Su Kirliliği Nedir, Su Kirliliğinin Nedenleri

Su Kirliliğisu-kirliligi1

Su, canlıların neredeyse tamamı için önem taşımaktadır. Bir insanın her gün sadece biyolojik gereksinimi için 2 litre temiz su tüketmesi gerektiği bilinmektedir. Su kirliliği, evsel ve endüstriyel sıvı atıkların arıtılmadan alıcı ortamlara boşaltılmaları, tarımda verimi artırmak için kullanılan gübre ve tarım ilaçlarının su ortamlarına taşınmaları gibi nedenlerle oluşmaktadır. Su kaynaklarının kirlenmesi, suyun içinde bu kaynakların kullanımını engelleyecek ya da niteliğini düşürecek organik, inorganik, radyoaktif veya biyolojik herhangi bir maddenin bulunması olarak tanımlanmaktadır.

Sanayi tesislerinden, termik santrallerden ve konutlardan kaynaklanan atık sular, tarım ilaçları gibi kirleticiler, içme ve kullanma suyu kaynaklarını kullanılamaz hale getirmektedir. Deniz kirliliği de su kirliliği kapsamında değerlendirilmelidir.

Yüzeyinin 3/4’ü sularla kaplı dünyamızda birçok canlıya ev sahipliği ya­pan deniz ve okyanuslar da son yıllarda kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya kal­maktadır. Atıkların arıtılmadan veya kısmen arıtılarak alta ortam olarak kullanı­lan denizlere verilmesi, deniz kazaları sonucu oluşan petrol sızıntıları, nükleer santrallerin soğutma sularının denizlere boşaltılması, deniz kirliliğine yol açan başlıca eylemlerdir.

20 Nisan 2010 tarihinde ABD Meksika Körfezi’nde Louisiana Eyaletinden yaklaşık 65 km uzaklıkta gerçekleşen petrol faciası, dünya petrol tarihinde unutulmayan izler bırakmış­tır. Denizde ve sahilde birçok canlı yaşamını yitirmiş, bunun yanında denize sızan milyon­larca varil petrolün etkilerinin onlarca yıl daha devam edeceği bildirilmiştir.

Su Kirliliğine Neden Olan Etmenlersu-kirliligi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan sınıflandırmaya göre su kirliliği yaratan etmenlerden bazıları şu şekilde sıralanmıştır:

Bakteriler, virüsler ve diğer hastalık yapıcı organizmalar

Suların kirlenmesine neden olan bu organizmalar genelde hastalıklı veya taşıyıcı olan hayvan ve insanların atıklarından kaynaklanmaktadır. Etkileri, doğrudan te­masla veya dolaylı olarak atıkların karıştığı suların kullanımıyla ortaya çıkmaktadır. Bu yolla kirlenme, içme sularında daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle iç­me suyu dağıtım hatlarında, düzenli aralıklarla bu tür kirlenmenin oluşup oluşma­dığı kontrol edilmektedir. Kirliliğin saptanması durumunda ya da önlem olarak en çok başvurulan yöntem suyun klorlanmasıdır.

Organik maddeler

Su kaynaklarında bir diğer önemli kirletici grubunu organik atıklar oluşturmakta­dır. Organik atıklar suda çözünmüş halde bulunan oksijeni tüketir ve böylece su­daki yaşamı imkansız hale getirirler. Özellikle ölmüş hayvanlar, çürüyen bitkiler, evsel nitelikli atıklar organik atık kaynaklarına örnek olarak gösterilebilir.

Sanayi atıkları

Sanayi tesislerinin atıkları çalışma alanlarına göre farklılıklar göstermektedir. Fenol, arsenik, krom, kadmiyum, siyanür, civa, alüminyum gibi zehirli atıkların yanında diğer kimyasal maddeler de alıcı ortamları kirletmekte ve bu kaynak­lardan yararlanan ya da yakınlarında yaşayan canlılar üzerinde zararlı etkiler oluşturmaktadır.

Yağlar ve benzeri maddeler

Denizlere kurulmuş olan petrol platformları, tanker gemilerinin neden olduğu ka­za ve sızıntılar, kullanılmış yağların kontrolsüz olarak atılması ile yüzeysel sularda ve denizlerde uzun süreli olumsuz etkiler gözlenmektedir.

Yapay temizlik malzemeleri (deterjanlar)

Deterjanların içerdiği yüzey aktif maddeler, beyazlatıcılar ve parfüm gibi yapay maddeler suların kirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Suya oksijen iletimi­nin engellenmesi ve deterjanlarda bulunan fosfatlı bileşiklerin su kaynaklarında ötrofîkasyona yol açması bu kimyasal maddelerin neden olduğu sorunlardır.

Radyoaktiflik (Işın Etkinliği)

Nükleer santraller, nükleer silahlar ve radyoaktif madde kullanan sanayi dalları ta­rafından yayılan radyasyon (ışıma) çevre için önemli bir tehdit olmaktadır.Bu sektörden kaynaklanan sıvı atıklar da su kaynaklarını kirletmektedir.

Pestisitler

Özellikle tarımda verimliliği arttırmak amacıyla, zararlı böcek, mantar, yabani ot gibi canlıları öldürmek veya kontrol altına almak için kullanılan (insektisit, herbisit gibi) kimyasal maddeler, yer altı ve yüzey su kaynaklarını ve toprağı kirletmektedir.

Tarımda yaygın olarak kullanılan kimyasal ilaçların içeriğinde bulunan kalıcı organik kir­leticilerin (DDT, PCB vb.) canlı çevreye vermiş olduğu zararlardan dolayı üretilmesi yasak­lanmış ve mevcutlar takip altına alınmıştır.

Yapay organik kimyasal maddeler

Kozmetik, petrokimya ve kimya sanayi tarafından üretilen bu maddeler, doğal madde­lerden daha yavaş bozunur ve suda uzun süre kalarak zararlı etkilere neden olurlar.

Yapay ve doğal tarımsal gübreler

Tarım alanlarında çok miktarda ve bilinçsiz kullanılan yapay ve doğal gübrelerde­ki azot ve fosfor, su kaynaklarına karışıp ötrofikasyona neden olduğundan suyu kirleten etmenler olarak değerlendirilirler.

Atık ısı

Termik santraller gibi, soğutucu olarak su kullanılan tesislerden kaynaklanan ısıl kirlenme, doğal arıtma süreçlerini hızlandırır, suda bulunan çözünmüş oksijen miktarını azaltarak biyolojik hayatı olumsuz yönde etkiler.

Btrofikasyon: Sukaynaklarında azot ve fosfor artışına bağlı olarak, bunları besin maddesi olarak kullanan alglerin (mikroskobik yosunların) hızla çoğalması ve bu bitkilerin ölmesiyle oluşan organik atıkların sudaki mikro canlı faaliyetlerini arttırması olayıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel