Türk Toplumu İçin Geleneklerin Toplumsal ve Kültürel Yeri Değeri Önemi

türk gelenekleri

Geleneklerin Türk Toplumundaki Yeri ve Önemi Nedir?, Geleneklerin Türk Toplumunu İçin Değeri Nedir?, Geleneklerin Türk Toplumu İçin Önemi Nedir?, Türk Geleneklerinin Toplumsal ve Kültürel Önemi

Sevgili Okurlarımız Sizlere Bu Yazımızda Türk
Toplumu İçin Geleneklerin Toplumsal Yeri ve Önemi
Hakkında Bilgiler Vermeye Çalışacağız İyi Okumalar…

TÜRK TOPLUMU İÇİN GELENEKLERİN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YERİ DEĞERİ ÖNEMİ

İnsan, toplu halde yaşayan ve bebeklik süresi en uzun olan canlı varlıktır. İnsan, içinde
doğup büyüdüğü topluma göre şekillenmektedir. Toplumsallaşma, ailede başlar ve bu halka
gittikçe genişler.

Kültür, toplumları şekillendiren önemli faktörlerden biridir. Kültürün de iskeleti
geleneklerdir. Geleneklerini toplumlar, uzun zaman içinde kazanırlar ve değişmeleri de zordur.
Milletleri diğer milletlerden ayıran özelliklerden biri gelenektir. Bir toplumun devamlılığı için
geleneklerinin yeni nesillerde yaşatılması önemlidir. Türk toplumunun, bazı önemli gelenekleri
şöyle sıralanabilir: Dini yaşayışı, sanat gelenekleri, dilin yapısı ve devletsiz kalmama geleneği
gibi. Türk toplumunun tarihte daima bir devleti olmuştur. İslamiyet’i de kendine göre
yaşamaktadır.

Türkçe, kısa cümlelere ve güçlü estetiğe sahip bir dildir. Dil en önemli anlaşma ve kültür
aktarma aracıdır.

İnsanı, üzerine ne yazılırsa o şekli alabilecek, boş ve beyaz kağıt gibi düşünmek de
yanlıştır. İnsanın, biyolojik ve psikolojik özellikleri, toplumsallaşmada göz ardı edilemez.
Bireyin, içinde yaşadığı toplumun değerlerine gösterdiği tepkiler sonucunda, toplum da
değişebilir.
İlk ve en etkili toplumsallaşma, ailede başlar, bunu akraba grupları, okul ve diğer
kurumlar takip eder. Toplumsallaşma sürecinde, dolaylı ve dolaysız olmak üzere, iki türlü
eğitimden söz edebiliriz. Çocuğun günlük yaşayışında, bazı davranışlarının
ödüllendirilmesi, bazılarının da yasaklanması ve men edilmesi doğrudan öğretimdir.
Çocuk; gerek kendisinin, gerek başkasının “belirli bir davranış ve tutum gibi herhangi bir
nedenle başkalarının mükafatlandırıldığını gördüğünde, bilinçli veya bilinçsiz olarak aynı
mükafatı elde etmek için bireyin gösterdiği değişme çabalarına gıpta yoluyla öğrenme
diyoruz” (Tolon,1978: 316).

İkincisi, “dolaylı öğretim” veya “taklit” dediğimiz durumdur.Bu durum kişinin,
çevresindeki insanlarda görüp sezinlediği, ona gıpta etmesi sonucu taklit etmeye
başlamasıyla oluşur. Burada, davranışlarını görüp beğendiği kişinin, kim olduğu ve
kişiliği de önemlidir. Bu şekildeki toplumsallaşma, belki daha da önemlidir.
“Bireye duygusal yakınlığı bulunan, ona en erken yaşlarda yaklaşan ve onunla yoğun
ilişkiler kuran kişilerin onun üzerindeki etkisi hem daha derin hem de daha kalıcı
olur…Kısacası toplumsallaşma bireyin yaparak, deneyerek- yanılarak, karmaşık etkileşimler
ve duygusal ilişkiler içinde gerçekleştirdiği bir süreçtir” (Tan., 1981: 40).
Toplumsallaşmada, önemli bir etken de, öğrenme sürecinde çelişkiler varsa,
mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. Toplumsallaşmada çocuğa, toplumun değerleri,
ölçüleri, töreleri ve bunlara nasıl uyulacağı da aşılanır. Toplumsallaşma, çocuğa yalnız
içinde bulunduğu toplumun kültürünü algılamasını, benimsemesini ve yaşamasını değil,
kişilik kazanmasını da sağlar.

Bir milleti ,diğer milletlerden ayıran kültürüdür ve kültürün de temel öğesi
gelenekleridir
. Türk Toplumunun geleneklerinden bazıları din, dil, sanat ve devlet kurma
geleneğidir.Türk dilin yapısı, estetiği, elbette diğer dillerden farklıdır. Bilim dil ile yapılır,
dil ile düşünülür, gelecek nesillere bütün birikimler dil ile aktarılır. Türk toplumu hiç
devletsiz kalmamış, hatta aynı zaman diliminde farklı mekanlarda birden fazla devlet
kurmuşlardır. Özellikle dil ve devletini kaybeden toplumlar zaman içinde kaybolup
gitmektedirler. Dünya’ da birçok toplum dil ve devletlerini koruyamadıkları için

kaybolup gitmişlerdir. Türk Toplumunun geleneklerinin yeni nesillere aktarılması
gerekir. Ertük (1972: 12), eğitimi “bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı
olarak istendik değişme meydana getirme süreci” olarak tanımlamıştır. Davranış
değişiklikleri de Milli Eğitimin amaçları doğrultusunda olmalıdır. Eğitimin bir görevi de
kültür aktarmadır. Ergün,(1987: 62) bu durumu şöyle anlatmaktadır:
“Bir bireyin insan olabilmesi bir toplumun sosyal kültürel örgüsü içinde yaşaması
zorunludur. Aynı şekilde bir toplumun da canlılığını ve güçlülüğünü sürdürebilmesi çağdaş
değişmelere ayak uydurabilmesi için kendi kültürü ile damgalanmış, kendi toplumsal
yapısını bozmadan olumlu yönde ilerletecek, geliştirecek şahsiyetlere ihtiyacı vardır”.
Durkheim, eğitimi toplumsallaşma gibi görmüştür. O, genç neslin, yetişkinler
tarafından metotlu bir şekilde toplumsallaştırılmasını eğitim olarak belirtir. Eğitim, Türk
toplumunu, çağın bilim ve teknolojik seviyesine ulaştırmaya çalışırken, kültürel
değerlerini de ihmal etmemesi gerekir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel