Nurullah Ataç Hayatı Eserleri ve Edebi Kişiliği

Nurullah Ataç Kimdir?,Nurullah Ataç Hakkında Bilgi,Nurullah Ataç Kısa Bilgi,Kısaca Nurullah Atacın Hayatı,Nurullah Atacın Eserleri,Nurullah Ataçın Edebi Kişiliği,Nurullah Atacın Nurullah AtaçHayatı,Nurullah Ataç Biyografi,Nurullah Ataç Denemeleri, Nurullah Ataç Şiirleri,Nurullah Ataçın Hayatı ve Eserleri,Nurullah Ataçın Eserlerindeki Uslübu,Nurullah Ataç Resimleri…

NURULLAH ATAÇ’IN HAYATI ESERLERİ VE EDEBİ KİŞİLİĞİ

Nurullah Ataç’ın Hayatı
Nurullah Ataç 23 Ağustos 1898 senesinde İstanbul şehrinde doğmuştur. Babası, Hammer tarafından kaleme alınan Osmanlı Tarihi isimli eseri dilimize tercüme eden Mehmet Ata Bey idi. Babası Mehmet Ata öğrenmen idi ve mesleğini başarıyla icra ediyordu. İlk okul eğitimini tamamlamasının ardından Galatasaray Lisesi’nde 4 sene daha öğrenim gördü. Bunun ardından İsviçre’de eğitimini tamamladı.

Babasının vefatının ardından 1919 senesinde İstanbul’a dönüş yaptı. 1922 senesine dek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde öğrenim gördü ancak bunu tamamlama fırsatı olmadı.

Fransızca dili öğretmenliği ve tercümanlık mesleklerinde görev aldı. 1945 senesinden sonra Cumhurbaşkanlığında çevirmenlik yaptı. 1926 yılında ise Leman Ataç ile dünya evine girdi.

Nurullah Ataç, eleştiri türünde yazdığı eserleri ile Türk edebiyatında izlenim türü eleştiride ilk örnekleri verdi. Akşam’da tiyatro eleştirmenliği yapmıştır ve daha bir çok gazetede eleştiri yazıları yayınlanmıştır. Deneme türündeki eserleri Türk Dili, Varlık, Yedigün, Ülkü, Seçilmiş, Hikayeler dergilerindedir.

Nurullah Ataç’ın Eserleri

Sözden Söze,
Karalama Defteri,
Ararken,
Günce,
Okuruma Mektuplar,
Söz Arasında,
Diyelim,
Günlerin Getirdiği,
Prospero ile Caliban,
Söyleşiler

Nurullah Ataç’ın Edebi Kişiliği

Dilde sadeleştirme ve özleştirme hareketinin savunucularındandır. Türkçe’deki yabancı kelimeleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç’a göre, Latince, Grekçe, Farsça, Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan kelimelerin Türkçe’leştirilmesinden geçer:

Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.

Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatı geleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir edebiyat olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçe’yi ve devrik cümleyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşaklarıda etkilemiştir.

Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum.[

1953 yılında şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi’nde öldü. [2]

Ölümünden sonra birçok edebiyat ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959’da Tahir Alangu’nun hazırladığı Ataç’a Saygı isimli, O’nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumu’nun 1962’de Ankara’da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.

Ayrıca ölümünün bir sebebi tam olarak belli değildir ve rivayete göre öldürüldüğü ama niçin ve kim tarafından öldürüldüğü belli değildir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel