Türk Vergi Sisteminin Tarihçesi

Türkiye Vergi Sistemi, Türk Vergi Sistemi, Türk Vergi Sisteminin Tarihi, Türk Vergi Sisteminin Tarihsel Gelişimi

TÜRK VERGİ SİSTEMİ

A.    1950 SONRASI

Türk Vergi Sistemi 1950 yılında yapılan reform ile çağ­daş bir nitelik kazanmaya başlamıştır. Dolayısıyla 1950 öncesi vergi uygulamaları üzerinde durulmayacaktır. Ülkemizde ilk köklü vergi reformu, 1949 yılında mec­listen çıkan ve 1950 yılında yürürlüğe giren Gelir, Ku­rumlar ve Vergi Usul Kanunlarının uygulanması ile ger­çekleştirilmiştir.

Gelir Vergisi Reformu adı ile de anılan söz konusu refor­mun ana özelliklerini kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

a.   Vergilendirmede kazanç esas alınmıştır.

b.   Bütün gelir unsurlarının vergilendirilmesi hedef­lenmiştir.

c.    Vergilendirme mükellef beyanına dayandırılmıştır.

d.   Vergi oranları düşük tutulmuş ve geniş vergi indi­rimlerine yer verilmiştir.

Bu reform çabaları, vergi hasılatı yönünden kendi ça­pında iyi sonuçlar vermiştir. Belki de bu nedenle iki üç yıl sonra vergi oranlarının yükseltilmesi, cezaların ağır­laştırılması ve indirimlerin fiilen düşürülmesi yoluyla vergi hasılatının artırılması çabaları birbirini izlemiştir. Ancak olumlu sonuçlar elde edilemememiştir.

B.    1960 SONRASI

1960 yılında Türk Vergisi Sisteminde reform olarak adlan- dmlabilecek değişiklikler yapılmış ve sistem daha çağdaş hale getirilmeye çalışılmıştır. Bu değişikliklerle, zirai ka­zançlar kısıtlı da olsa vergilendirilmeye başlanmış, servet beyanı gibi otokontrol araçlan sisteme dâhil edilmiş, asgari geçim indirimi kademeli olarak artırılmış ve yatırımların teşviki için yatırım indirimi müessesesi sisteme alınmıştır.

C.     1980 SONRASI

1970’li yıllarda vergi sisteminde köklü değişiklikler ya­pılmamıştır. 1980’li yıllarda ise,

a.     Vergi oranlarında arttırma düşürme yoluna gidil­miştir.

b.     Gelir vergisinde vergi tevkifatı alanı genişletilmiştir.

c.      Servet beyanı kaldırılmıştır.

d. Gider vergileri kaldırılmış ve katma değer vergisi sisteme alınmıştır.

D.     1990 SONRASI

Son yıllarda özellikle kurumlar vergisi ile ilgili olarak vergi muafiyet ve istisnaları daraltılmış, gelir vergisinde üniter vergi sistemine dönüş için değişiklikler yapılmış, her mükellefe bir hesap numarası verilmesi esası geti­rilmiş ve götürü usulün daraltılması uygulamaya konul­muştur. Vergi tahsilatında yetkili kılman bankaların sa­yısı artırmıştır.

VERGİ SİSTEMİNİ ETKİLEYEN DIŞ FAKTÖRLER

Her vergi sistemi, içinde yer aldığı ekonomik yapıya göre şekillenir. Yani ekonomik gelişmişlik düzeyleri farklı iki toplumda, aynı vergi sistemi uygulandığında aynı sonuçların elde edilmesi beklenilmemelidir. Örne­ğin, ekonomik işletmelerin müesseseleştiği, sosyal gü­venliğin sağlandığı kişi başına düşen milli gelirin yük­sek olduğu, işletme bazında yaratılan katma değerin fazla olduğu bir ülkeye nazaran, bu özellikleri taşıma­yan başka bir ülkede vergi toplamak çok daha zordur. Bunun için vergi sistemi tartışmalarında ekonomik ya­pıların farklılığı göz ardı edilmemelidir. Aksi halde çok söylenen bir tabirle elma ile armutların toplanması du­rumu kaçınılmazdır. Bundan dolayı gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerde vergisel problemler niteliksel olarak birbirinden çok farklıdır. Özetlersek, vergi siste­minin uygulama başansı ile ekonomik gelişmişlik düze­yi arasında çok yakın bir ilişki vardır…

•Maliye Hesap Uzmanları Kurulunun 50. Kuruluş Yılı nedeniyle, Maliye Hesap Uzmanları Vakfı İçel Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasınca 23.05.1995 tari­hinde düzenlenen “Türk Vergi Sisteminin Sorunları ve Finansal Tablolar” konulu sempozyumda sunulan tebli­ğin gözden geçirilmiş şeklidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel