Üstün Yetenekli ve Üstün Zekalı Çocuklar Nasıl Anlaşılır?

Üstün Yetenekli ve Üstün Zekalı Çocuklarustun-zekali

Bir matematik öğretmenisiniz, aynı vakitte akıl ve zekâ oyunlarına özel ilgi duyuyor, alanınızla alakalı çalışmalar da yapı­yorsanız karşınıza çıkan velilerin her fırsatta size çocuklarıyla alakalı sorular sorması kaçınılmazdır. Fakat son vakitlerde sıkça duyduğum ve beni bu incelemeye sevk eden sebeplerin başında birtakım anne-baba­lerin: ‘Çocuğum üstün yetenekli ama öğretmen bunu kabul etmiyor, çocuğumun gidebileceği diğer bir okul yok!” serzenişleri gelir.

Kim Üstün Yetenekli?

Türkiye’de üstün yetenekli ço­cukların tespit edilmesinde detaylı problemler göze çarpıyor. Geçerli yöntemlerle, “Kim üstün zekâlı” sorusunun cevabı rahatlıkla verile­miyor. Bu iş amacıyla Türkiye’de halen kullanılmakta olan zekâ testinin 42 senelik bulunduğu ve bizim yönümüzden 21 senedir kullanıldığı biliniyor. Zekâ testlerinde her sene yarım puanlık sapma bulunduğu eksperler doğrulusunda kabul edilmiş. Bu halde 21 senede aşağı yukarı 10 puanlık bir sapma söz konusu. Asıl burada işin amacıylae Türk zekâsı giriyor ki, zekâ testi sorularını deşifre etmek gibi. 21 sene az vakit değil tabi, ilk sınava girenler bugün iş güç sahibi oldu ama sorular hep aynı…

insanların eline geride bıraktığımız bu testlerin, konuyla alakalı kursların da açılmasıy­la değişik boyutlar kazanmış ve güve­nirliğini de kaybetmiş haldedır. Asıl sorun, cevapları öğrenen çocuğun bu testten üstün yetenekli’ çıkma­sıyla başlıyor. Gerekli bütün yanıtlar kendilerine bir bakıma armağan edilen çocuklar topluma değişikymış gibi sunuluyor.

Kararı Anne Babamı Veriyor?

Türk toplumu çocuğu çok sever ve abartılı şekilde her şeyin üzerinde tutar. Kendi sahip olmadığı şeyleri çocuğuna kazandırmak amacıyla uğraşır ve çocuğunun başarılı olmasını kendi ba­şarısı gibi gördüğü amacıyla gereğinden büyük mutluiuk ya da mutsuzluk­lar yaşar. Bizim “her şeyi vermek üstüne kurulu” çocuk yetiştirme alışkanlığımız, çocuğu mesuliyet duygusundan ve mücadeleden uzaklaştırmaktadır.

Uzmanlar Türkiye’de son senelar­da çocuk yetiştirme anlayışının değiştiğini söylüyorlar. Çocuğun anne-baba doğrulusunda ” biricik ve her şeyin üzerinde bulunduğu düşüncesi” gerektiğince çok dikkat çekici halde. Çocuğunun her isteğini karşıla­maya çalışan anne-baba isteme­den de olsa ona kötülük yapıyor aslında. Çocuk yetiştirmedeki bu yaklaşımın neticesi toplumda mut­suz ve tatminsiz kişilerin çoğaldı­ğı görülmektedir.

Ülkemizde çalışmaları devam eden bir test projesi var bulunduğunu

öğreniyorum da biraz olsun içime su serpiliyor. Deşifre olmayan bir yaklaşımla hazırlanıyor olması da bu testin en mühim özelliği. Yeni bir test olması sapma halini da ortadan kaldırıyor. Bu halde bütün tanı koyulan bireyler yine teste tabi tutulabilir.

Son olarak bir bilgi daha paylaşa­cak olursam, bilim üstün zekâlılık halini kabul ediyor. Fakat yalnızca bir testle bu durumun belirlenmesinin pek olası ol­madığını, uzun soluklu izlenim ve deneylere dayanması gerekliliğini söylüyor. MR çekiminden tutun, kardiyolog, psikolog, nörolog vs. eksperler doğrulusunda geniş çaplı değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği söyleniyor. Siz siz olun da çocuklarınızın normal zekâ standardına sahip olması amacıyla dua edin ya da şükredin. Malum azı da çoğu da zarar.

Karne Görüşü

Malumunuz 2015-2016 eğitim öğretim senesi 17 Haziran / Cuma günü itibariyle sona eriyor. Öğrencilerimiz 3 aylık bir reset atma devresine merhaba diyecekler bugünden itibaren. Bir öğretmen olarak bu süreçle alakalı birkaç söz söylemek gerek:

Birinci söz anne-babalere; hani Hababam Sınıfında Mahmut Hoca diyor ya ” bu karne yalnızca çocuklarınızın değil aynı vakitte sizin de,” bence de öyle., ikinci söz öğrencilere; 3 aylık vakitı boşa harcamayın. Her gün akşam kendinize sorun, “Bugün şahsım amacıyla, şahsi gelişimim amacıyla ne yaptım?”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel