Oh Snap!

Please turnoff your ad blocking mode for viewing your site content

img

Sosyal Hizmet Nedir Önemi ve Amacı Nedir?

/
/
/
52 Views

SOSYAL HİZMET NEDİR?
Sosyal çalışmanın (sosyal hizmetin) kaynağı insan gelişimindeki sosyal düşüncenin evrimiyle ancak açıklanabilir. Sosyal düşünce özellikle dinsel ve toplumsal konular söz konusu olduğunda bir ivme kazanmış, bir tür sosyal dayanışmanın ve sosyal hizmetin varlığını hissettirmiştir. Dinsel bağlamda öteki dünya bilinci ve sevap edinme duygusu toplumsal yaşamda yoksul kitlelere yönelik yapılan yönünü belirlemiştir.

Toplumbilimsel olarak insanoğlunun bir arada olma gereksinimi, sorunlarına biraradalık içinde çözüm üretme düşüncesi topluluk olma bilincini beraberinde getirmiştir. Tarihsel olarak sorun çözme düşüncesi bu dünyada insan onuruna ve özgürlüğüne olan saygıya bağlılığı getirmiştir. Bu bakış açısının farkında olanlar türlü zenginlikleriyle gelirlerinin bir bölümünü insanların toplumsal koşullardan kaynaklı sosyal acılarını gidermek için kullanmakta geri durmazlarken, toplumsal vicdan ve muhalefet baskısı da sosyal reformların yolunu açmıştır. Denilebilir ki, güç ve zenginlik içindeki gruplar ellerindeki gelirlerinin bir kısmını çeşitli nedenlerden ötürü (vicdanlarının gereği de olarak) çoğu zaman kullanmak zorunda kalmışlardır.
sosyal hizmet
Bilinir ki, insanoğlu çok eski tarihlerden beri, engelliler, yoksullar gibi toplumdaki olanak ve hizmetlerden yeteri kadar yararlanamayan kişilere yardım etmeyi düşünmüştür. Bu yardımları yapmıştırda. Musevilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi dinler bu düşüncenin somut örneklerini bünyelerinde taşırlar.

Bir yardım ve dayanışma tarzı olarak sosyal hizmetin dağıtımını ilk dönemler en gözle görülebilir yönleriyle din ve toplum liderleri yapmıştır. Ama nereye kadar? kuşkusuz sanayileşmeyle biçimlenen devlet yapısına kadar, diyebiliriz. Sanayileşme ateşinde gömlek değiştiren devlet yapısında bir takım kamusal işler önem kazanmıştır. Özellikle devlet-toplum-birey çelişkisinde yaşanan sosyal sorunların çözümü için yeterli olmasa da kamusal yaptırımlar üzerinde durulmuştur. Bireysel iyiliksever, toplumsal iyiliksevere daha sonra da ulusal iyiliksevere doğru yönelmiştir. Batı açısından olguya eğildiğimizde görüyoruz ki, her ne kadar toplumsal düşüncedeki gelişmelere rağmen Batı’daki kiliseler sosyal hizmet uygulamalarında etkisini sürdürse de devlet sosyal hizmet düşüncesine zamanla önem vermiştir. Devlet adeta zorunlu olarak sosyalleşmiştir. Genel olarak doğu toplumlarında ise kendi modellerinden hareket etmiştir. Bu nedenle Doğu’da sosyal hizmet düşüncesi (aça yoksula yardım düşüncesi) kendi modeli anlamında dinsel/geleneksel temellere oturturulmuştur. Bütün yönelimini bu yapı sağlamıştır. Kuşkusuz Batı’da süreç dinsel bir örüntüyle başlamıştır. Ancak sistematik olarak bu durum terk edilmiştir. Yine Doğu’daki bazı ülkeler bunun dışında gösterilebilir. Ne ki, onlar da sosyal hizmet üretiminde bir ikilemde kalmışlardır.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • Linkedin
  • Pinterest

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

It is main inner container footer text