Süleymaniye Camii (Nerede, nasıl Gidilir, Yapılış Tarihi) Hakkında Bilgi

Süleymaniye Camii, İstanbul’un üçüncü tepesi üzerinde yer alır. Caminin yapılacağı yer olarak Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Eski Saray’ın bulunduğu yer seçilir. süleymaniye camiiKanuni Sultan Süleyman, eski sarayın kuzeyinde, denize karşı tepenin üzerinde seçilen yeri ve sonrasında da Mimar Sinan‘ın yaptığı planı beğenir. 1549 yılında başlayan inşaatın ilk üç yılında temeller atılır ve sonrasında temellerin oturması için bir yıl ara verilir. Bu bir yıllık süre içinde ise inşaata parasızlıktan ara verildiği dedikodularının önüne geçilemez. İran Şahı Tahmasb, inşaata destek olmak amacıyla para, kıymetli mücevherler ve elmaslardan oluşan bir kutu hediye gönderir. Sultan Süleyman bu hediyeye çok kızarsa da belli etmez. Nakit parayı Yahudilere dağıttıktan sonra ”madem bize yardım etmek istediler, o zaman mücevherleri kırıp harca karıştırın’‘ emrini verir. Mimar Sinan tarafından kırdırılan taşların caminin sol tarafındaki üç şerefeli minarenin harcına karıştırıldığı ve bu minarenin harcındaki mücevherlerden dolayı yıllarca parıldadığı söylenir. ”Cevahir Minaresi’‘ olarak adlandırılan bu minarede artık taşlar sıcaklıktan dolayı parlaklıklarını kaybetmiş olduklarından bu parıltı görülemiyor. Ancak Süleymaniye Camii, mimarlar ve sanat tarihçileri tarafından da ”kusursuz” olarak tanımlanır. Ayasofya ile Süleymaniye birbirlerini gölgede bırakabildiler mi? orası tartışılır ancak, o zamandan bu yana bu iki baş yapıt birlikte zamana meydan okumayı sürdürmektedir.

Mimar Sinan, caminin planını biri avluyu, diğeri camiyi kapsayan iki kare olarak tasarlar. Avlunun köşelerine de birer minare yerleştirir. Caminin dört minaresi, Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un Fethinden sonraki dördüncü Osmanlı Sultanı, minarelerdeki toplam on şerefe ise Onuncu Osmanlı Sultanı olduğunun simgeleridir.

Caminin iç avlusuna 3 kapıdan girilebilir. Dış avlu, 216 metre X 144 metre boyutlarındadır. Ortadaki büyük kapı mermerden yapılmıştır ve kitabesinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. Avlunun ortasında da tunç kafesli mermer bir şadırvan vardır. Avludan camiye 5 kapıdan geçilir. Caminin içi 70 metre X 61 metre boyutlarında kareye çok yakın ölçülerdedir. Kubbenin yüksekliği 53 metre, çapı 32 metredir. Kubbeyi dört pilpaye (fil ayağı) taşır. Kubbe, dört pilpayeye dayanan dört kemere ve bu kemerler de dört askıya oturur. Orta bölüm bir büyük kubbe ve  iki yarım kubbeden meydana getirilmiştir. Bu dört mermer sütundan biri İskenderiye’den, biri Saray-ı Amire civarından, biri de Kıztaşı’ndan getirilmiştir. Bu dört sütunun Müslümanlığın ilk dört halifesini simgeledikleri söylenir.

Asırlar boyunca sayısız depreme dayanan caminin temellerinde mükemmel bir drenaj uygulanmıştır. Ayrıca temellerde deprem esnasında amortisör görevi görecek ardıç ağaçları kullanılmıştır. Bayram ve törenlerde açılan kuzey cephesindeki Sultan Kapısı‘nın taş işçiliği benzersizdir.

Kapılar genelde abanoz ağacındandır ve mükemmel bir ağaç işçiliği göze çarpar. Caminin 138 penceresinden giren ışık akisleri çok iyi hesaplanmıştır. Caminin nakışlı pencere denilen vitrayları olağanüstü bir güzelliğe sahiptir. Camide olağanüstü bir akustik vardır. Neredeyse hızlı konuşmak mümkün değildir. Mimar Sinan, bu akustiği kubbe katları arasına ağızları içeriye dönük 64 küp yerleştirerek elde etmiştir. Bu küplerin derinlikleri 50 cm, içeriye doğru açık olan ağızları da 5 cm. dir. Ayrıca caminin zemininde sesi aksettirmeye yarayan tuğladan boşluklar bırakılmıştır. Mimar Sinan caminin akustiğini açılıştan önce tütünsüz bir nargile suyunun fokurdamasıyla kontrol etmiş. Çünkü suyun sesi her tarafa eşit dağılırsa, namaz esnasında hocanın sesi de öyle yayılacaktır.

Caminin mihrap ve minberi mermerdendir. Mihrap çevresindeki çiniler lacivert, açık mavi renklerde ve kırmızı renkli çiçek motifleriyle süslüdür. Caminin süslemelerinde 4000 kadar çini kullanılmıştır. Duvarları süsleyen yazılar için, başta Hattat Hasan Çelebi olmak üzere ünlü hattatlar çalışmıştır. Vitraylarda ise devrin ünlü ismi Sarhoş İbrahim Efendi‘nin adı geçer. Camide yanan 300 kandilin isi ise giriş kapısının üzerindeki pencereye yönlendirilmiş ve buradaki küçük odanın duvarlarında toplanarak mürekkep imal edilmiştir. Bu mürekkeple yazılmış pek çok eser de Süleymaniye Kütüphanesinde saklanmaktadır. Süleymaniye Kütüphanesi, 70.000 taneye yakın el yazması eseriyle dünyanın bu konudaki en zengin kütüphanelerinden biridir. Süleymaniye Camii, 16 Ağustos 1556 günü ibadete açılmıştır.

Camide çalışanların maaşları belliydi. Sabah, öğle ve akşam saatlerinde 29 kişiden oluşan meclis, kuran okurdu. Caminin tam karşısına düşen küçük dükkanların önündeki çardaklarda her gün akşamüstü afyon tiryakilerine zeytin büyüklüğündeki afyonlar ve soğuk su dağıtılırdı. bu nedenle çarşının adı ”Tiryakiler Çarşısı” olmuştu.

Süleymaniye Camii’nin arka bahçesinde Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan‘ın, kızı Mihrimah Sultan‘ın, Sultan II. Ahmet ve II. Süleyman‘ın türbeleri bulunuyor. Büyük usta Mimar Sinan’ın türbesi ise yine çok yakındaki Mimar Sinan Caddesi üzerinde bulunan gösterişsiz bir türbedir. Mezarın üzerinde de devrin ünlü şairi Sai‘nin Mimar Sinan’ın ne kadar sade bir insan olduğunu anlatan dizeleri yazılmıştır.

No Responses

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel