, bu ka­dar kusursuz bir devlette en erdemli şekilde eğitildikten sonra gene de kötülükyaptıkları için daha da kötü sayılır, daha büyük bir cezayı hak eder onların gözünde.

Bir başka çeşit köleleri de vardır onların: Bazen başka bir ülkede didinip duran yoksul bir işçi, kendi isteğiyle Ütopyada köle olur. Ütopyalılar böylelerine çok iyi davranır­lar; nerdeyse kendi özgür yurttaşlarıymış gibi saygı gösterirler onlara. Yalnız bu adamlar daha çok çalışmaya alışık oldukları için biraz daha fazla iş verilir onlara. Bu yabancı köleler Ütopyadan gitmeye niyetlenirse (ki binde bir olur bu) Ütopyalılar onu zorla tut­mazlar, eli boş da göndermezler kendi ülkesine.

Önce de söylediğim gibi hastalara büyük bir sevgiyle bakarlar. Yeniden sağlığa kavuşsunlar diye ne ilaç esirgenir ne de besleyici yiyecekler. Çaresiz hastalıklara tutulan­ları avutmak için yanlarına oturur, onlarla konuşur, ellerinden geleni yaparlar.

Uzun süre önce Ütopyalıların yardımıyla baskıdan kurtulan hiç kimseye boyun eğmeden özgür yaşayan komşu ülkelerin halkı, Ütopyalıların hukuk işlerindeki ustalı­ğını bilirler. Onlardan, bazen bir yıl bazen da beş yıl için yönetici ve yargıç alırlar. Bir yargıcın çalışma süresi bitince şerefler ve ödüller bağışlayarak onu Ütopya’ya geri götü­rüp bir yenisini alırlar yerine. Bu sayede komşu ülkelerin kendi devlet işlerini çok akıllıca düzenledikleri su götürmez. Çünkü bir devletin gelişmesi de yıkılması da o devleti yöne­tenlerin ve yargıçların elindedir. Ütopyalılar; bir süre sonra kendi ülkelerine dönecekleri­ni, orada paranın hiçbir değeri olmadığını bildikleri için rüşvet alıp da namus yolundan şaşmazlar. O ülkede yabancı oldukları, halkı tanımadıkları için ne kimseyi kayırırlar ne de kimseye kötü niyet gösterirler. Oysa bu iki şey yani yargıçların adam kayırmaları ve para tutkusuna kapılmaları, bir devletin en sağlam ve en güvenilir yanı olan adaletini yıkıverir.

Ütopyalılar; savaştan da vuruşmadan da pek hayvanca bir şey diye tiksinir, iğre­nirler. Kaldı ki bu işi insanların yaptığı kadar hiçbir hayvan yapmaz. Bütün öteki ulusla­rın tersine savaşta kazanılan şerefi şerefsizliğin ta kendisi sayarlar. Gerçi her gün savaş talimleri yaparlar hem de yalnız erkekler değil, kimi günler kadınlar da bu talime katılır­lar ama bunu gerekince elleri silah tutabilsin diye yaparlar; savaşa yalnız yurtlarını sa­vunmak, dostlarının topraklarını düşmanlardan ya da zorbaların boyunduruğu altında ezilen bir ulusu kölelikten kurtarmak, kendi güçleriyle kurtarmak için girerler. Bunu da sadece acıma duygusuyla yaparlar. Dostlarının yardımına sadece onları savunmak için koşmazlar, zaman zaman da onlara daha önce yapılmış kötülüklerin öcünü almaya gi­derler. Ama bunu, daha iş tazeyken, kendilerine danışıldığı, öğüt İstendiği zaman yapar­lar. Davayı haklı görürlerse ve karşı taraf istenen hakları yerine getirmezse onu suçlu ve savaşın başlıca sorumlusu sayarlar.

Bilimkurgu eserleri geçmişe yönelik değildir. Yazar insanın akıl gücünü kullana­rak her problemi çözebileceğine inanır. Nitekim bu türün yaygınlaşıp gelişmesinde büyük katkısı olan Amerikalı bilim gazetecisi Hugo Grensback bu inançla oluşturdu­ğu Ralph 124 adlı romanında fiziksel yasalara uyarak insanın her şeyi başarabilece­ğini söyler. Öte yandan “radar, uzak uçuşu, filoresanla aydınlatma, radyodifüzyon ve televizyonla uykuda öğretim”gibi konular üzerinde durur (Özdemir, 1991).

Bilim kurguda temel konuları şöyle özetleyebiliriz:

Uzayla İlgili* Olanlar: Uzayla ilgili çalışmalar, savaşlar önemli bir yer tutar. Ga­laksiler arasında yolculuk yapan uzay gemileri, farklı uygarlıkta yaşayan imparator­luklar en çok işlenen konulardır.

Zaman İçinde Yolculuklar: Bilimkurgu ürünlerinde görülen temel konular­dan biri de zamana yöneliktir. Zaman içinde yapılan düşsel bir deneyim olarak bilim­kurgu türünün haritasında önemli bir yer tutar zaman içinde yolculuklar (Özdemir 1991).                                                                               ‘

Makinelerle Savaş: Makineler, dev bilgisayarlar, uzay gemileri, robotlar, bi­limkurgu ürünlerinde çokça yer alırlar. İnsanoğlunun yaptığı makineler insanoğlu­nu buyrukları altına almak isterler. İnsanoğlu kendi yarattığı makinelerle savaşmaya başlar sonunda. Bu ise insanın mutsuz olmasına yol açar genellikle.

Yeni Bir İnsan Yaratma: Yeni bir insan tipi yaratmak için yapılan arayışlar ve çalışmalar bilimkurgu ürünlerinde en çok işlenen konulardır. İşlediği konu ne olursa olsun bilimkurgu ürünlerinde yaşanılan zamanın dışına çıkılır. Bilinenden bilinme­yene yolculuk, gelecek zamanın getireceklerini düşleme bilimkurgunun en belirle­yici özelliklerinden sayılmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel