Pozitivizm Tanımı Nedir

POZİTİVİZM NEDİR?

Pozitivizm: Doğa bilimleri yöntemlerinin sosyal bilimler için kullanılması; doğa bilimlerinin keşfettiği evrensel yasalarla paralellik gösteren toplumsal yasaları keşfetme yaklaşımı.

Bir epistemoloji olarak pozitivizm içinde yaşadığımız dünyada neler olup bittiğini genel geçer kurallar ve nedensel ilişkiler aracılığıyla açıklama­ya çalışır. Bilgi nesnesi olarak sadece olguları kabul ederek metafiziği reddeder. Bilimsel bilginin de sadece olgularla ilgili araştırmalarla ortaya çıkacağını savunur. Genellikle doğa bilimlerinin yöntemlerini sosyal bilimlere aktarmaya çalışır ve en iyi toplumsal düzenin ancak doğa düzenine benzemekle gerçekleşeceğini iddia ederek evrensel toplum yasalan keşfetmeyi hedefler.

Pozitivizm gerçekçi bir ontolojiye yaslanır ve insandan bağımsız bir gerçeğin varlığını kabul eder. Böylece pozitivizme göre doğru bilgiye ancak bizden bağım­sız olan gerçeği keşfetmek üzere toplumsal ilişkilerle ilgili hipotez ve önermeler geliştirerek, veri toplayarak ve bunları test ederek ulaşılabilir. Herhangi bir ilişki yeteri sayıda ömeklemde gözlenebiliyorsa o ilişkinin evrensel düzeyde gene! bir kurala dönüştürülmesi ve gelecekle ilgili tahminler yapılabilmesi mümkündür. Bü­tün bu araştırma süreci içerisinde hem araştırmacının kendisinin hem de bulgula­rını ifade etmekte kullandığı dil gibi araçların nesnel oldukları, yani var olanı taraf­sız bir biçimde, olduğu gibi yansıttıklan varsayılır.

Anti-pozitivizm ise adından da anlaşılacağı gibi pozitivizmin temel kabulleri­ni reddeder. Anti-pozitivizme göre evrensel yasalar keşfetmeye çalışmak boşuna­dır. Sosyal dünyada tabiat kuralları geçerli olamaz. Anti-pozitivizm yorumsamacı bir ontolojiye yaslanır. Bilgi görecelidir. Dünyanın işleyişi onu anlamaya çalışan in­sanların bakış açılarına göre farklılık gösterir. Sosyal bilim, hatta fen bilim araştır­macılarının nesnel birer gözlemci olmaları mümkün değildir. Araştırılan konu araş­tırandan bağımsız değildir. Araştırma bulgularını ifade etmekte kullanılan dil gibi araçlar mutlaka araştırmacının bakış açılarını, niyetlerini ve ideolojilerini yansıtır.

Örgüt kuramları açısından değerlendirildiğinde pozitivist epistemoloji örgütle­rin içinde neler olup bittiğinin, çalışanların veya örgütlerin neden belli davranışlar ortaya koyduklarının bilimsel yöntemlerle tam olarak anlaşılabileceğini varsay­maktadır. Pozitivist bir epistemolojiye dayanan bilim insanları örgütsel olguların daha çok nicel yöntemlere dayalı olarak gerçekleştirilmiş ampirik çalışmalar yoluy­la araştırılabileceğini savunurlar. Bu araştırmalar sonucunda ortaya konacak bulgu­ların evrensel bir nitelik taşıyacağını, yani bütün örgütler için geçerli sonuçlar üreteceğini iddia ederler. Bu bulgulara dayanılarak çeşitli genellemeler yapılabilir ve gelecekle ilgili tahminlerde bulunulabilir.

Anti-pozitivist epistemolojik yaklaşım ise örgütsel olguların nesnel bir şekilde ele alınıp incelenebileceğini kabul etmez. Araştırmacı araştırdığı olgudan bağımsız değildir. Tasarımından uygulanmasına, analizinden raporlanmasına, bilimsel araştır­manın her aşamasında bilim insanlarının inançları, ideolojileri, önyargıları tecrübe­lerinin etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle anti-pozitivist yaklaşımı benimseyen araştırmacılar araştırma bulgularından her örgüt için geçerli olabilecek evrensel kurallar çıkarmaya çalışmazlar. Örgütsel olgularla ilgili olabildiğince farklı ve özgün açıkla­malar geliştirmeye çalışırlar. Araştırma yöntemi olarak ise belli olguları derinlemesi­ne inceleyen ve genelleme kaygısı taşımayan nitel yöntemleri tercih ederler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel