Paradigma Kısaca Nedir?

PARADİGMA NEDİR?

Paradigma: Bir bilimsel ve meta fiziksel inançlar kümesinin oluşturduğu, içinde bilimsel kuramların test edilebildiği, değerlendirilebildiği ve eğer gerekirse yenilenebildiği kuramsal bir çerçeve.

Yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe sahip olan örgüt kuramı, son dönemde paradigma tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı bir alan hâline gelmiştir. Paradigma kavramı ilk kez Thomas S. Kuhn tarafından 1962 yılında yayımlanan Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitapta ortaya atılmıştır. Kuhn, bu kavramı, “bilim insanlarına neye inanılacağını ve nasıl çalışılacağını tam olarak öğreten yöntem ya da fikirlerin tam olarak toplamı”nı ifade etmek için kullanmıştır. Paradigmalar, araştırmacıları belli konuları farklı bakış açılarından ele almaları konusunda yönlendirirler. Bilim insanlarının dünya ile ilgili inanış, varsayım ve bilgileri araştırmaların ne yönde gerçekleştirileceğini ve bulguların ne yönde yorumlanacağını etkilemektedir.

Paradigma farklılıkları sadece felsefi tartışmalardan ibaret değildir. Farklı paradigmalara sahip aktörler örgütlerini farklı biçimlerde yönetmeyi seçebilirler. Örneğin örgütünü bir makine gibi gören bir yönetici ile kırık bir ayna gibi gören yöneticinin yaklaşımları aynı olmayacaktır. Örgütünü makine gibi gören yönetici aksaksız işleyen bir iş sistemi oluşturmaya çalışırken, örgütünü kırık bir ayna gibi farklı parçalardan oluşmuş anlamlı bir bütün olarak gören yönetici insan faktörü üzerinde daha çok duracaktır.
Örgüt kuramında paradigma tartışmalarım alevlendiren ve hâlâ bu tartışmalarda en çok atıf yapılan kaynak, Burrell ve Morgan tarafından yazılan ve ilk olarak 1979’da yayımlanan Sosyolojik Paradigmalar ve Örgütsel Analiz adlı kitaptır. Burrell ve Morgan bu kitapta bütün örgüt kuramlarının bir bilim felsefesi ve bir toplum kuramı üzerine inşa edildiklerini iddia etmektedirler. Dolayısıyla genel olarak sosyal bilimlerde, özelde de örgüt kuramlarında paradigma farklılıkları, araştırmacıların konularına yaklaşırken benimsedikleri sosyal dünyanın doğası ve nasıl araştırılacağı ile ilgili açık ya da örtülü kabullerdeki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

Özellikle örgüt kuramı alanında çok farklı paradigmaların bulunması ve paradigma savaşları olarak da adlandırılan tartışmalar yaşanmasının hem olumlu hem de olumsuz yönlerine dikkat çekilmektedir. Bir taraftan, bu durumun standart boşluğu ve başıboşluk yarattığı, örgüt kuramının “bilimselliğini” gölgelediği öne sürülürken, diğer taraftan da bu durumun kuramdaki dinamizm ve yaratıcılığı pekiştirdiği, var olan paradigmalara yenilerinin eklenmesinin daha da iyi olacağı tersinin ise otokratik ve Ortodoks bir eğilim olduğu dile getirilmektedir. Genel olarak paradigma tartışmalarında, farklı paradigmaların bir araştırmada aynı anda kullanılabileceğine yönelik yaklaşımların da etkisiyle çoklu paradigma taraftarlarının daha yaygın olduğu söylenebilir.

No Responses

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel