Sultanahmet (Hipodrom, At Meydanı) Hakkında Bilgi

at meydanıSultanahmet meydanı hakkında bilgi, at meydanı hakkında bilgi, sultanahmet hipodrom hakkında bilgi, sultanahmet at meydanı hakkında bilgi, at meydanı nerede, at meydanının tarihçesi, sultanahmet at meydanının tarihi

SULTAN AHMET (HİPODROM, AT MEYDANI)

Sözcük olarak Hipodrom, Yunanca at anlamına gelen Hip- po ve yarış demek olan Dromi kelimelerinden oluşmuştur. Bi­zans döneminde adının Hipod- romi olduğu düşünülen alan şehrin en önemli meydanıydı. Ayrıca bugünkü Çemberlitaş’ta Konstantinus Forumu, Beyazıt’ta bugün üniversite mey­danının bulunduğu yerde Tauri Forumu, Aksaray’da Forum Bo- vis ve bugünkü Cerrahpaşa’da daArkadius Forumu vardı. Os­manlılar ise Hipodrom’u “At Meydanı” olarak adlandıracak- lardır.

Hipodrom Meydanı, İmpa­rator Septimus Severus döne­minde MS 2. yy.m sonlarında inşa edilmiştir. Septimus Seve­rus, Partlara karşı savaşırken düşmanlarının yanında yer alan Bizanslıları cezalandırmak için önce şehri yıkar, sonra da pişman olarak baştan inşa eder. Hipod­rom, Roma’daki 300.000 kişilik Circus Masdmus’tan -sonra Roma İmparatorluğu’nun en büyük ikinci hipodromudur. Ancak Roma’da vahşi hayvan dövüşleri yapılırken burada sportif müca­deleler, at yarışları, akrobasi gösterileri, bayram ve kutlama törenleri düzenleniyordu.

Romalılarda, stadyumlar 200 m ve büyük şehirlerde at yarışları için inşa edilmiş hipod­romlar ise 400 m uzunluğunda­dır. Augustus, Traianus ve Caracalla’nın büyüttüğü hipod­rom MS 330’da, 1. Konstanti­nus zamanında son şeklini al­mıştır.

Hipodromun uzunluğu 370 m, genişliği 85 m-95 m.dir. Sultanahmet Camii ve karşısın­daki Adalet Sarayı’mn bulun­duğu noktalarda izleyiciler için amfi biçiminde tribünler vardı. Yaklaşık olarak Sultanahmet Cami’nin giriş kapısının olduğu yerde “katizma” denilen iki kat­lı ve üzeri kapalı imparator lo­cası bulunuyordu. Buradan bugün caminin bulunduğu yer­deki saraya giden gizli bir yeral­tı tüneli yapılmıştı. Hipodroma ikisi halka ve biri imparatora ait üç kapıdan girilebiliyordu. Hi­podromun ortasında 5 m geniş­liğinde “spina” denilen bir duvar ve duvarın etrafında da 10 m genişliğinde bir pist vardı. Bugün Venedik’te San Marko Meydanı’ndaki katedralde ser­gilenmekte olan 4 bronz at bu­gün Firuz Ağa Camii tarafında­ki girişin üzerindeydi. 10. yy.a kadar şehrin en önemli merkezi olan Hipodrom, 1204 yılındaki Latin istilasında bir kere daha yakılıp yıkılmıştır.

Hipodromun yanı başından başlayan Büyük Saray, Marma­ra Denizi kıyısına kadar inerdi. Bu saraydan geriye yalnızca bir mozaik panosu kalmıştır. Şehrin en önemli meydanı olan Agus- teion’daki sıfır noktasından baş­layan ana bulvar, şehir surların­daki Altın Kapı’dan geçerek Via Egnetia ile devam eder ve Roma’ya kadar giderdi. Hamam­lar, tapmaklar, dini, kültürel ve sosyal merkezler şehrin bu kıs­mında yoğunlaşmıştı. Osmanlı döneminde de aynı yapılaşma sürecektir.

Roma şehirlerinde büyük meydanların ve forumların için­de önemli devlet binaları ve anıtlar bulunurdu. Burada da doğu yönündeki uzun tarafta, balkon şeklinde, damında dört bronz at bulunan imparator lo­cası vardı. Alanın ortasında da 

kum kaplı sahayı ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar ve bu duvarın üzerinde de imparatorluğun çeşitli köşelerinden getirilmiş anıtlar ve ünlü yarışçıların hey­kelleri yerleştirilmişti. Bu hey­keller arasında ünlü araba yarış­çısı Porfirius’un heykeli en önemli noktadaydı.

Hipodromun günümüzde­ki zemini aslından 5 m kadar yüksektir. Bu anıt ve heykeller­den günümüze ulaşmış üç tane­si ortadaki eski spina alanında görülmektedir. Ayrıca MS 6. yy.da şehrin her meydanında sütunlar vardı. Toplam 48 tane olduğu bilinen bu sütunlardan Beyazıt’taki Theodosius Sütunundan bazı parçalar ile Cerrahpaşa’daki Arkadius sütu­nundan kalan kaide günümüze ulaşabilmiştir. Beyazıt’taki Roma forumu ise maalesef tamamen kaybolmuştur.

Bizans yıllarında burada düzenlenen at yarışlarında yeşil, mavi, sarı, kırmızı gibi politik güçleri olan takımlar yarışırdı. Maviler, imparator tarafından desteklenirken, şehir surlarının dışında yaşayan fakir halk da yeşillerin taraftarıydı. Yarışma­larda birincilik kazananlar çok zengin olurdu. Justinianus dev­rinde bir yarış sonrasında başla­yan Nika İsyanı neredeyse Bi­zans İmparatorluğunun sonunu getirecekti. Ancak İmparatoriçe Theodora’nın kararlılığından cesaret alan İmparator Justinia­nus, yaklaşık 40.000 kişiyi öl- dürterek isyanı bastıracaktır. 

Osmanlı döneminde de bu meydanda festival ve eğlenceler si menlenmiş, şehzadelerin sün­net düğünleri, Ramazan ayı «enlikleri, tiyatrolar, önemli po- Itik konuşmalar yapılmış. Mey- rianın hemen yanında bulunan ve 16. yy.a tarihlenen İbrahim I asa Sarayı, bugün İslam Eser­leri Müzesi olarak değerlendi­rilmektedir. Saraya Kanuni ruitan Süleyman’ın has odaba- ş*a olarak giren İbrahim Paşa, ıcrazamlığa kadar yükselmiş e Kanuni’nin kız kardeşi Ha­rice Sultan ile evlenmiştir. İlk : arak ne zaman yapıldığı bilin­meden sarayın genişliği 50 m-75 m arasında değişir. Sarayın : nünde Budin’den getirilmiş Apollon ve Artemis heykelleri, udnci katında da meydana ba­ltan bir Cihannüma vardı. İbra­him Paşa’mn öldürülmesinden ;onra saray önce acemi oğlanlar kışlası, 18. yy.da da mehterhane, daha sonra da değişik devlet daireleri olarak kullanılmıştır.

Hipodrom Meydanı’ndaki Dikilitaş, MÖ 15. yy.da Mısır’da firavun 3. Tutmosis tarafından zaferlerini gelecek nesillere durrmak için diktirilmiştir. Eski Mısır’da tapmak girişlerinin iki yanına dikilen dikilitaşlar güneş saati olarak kullanılırdı. Granit taşından yapılmış olan obelisk 18,54 m yüksekliğindedir ve kaidesi de 6 m.dir. Orijinali 25 m olan sütunun 6 m.lik kısmı kayıptır. 200 ton ağırlığındaki dikilitaşın şehre taşınması ilk olarak imparator 2. Konstanti- nus tarafından düşünülmüş ama nedeni bilinmeyen bir şekilde sütun İskenderiye’de kalmış. Dikilitaş, İmparator Julianus tarafından MS 361 yılında özel tasarlanmış bir gemiyle ve bü­yük olasılıkla da mercimek yığınları arasında şehre getirilmiş. Ancak bu defa da otuz yıl bo­yunca sütunu yerine yerleştire- memişler. Sonunda MS 390 yılında İmparator 1.Theodosius otuz iki günlük bir çalışmadan sonra sütunu hipodromdaki yerine diktirmeyi başarmış. Di­kilitaşın kaidesindeki kabartma­ların bir bölümünde İmparator 1. Theodosius, elinde zafer çe- lengi, yanında ailesi, askerleri ve saray görevlileri ile birlikte can- landırılmıştır. Bu kabartmanın hemen altında da yarış kazanmış bir sporcu ödüllendirilmektedir. Kabartmanın camiye bakan yü­zünde devam eden yarışlar, im­parator ailesi yarışları seyreder­ken ve sütunun 1. Theodosius tarafından diktirildiği, Alman Çeşmesi tarafında da sütunun dikilmesinin nasıl başarıldığı anlatılmaktadır. Kaidenin diğer tarafında da imparator ailesi yenik düşmanların geçişini izle­mektedir. Kaidedeki bazı ka­bartmalar ise maalesef çalınmış­tır.

Yunanların “Kutsal Resim­ler”, Mısırlıların “İlahi Sözler” dedikleri “Hiyeroglif” yazısında her harfin gösterilen canlıların gerçek anlamları, sembolik an­lamları ve yaptıkları işler olmak üzere üç ifadesi vardır. Pembe granitten taşın üzerinde hiye­roglif yazısı ile 3. Tutmosis’in 

bu sütunu diktirttiği, firavuna ve tanrılara övgüler yazılıdır.

MÖ 479 yılında Persleri yenen 31 Yunan şehri, zaferle­rinin anısına, savaş alanlarından ganimet olarak ele geçen altın, gümüş ve bakırları eriterek bü­yük bir kazan yaparlar. Kazanı taşıması için de birbirlerine sa­rılmış üç yılandan oluşan bir kaide hazırlarlar. Bu kazan önce Delphes (Delphi) kentindeki Apollon Tapınağı’na hediye edi­lir. Tapmaktaki kazanın içinde sürekli bir ateş yanarmış. Yılan­lı Sütun, MS 324 yılında 1. Konstantinus tarafından Bizans’a getirilmiş. Hipodroma  yerleştirilen sütunun bir havuz­la bağlantısı yapılarak yılanların ağzından dışarıya su akıtılması sağlanmış. 8 m yüksekliğinde ve 29 burmadan oluşan bu sü­tundan geriye bugünlerde yal­nızca 5 m.lik bir kısım kalmıştır. 17. yy.da yılan kafalarının yer­lerinde olduğu söyleniyor. Yılan başlarının şehri akrep ve yılanlardan koruduklarına inanılırdı. Kuvvetle olasıdır ki sütun ve yılanbaşları, Sultan Ahmet Camii inşaatı sırasında zarar görmüştür. Yılanbaşların- dan bir tanesi İstanbul Arkeo­loji Müzesi’nde sergilenmekte­dir.  

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel