Oh Snap!

Please turnoff your ad blocking mode for viewing your site content

Osmanlı Ekonomisinin Tabii (Doğal) Kaynakları

/
/
/
91 Views

Osmanlı Ekonomisinin Başlıca Kaynakları Nelerdir?, Osmanlı Devletinin Ekonomik Kaynakları Nelerdir?, Osmanlı Ekonomisinin Doğal Kaynakları, Osmanlı Ekonomisinin Temelini Neler Oluşturuyor?, Osmanlı Ekonomisinin Tabii Kaynağı

Osmanlı Ekonomisinin Tabii Kaynakları

İnsan

  • Osmanlı yönetimi ilk nüfus sayımını 1831’de yapmıştır.
  • Daha önceleri ise belirli zaman aralıklarıyla kaza ya da sancağın vergi yü­kümlüsü erkek sayısını ve bunların ödemekle zorunlu oldukları vergi mik­tarlarını belirlemek için tahrir defterleri tutulmuştur.
  • Tarım üreticileri köy ve mezralarda, sanayici ve tüccarlar da kasaba ve şe­hirlerde yaşamışlardır.
  • Tabiat ve ikLim şartlarının etkisiyle nüfus belli bölgelerde yoğunlaşmıştır. Devletin doğduğu ve geliştiği Anadolu ile Rumeli topraklan, asıl hayat ala­nı oLarak önem taşımıştır.

Toprak

  • Osmanlı devleti toprağı, miri arazi tanımıyLa kendi mülkiyetinde tutmuştur.
  • Devlet, her ailenin toprağının geçimini sağlayacak büyüklükte olmasına dik­kat etmiştir.
  • Tımar sistemi içinde her haneye kendisine yetebiLecek çift denilen toprak parçası verilmiştir.
  • yüzyılda nüfus arttığı halde yeni tarım yerleri açılamamış ve bu durum tımar sisteminin bozulmasında etkili olmuştur.
  • Tımar sistemi 16. yüzyılın sonlarından itibaren; nüfuzlu kişilerin kanunlara ay­kırı olarak tımar ve zeametleri kendi çevreLerine vermeleri, fetihlerin durması, aşırı nüfus artışı, toprak yetersizliği, tımarların dağıtımındaki usulsüzlükler, tı­marların zamanla vakıf veya özel mülkiyete geçmesi nedenleriyle bozulmuştur.
  • Tımar sisteminin bozulup toprakların iltizama verilmesi devlete iki yönden büyük zarar vermiştir; Birincisi tımar geliri ile oluşan eyalet askerlerinin sa­yısı azalmaya başlamıştır. İkincisi mültezimlerin haksız uygulamaları, halk İle yönetim arasında soğukluk meydana getirmiş ve bu durum köyden kente gö­çü artırmıştır.
  • yüzyıldan itibaren batıya yakın yerlerde büyük çiftlikler kurulmaya baş­lanmış ve toprak müLkiyetinde değişiklikler olmuştur.
  • “Ekabir Çiftlikleri” denilen büyük çiftlikler genellikle ayanların eline geçmiş ve topraksız köylülerin çalıştırılması ile yoğun üretim gerçekleştirilmiştir.
  • 1858’de Arazi Kanunnamesinle halkın kuLLanımındaki topraklar özel mülki­yete dönüştürülmüştür.
  • yüzyıldan itibaren batıya yakın yerlerde büyük çiftlikler kurulmaya baş­lanmış ve toprak müLkiyetinde değişiklikler olmuştur.
  • “Ekabir Çiftlikleri” denilen büyük çiftlikler genellikle ayanların eline geçmiş ve topraksız köylülerin çalıştırılması ile yoğun üretim gerçekleştirilmiştir.
  • 1858’de Arazi Kanunnamesinle halkın kuLLanımındaki topraklar özel mülki­yete dönüştürülmüştür.

Tarım

  • Osmanlı Devletinde topraklar genellikle “miri arazi” olarak devLetin teke­linde tutulmuştur.
  • OsmanLı Devleti’nde her aileye, toprak veriLerek kendi geçimini sağLaması ve tarımsal üretimin artırılması amaçlanmıştır.
  • Köylülerin büyük bir bölümü “çifthane sistemi” ile devletin kendiLerine tah­sis ettiği raiyyet çiftliklerini işleten ailelerden oluşmuştur.
  • Köylüler işLediği toprağa karşılık “çift vergisi” öderken, ürettiği ürün içinde ayrıca vergi ödemiştir.
  • DevLet, ürün arzını yüksek tutmak ve fiyat istikrarını sürdürmek için zaman zaman ihraç yasakLarı koymuş ve stok politikası izlemiştir.
  • Tarımsal üretim Osmanlı ülkesindeki ihtiyaca göre şekillenmesine rağmen, 19.yüzyıldan itibaren Avrupa sanayisinin ihtiyaç duyduğu tarımsal ham mad­delerin yetiştirilmesine önem verilmiştir.
  • Tarımsal üretim; tımar sistemi, sanayi üretimi ve loncaların ihtiyaçlarına bağlı olarak şekillenmiştir.

Köylünün Yükümlükleri

  • Sebepsiz olarak toprağını terk edemez. Sebepsiz terk ederse sipahi re­ayasını 10 yıl içerisinde geri getirme hakkına sahipti.
  • Toprağı 3 yıl üst üste boş bırakamaz. Bırakırsa sipahi toprağı alıp bir başkasına verebilirdi.
  • Köylü, 1/10 öşür ve raiyyet rüsumu adı altında toplanan vergileri si­pahiye ödemek zorunda idi.
  • Tımar sistemi, nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylülerin rahat içinde ya­şamalarını sağlamıştır.
  • Şehirlerin de ekonomik sıkıntıya düşmemesi için tarım alanlarına göre şe­hir ve kasabaLar oluşturulmuştur.

♦ Sancak içindeki tarım ürünlerinin öncelikle sancak içinde tüketilmesi öngö­rülmüştür.

  • İhtiyaç fazLasının iç gümrük vergisi ödenmek koşuluyla dışarıya götürülme­sine de izin verilmiştir.
  • yüzyıldan itibaren Avrupa’da sanayinin gelişmesi ile Balkanlarda yetiştiri­len tarım ürünlerine rağbet artmış ve yoğun üretim yapılmaya başlanmıştır.

Hayvancılık

  • Osmanlı döneminin teknolojik seviyesi içerisinde hayvan, ulaşım ve üreti­min en önemli kaynağı olmuştur.
  • Hayvancılıkla uğraşan aileler hayvan sayısına göre devlete “ağıl resmi” ve otlakların kullanılmasına karşılık “kışlak ve yaylak resmi” ödemişlerdir.
  • Bunun yanında konar göçer aşiretler, özellikle küçük baş hayvancılığa önem vermişlerdir.
  • Bursa’da ipek, Ankara’da tiftik, Selanik’te Çuha, Bulgaristan’da aba üretimi, hayvancılığı önemLİ sanayi hammaddesi durumuna getirmiştir.

■ Büyük sanayi ve ticaret merkezlerinin çevresinde çoğu zaman aşiretler; de­ve, katır ve at kervanları oluşturarak ulaşımı sağlamak için mekkâri denilen grupLar oluşturmuşlardır.

Sanayi

  • Osmanlı Devleti’nde kasaba ve şehirlerde üretim yapanların tümü mensup oldukları sanayi daLında ekonomik, mali, idari ve sosyal fonksiyonları buLu­nan bir teşkilatın üyesiydiler.
  • Bu hareket Selçuklular döneminde oluşan ahiliğin devamı mahiyetindeki lonca sistemi idi.
  • Devlet bunları olduğu gibi tanımış, koyduğu kurallarla bu teşkilatı kontrol etmiştir.
  • Bir sanat kolunun mensupları belli bir sayıda bir grup teşkil ederek faali­yette bulunmuşlardır.
  • Lonca teşkiLatına girenlerin uzun süre devam eden şakirdlik (çıraklık) ve kal­falık döneminde sanatlarının inceliklerini öğrenmek ve bazı ahLâki değerle­ri kazanmak zorunluluğu vardı.
  • Her sanat dalının ehl-i hibre adıyla iki kişiden oluşan bilirkişileri oLmuştur. Bu görevli, nitelik denetimi yapmış ve merkezden görevlendirilenlere yar­dımcı olmuştur.
  • Her sanat dalının başında bir şeyh, bir kethüda ve yiğitbaşı bulunmuştur. Bunlar seçilerek kadı defterine kaydedilmiştir. Kadının arzı ile ilgililere be­rat çıkarılmıştır.
  • Esnafların imalathaneleri aynı zamanda pazarlama yeriydi.
  • Üretim arz talep içinde yapıldığından usta sayısı belirlenmiş, üretimin stan­dartları ihtisab kanunları denilen ve beldenin geLenekLerine dayalı kuralla­ra göre açıklanmıştır.
  • Esnafları muhtesip denilen görevliler denetlemişlerdir.

Ticaret

  • OsmanlI Devleti reayanın bolluk içinde bulunmasını düşündüğünden zanat- kârların ürettiklerini dükkânlarda pazarlama biçimine sınırlama koymamıştır.
  • Büyük sermaye sahibi ve uzak diyarlara seferler yapan tüccarlar “hace” un­vanıyla anılmışlardır.
  • Osmanlı Devleti’nde ticaret; zanaatkarların ürettikleri malları dükkanların­da satması veya yurtiçi ve yurt dışından tüccarlar vasıtası ile getirilen mal­ların satılması şekLinde olmuştur.
  • Osmanlı Devleti’nde tüccarlar; sermayedar tüccarLar, tacir-î seffarlar ve böl­ge temsilcilikleri bulunan tüccarlar olarak üçe ayrılmıştır.
  • Bölgeler arası taşımacılığı mekkariler yapmıştır.
  • Osmanlı yönetimi para darlığını önlemek için; dışarıya altın ve gümüşün çı­kışı ile stratejik malların (pamuk, demir, kurşun vb.) satışını yasaklamıştır.
  • Osmanlı ülkesine mal getiren tüccarın, ülkesine yine mal alarak dönmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
  • ipek Yolu ve Baharat Yolu olarak bilinen ticaret güzergahlarının kesişme noktasında bulunan Osmanlı DevLeti’nde, ticaretin gelişmesi için tüccarla­rın can ve malları devlet garantisi altına alınmıştır.
  • Kervansaray, han, bedesten, menziller, derbentler ve arastalar ticaretin ge­lişmesini sağlamıştır.
  • Coğrafi Keşiflerle ticaret yolLarının yön değiştirmesi Osmanlı ticaretini za­yıflatmıştır.
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • Linkedin
  • Pinterest

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

It is main inner container footer text