Su ve Minerallerin İnsanlar İçin Önemi

Su ve Mineraller Hakkında Bilgi, Su ve Mineraller Ne İşe Yarar, Su ve Mineraller İle İlgili Bilgi, Su ve Mineraller Kısa Bilgi, Su ve Minerallerin Faydaları, Su ve Mineraller Faydaları su ve minerallerNelerdir, Su ve Minerallerin İnsan İçin Önemi Nedir?, Su ve Mineraller, Su ve Minerallerin İnsanlara Sağladığı Faydalar, Suyun Canlılar İçin Önemi, Su ve Minerallerin İnsanlar İçin Önemi, Hangi Mineral Ne İşe Yarar…

Su

İnsan vücudunun her hücresi, dokusu, organı ve yaşamak için gereken her türlü reaksiyonu ancak su ile mümkün Beslenmek, sindirim, solunum, dolaşım gibi yaşamın devamını sağlayan bütün fonksiyonlar, ancak sulu bir ortamda gerçekleşir

Altı hafta yemek yemeden yaşarız ama bir haftadan fazla susuz kalamayız Vücut ağırlığımızın sadece yüzde 10’u kadar su kaybı bile, şiddetli halsizlik ve sıcak çarpmasına neden olur Bu oran yüzde 20’e çıktığında ise yaşamımız tehlikeye girer Yani su, bir yaşam içeceğidir

Yetişkin bir insanın vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 55-75’i sudan oluşur Kişinin vücut bileşimine, yaşı, cinsiyeti, ağırlığı gibi pek çok faktöre bağlı olarak bu oranlar değişir Örneğin zayıf bir insanın vücudundaki su miktarı çok daha yüksektir
Daha çok kasa sahip olan erkek vücudu, kadınlara göre daha fazla su içerir Gençlerde yaşlılara göre daha çok su bulunur Yeni doğan bebeklerin ağırlıklarının yüzde 75’si su olup, bu oran yaşlandıkça yüzde 50’ye kadar azalır

Vücudun tüm dokularında su vardır Kanın yüzde 83’ü, yağsız kas dokularının yüzde 73’ü, vücut yağının yüzde 25’i, kemiklerin yüzde 22’si sudan oluşur

Kalori içermeyen su, 1 kısım oksijen, 2 kısım hidrojenden oluşan basit bir yapıdır

Su ne işe yarar?

· Vücutta yaşamak için gereken tüm işlemler, sulu bir ortamda gerçekleşir

Vücut hücrelerinde oksijen ve besin öğelerini taşır
Zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar
Ağız, gözler, burun gibi tüm vücut organların nemlenmesini sağlar
Kan, mide sıvısı, tükürük, fetusun gelişmesini sağlayan amniyotik sıvı, idrar gibi vücut sıvılarının büyük kısmı sudan oluşur
Dışkının yumuşamasını sağlayarak, kabızlığın önlenmesine yardımcı olur
Eklemlere destek sağlayıp, vücuttaki organların ve dokuların korunmasını sağlar
Vücut sıcaklığını 37º C’de tutar Özellikle fiziksel aktivite sonrasında yükselen vücut sıcaklığını terleme yoluyla dışarı atan su, vücut ısısının 37º C’ye inmesini sağlar

Vücudun suya ne kadar ihtiyacı vardır?

Su ihtiyacı vücudun kullandığı enerji miktarına bağlı olarak değişir Yetişkinlerde enerji harcamasının her kalorisi başına 1-1,5 ml gereklidir Her 1000 kalori için 1-1,5 litre veya günlük 2000 kalorilik diyette en az 8-10 bardak su alınmalıdır

Su ter, idrar, dışkı ve solunumla kaybedilir Vücutta depolanmayan su, sıcak ve nemli havaların etkisiyle, ağır fiziksel aktivitelerle daha çok kaybedilir Önce susama duygusuyla kendisini belli eden su kaybı, halsizlik, güç kaybı olarak belirti verir Aşırı sıcaktan kaynaklanan daha ileri kayıplarda ise sıcak çarpması veya sıcaklık şoku yaşanır

Vücudun kimyasal reaksiyonlarını gerçekleştirebilmesi için kaybedilen suyun mutlaka yerine alınması gerekir

Su kaybını önlemek için neler yapılır?
· Çok sıcak ve çok soğuk havalarda vücut, normal ısısını düzenlemek için daha çok su harcar Böyle havalarda daha çok su içmek gerekir

Yoğun egzersiz yapan ve ağır işte çalışanlar, terleme ve deriden buharlaşma yoluyla daha çok su kaybeder Normalde günlük tüketilen 8 bardak su, bu tür durumlarda saatte 1-3 bardak daha artırılabilir
Uzun süren uçak yolculuklarında deriden daha çok su buharlaşır Uçak yolculuğu sırasında daha çok su tüketilebilir
Hamilelik ve emzirme döneminde kadınların artan su ihtiyacını karşılamak için günde 2,5-3 litre su tüketmesi gerekir
Ateş, ishal, kusma gibi hastalık durumlarında su kaybı daha çok olur Bu tür hastalıklarda bol su ile birlikte, diğer sıvılardan da tüketmek gerekir
Yüksek posalı yiyecekler su çektiği için oluşabilecek kabızlık, daha çok su içerek giderilebilir
Sağlıklı bir insan vücudu yeterince su alıp, gerektiği kadar suyu dışarı verir Susama duygusu ile birlikte içilen suyun fazlası, böbrekler tarafından idrar haline getirilerek atılır Bazen bu mekanizmada sorunlar yaşanabilir Özellikle yaşlılar, çocuklar ve hastalık geçirenler, su kaybettiğini fark etmeyebilir Bu durumda susamalarını beklemeden daha çok su tüketmelerini sağlamak gerekir Kişinin yeterince su tüketip tüketmediği, idrarından kontrol edilebilir Eğer idrarları az ve koyu renkte ise, bu yeterince sıvı tüketmediklerini gösterir İdrarları berraklaşıp, yeterli miktarda gelene kadar sıvı içirmeye devam edin
Yeterince su tüketmenin bir başka ölçüsü de, yoğun fiziksel aktivite sonrasındaki ağırlığın ölçülmesidir Vücudun her yarım kiloluk ağırlık kaybına karşılık, 2 bardak su içilmelidir

Su tüketimini nasıl artırılabilirsiniz?
· Vücudunuzdaki su oranını normal düzeyde tutmak için günde en az 8 bardak su tüketin

Gün içinde su araları verin ve masanızda bir bardak su bulundurun
Yemeğe bazen çorba ile başlayın Beslenmenizi su, süt veya meyve suyu ile tamamlayın
Kafein içeren kahve, çay gibi içecekleri olabildiğince az tüketin Kafein ve alkol, diüretik etki göstererek, daha fazla idrara çıkmanıza neden olur ve su kaybını artırır
Sosyal toplantılarda alkollü içkiler yerine, soda için
Sıcak havalarda, fiziksel aktivite yaparken veya sonrasında susamayı beklemeden, mutlaka su için Egzersiz sırasında her 15-20 dakikada bir, 125-150 ml (bir küçük bardak) su için
Dışarıda, seyahatlerinizde çantanızda mutlaka su şişesi bulundurun Özellikle uçak seyahatlerinde daha çok su içmeyi unutmayın

HANGİ MİNERAL NE İŞE YARAR?

KLORÜR: Yaşam için küçük miktar klorür zorunludur, sindirim sistemini değişmeden geçip, idrarın bir kısmı olur Klorür sodyum ile hücresel sıvıda bulunur ve vücut ağırlığının yaklaşık %0.15′ini oluşturur. Sodyum ve potasyumla birlikte klorür tüm vücut sıvılarının pH’sının uygun dağılımını ve sağlıklı . sinir ve kas fonksiyonunu sağlar. Bağımsız olarak, Klorür sindirim ve atık yok etmeye katkıda bulunur. Klorür besinleri sindirmede en önemli sıvılardan olan . hidroklorik asidin ana bileşenidir. Azlığı aşırı terleme, kusma veya ishalden oluşabilir. Düşük klorür seviyesi vücut sıvılarının bazikleşmesi, dehidrasyon ve idrarda potasyum azlığına neden olur.
Kaynaklar: Maden suları ,kereviz, marul, zeytin, çavdar, deniz suyu, deniz otu ve domates.

SODYUM: Sodyum su dengesi ve etkin mide, sinir ve kas fonksiyonu için kan pH’sının seviyeleşmesi ve . potasyumun hücre zarlarından dışarı pompalanması için uygun ortamı sağlamaya yardım eder. Sodyum azlığı mide krampları, anorexia, karıştırma, dehidrasyon, depresyon, baş dönmesi, yorgunluk, hayal görme, başarısı, kalp çarpıntısı, tat duyusu bozukluğu, uyuşukluk, düşük kan basıncı, hafıza bozukluğu, kas zayıflığı, tiksinme, zayıf koordinasyon, nöbet ve kilo kaybına sebep olur.
Kaynakları: Maden suları,hamsi balığı, peynir, deniz tuzu, kabuklu deniz hayvanları, kırmızı ve yeşil biber ve deniz sebzeleri.

SÜLFÜR: Sülfür kanı dezenfekte etmekte/temizlemekte önemlidir ve vücudun bakterilere direncine yardımcı olur. Mineraller vücudumuzun zehirli maddelere, radyasyonun ve hava kirliliğinin zararlı etkilerine karşı korur. Safra salgısını canlandırır ve yaşlanma prosesini yavaşlatır.
Kaynakları: Maden suları, Brüksel lahanası, kuru fasulye, lahana, yumurta, balık, sarımsak, et, soğan, deniz tuzu, soya fasulyesi, şalgam.

KALSİYUM: Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi . kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı olur. Bu temel mineral aynı zamanda. kan basıncı, kan pıhtılaşması, kas büyümesi, sinir geçirme, kanser önleme, enerji üretme, yağ parçalamaya yardımcı olur ve erken kalp hastalıkları riskini azaltığına inanılır. Kalsiyum magnezyumla birlikte birbirini tamamlayarak mükemmel çalışır. Örneğin kalsiyum kasları kasarken/gererken magnezyum gevşetir. Azlığı eklem ağrıları, tırnak kırılması, depresyon, çarpıntı, hayal görme, yüksek kan kolestorölü, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, hiperaktif egzama, uykusuzluk, kas krampları, sinirlilik, renk solukluğu, romotoit artirit, raşitizm ve diş çürümesine yol açar.
Kaynakları: Maden suları, Badem, asparagus, brokoli, tereyağı, lahana, keçiboynuzu, karahindiba çiçeği, yeşil yapraklı sebzeler, keçi sütü, incir, süt ve süt ürünleri, somon balığı, sardunya balığı, deniz tuzu, deniz ürünleri, susam tohumları, şalgam yeşilliği, böğürtlen yaprağı, kuşburnu, nane, yulaf, hardal yeşilliği.

MAGNEZYUM: İnsan vücudunda %0.05 magnezyum bulunur. Buda ortalama bir insanda 35 gr’a karşılık gelir. Kanın litresinde 1.6-2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Magnezyum insan vücuduna kalsiyumun kullanımı, kalp fonksiyonları, kan basıncı, enerji üretimi, dinlenerek uyumaya yardım etmede gereklidir. Eğer vücutta magnezyum eksikliği varsa, kasları kalsiyum istila edip kramplara/seğirmelere neden olabilir. Beslenme düzeninde kalsiyum, magnezyum, sodyum ya da potasyum eksikliği bacak kramplarına sebep olabilmektedir. Terlendiğinde vücutta depolanan bu mineral kullanılmaya başlar. Araştırmacılar kalp krizi kurbanlarının genellikle kanında ve kalp kaslarında . magnezyum azlığını tespit etmişlerdir. Azlık belirtileri astım, kalp tutukluluğu, kronik yorgunluk, uykusuzluk, asabiyet, sindirim azlığı, solunum bozuklukları, hızlı kalp atışları ve kuşatılmadır. . Kalp krizlerinde hastaya hemen magnezyum verilişi yaşamasını %60 artırdığı bilinmektedir. Çocuklar ve yaşlılar için özellikle kış aylarında magnezyum gereklidir. . Migrene karşı özellikle magnezyum mineral takviyesi yapılmaktadır. Magnezyum beyindeki damarları rahatlatarak kan akışını iyileştirmektedir.
Kaynakları:Maden suları, elma, kayısı, avokado, muz, pekmez-tahin, bezelye, esmer pirinç, süt ürünleri, balık, incir, sarımsak, greyfurt, yeşil yapraklı sebzeler, limon, Lima fasulyesi, et, ceviz, karabiber, maydanoz, şeftali, nane, somon balığı, deniz tuzu, susam tohumu, soya fasulyesi, tofu, tahıl ve tahıl taneleri.

POTASYUM: Potasyum vücut sıvılarının dengesinin sürdürülmesi, sinir sinyallerinin iletimi, insülün serbest bırakması, kas gerilmesine yardımcı olur. Rafine ürünler kullanıldığı için . potasyum azlığı insanlar için sık görülür çünkü diüretik alışı ve fazla miktarda su içişi hayati potasyumun dışarı atılmasına neden olur. Domatesteki potasyum vücudun ihtiyacı olan ama tansiyonu artıran sodyumun yerine geçer. Potasyum yorgunluk, zayıflık, ruhsal depresyon, düşük tansiyon, kas yorgunluğu, tuz tutunumu ve normal dışı kalp atışlarına sebep olur.
Kaynakları: Maden suları, avokado, muz, kırmızı pancar, esmer pirinç, hurma, meyve kurusu, incir, balık, meyve, sarımsak, pırasa, domates, et, fındık, portakal, patates, piliç, kuru üzüm, sebzeler, tahıl taneleri.

BOR: Bor sağlıklı kemikler, dişler ve kalsiyum, magnezyum ve fosforun uygun metabolizması için ihtiyaç duyulan iz mineralidir. Bor . beyin fonksiyonlarını geliştirir, kemik erimesini azaltır ve kas yapar. Bor azlığı D vitamini azlığını hızlandırır. D vitaminini böbreklerde en aktif form haline dönüştürmek için gereklidir. . Östrojen gibi belli hormonların aktive edilmesi için bor gerekmektedir.
Kaynakları: Maden suları, elma, havuç, tahıl, üzüm, yapraklı sebzeler, fındık, armut.

DEMİR: Demir bir çok enzim için hayati bir bileşendir. Hastalıklara direnci azaltır, yorgunluğu azaltır ve . kanın kırmızı hücrelerinin oksijenlenmesini sağlar. Azlığı anemi, konsantrasyon azlığı, kırılgan saçlar, uyku hali, kırılgan kemikler, sinirlilik, şişmanlık, azalan fiziksel kapasite ve azalan bağışıklık fonksiyonlarına sebep olur.
Kaynakları: Maden suları, badem, avokado, fasulye, kırmızı pancar, pancar, mısır gevreği, hurma, yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, Lima fasulyesi, böbrek, et, yumurta, balık, akdarı, fındık, midye, şeftali, armut, piliç, kabak, kuru üzüm, pirinç, kahve, tahıl, deniz sebzeleri istiridye.

MANGANEZ: Manganez minerali kemik oluşumu ve bakımı, bağ dokuları için çok gereklidir. .Protein ve genetik malzemelerin sentezine katkıda bulunur ve besinlerden enerji üretmeye yardımcı olur. Aynı zamanda antioksidan görevi görür ve normal kan pıhtılaşmasına yardımcı olur. Manganez . glikoz metabolizmasının anahtar enziminde önemli bir yardımcı faktördür. Azlığı diyabet ve sık sık pankreas sorunlu .erken doğumlara sebep olabilmektedir. Diyabetliler normal kişilerin yaklaşık yarısı kadar manganeze sahiptirler.
Kaynakları: Maden suları, avokado, kuru bezelye, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, fındık, deniz sebzeleri, tahıl taneleri, kara hindiba çiçeği.

FOSFOR: Fosfor hem. kemik hem de diş oluşumu için gereklidir ve hücrelerin büyümesine yardım eder. Azlığı pek yaygın olmamakla birlikte kötü absopsiyon, endişe, kuruntu, düzensiz nefes, deri hassaslığı, zayıflık ve kilo değişimine sebep olur.
Kaynakları: Maden suları, asparagus, mısır, süt ürünleri, yumurta, balık, meyveler, meyve suyu, pırasa, piliç, et, kepek..

LİTYUM: Lityum beyinin depresyon ve alkol bağımlılığı gibi . ruhsal bozuklukların sebeplerini azaltma ve önlemeye yardımcı olur. Bu mineral azlığı pek yaygın değildir.
Kaynakları: Maden suları, inek ciğeri, patlıcan yapraklı sebzeleri pırasa, patates, tahıllar, deniz ürünleri ve domates..

SELENYUM: Savunma sisteminin güçlendirilmesinde katkıda bulunur. . Kanserden korumada etkilidir. Serbest radikallerin artığı durumlarda (sigara içilmesi, hava kirliliği, ultraviole ışınları ve radyasyona maruz kalma) etkilidir. Kardiyovasküler hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Karaciğer fonksiyonlarının korunmasına yardımcıdır. Üreme yeteneğinin korunmasını sağlar .

ÇİNKO: Tüm mineraller vücut için önemli iken, çinko diğerleri içinde en ağır işçilerden biridir. Çinko sperm üretiminde çok önemlidir. Çinko azlığı . sperm sayısı azlığı ve testosteron seviyesinin azlığına sebep olmaktadır. Geç iyileşen kesik ve yaralar bedenin çinkoya ihtiyacını gösterebilir. Bu madde yaraların iyileşmesini hızlandırmakta önemlidir. . Hücreleri yenilemek ve yenilerinin oluşmasını sağlamada çinko önemlidir.
Kaynakları: Maden suları, biftek, istiridye, hindi ,tahıl ve baklagiller, kahvaltı gevrekleri, lifli yiyecekler.

No Responses

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel