Nene Hatun Kimdir Kısaca Hayatı

Nene Hatun kimdir, Nene Hatun Efsanesi, Nene Hatun Hakkında Bilgi, Nene Hatun ile ilgili bilgi bulunduran paylaşım platformu.

Nene Hatun

Ulu hakan II.Abdulhamit han çırpınıyor, vatanını, Osmanlıyı ayakta tutmak için ama ne çare dört bir yandan geliyor düşman sanki birer sırtlan gibi çökmüşler üzerine görkemli imparatorluğun. Yıl 1857 idi.  Nene doğduğunda Erzurum‘un Çeperli  köyünde dünyaya geldi nene.  İsmini ona babası vermişti. Anne nedemekti nene anne gibi şefkatli demekti. Nene 18 yaşına geldiğinde dünya evine girdi. Babası onu aynı köyden Nalbant İbrahim ile evlendirdi. Genç çiftin çok geçmeden bir oğlu oldu. Nene bebeğine Nazım adını verdi. Ülke zor günler geçiriyordu o yıllarda ve buna Anadolu’nun kilidi Erzurum’da dahildi. Rus ordusu 1877 yılında 23 Nisan günü Anadolu’ya girdi. Nene ve eşinin yaşadığı köy tam sınırdaydı. İşgalciler köye yaklaşınca genç çift ister istemez yollara düştü. Erzurum’a sığındı.

Ruslar Erzurum’un kapısına dayandığında Nene daha 22 yaşındaydı oğlu Nazım sa 3 aylık bebekti.  Önce Doğubeyazıt hemen sonra Ardahan düştü. Şark cephesinin başında Osmanlının kahraman subayı Muşir Ahmet Muhtar Paşa nene hatunvardı. Paşa ve askerleri direniyordu ama direniş ne kadar sürebilirdi ki Osmanlı sadece 27000 askerle çarpışıyordu, Ruslar 155000 askerle. Osmanlının 50 topu bile yoktu, Rusların top sayısı 200‘den fazlaydı. Osmanlı süngüyle savaşıyordu, Ruslar topla tüfekle, buna rağmen büyük Osmanlı Ordusu iki ay içinde iki muhabere kazanmayı bildi. Ruslar püskürtüldü, ama bu kısa süreli bir zaferdi. Rus ordusunun Anadolu hayali bitmek bilmedi. Çok geçmeden 2. ve 3. dalga akınlar başladı. Mehmetçik direniyor her yeni akında yüzlerce asker şehit veriyordu ve dört bir yanda savaşlar sürdüğü içinde cepheye yeni asker gelmiyordu, yani Erzurum düştü düşecekti. O yılın Kasım ayında Muşir Ahmet Muhtar Paşa askerlerini Aziziye Tabyalarına çekmeye karar verdi. Savaşın en hararetli günleriydi. Rusların komutanı Ahmet Muhtar Paşa’ya bir mektup gönderdi. Mektup ta ” savunmanız çöktü Erzurum’u teslim edin” diyordu. Direnirseniz çoluk çocuk herkes ölecek. Muşir Ahmet Paşa o mektuba hemen cevap yazdı. ”Bu büyük ordu lafla teslim olmadı olmayacak. Kanımızın son damlasına kadar savaşacağız, Allah bizimle birliktedir.” Paşa kararlıydı ama acı sonu da hissediyordu, Erzurum düşecek ve Ümmedi Muhammed binlerce şehit verecekti. Rus komutan dediğini kısa sürede yaptı. Binlerce neferden oluşan Rus ordusu Aziziye tabyalarına dayandı ve kıyım başladı. Sesler, çığlıklar, Allah Allah nidaları Erzurum’dan da duyuluyordu artık. Bir sabah vaktiydi o sabah minarelerden Ezan değil, müezzinlerin haykırışları yükseldi; ”Ey Ümmedi Muhammet Uyanın! askerlerimiz imdat bekliyor.” Nene ve eşi zaten uyumuyorlardı. Nalbant İbrahim bir an olsun tereddüt etmedi. Aldı eline baltasını döndü oğlu Nazım’ı öptü. Eşi Nene’ye de sadece ”Allah’a emanet olun hakkınızı helal edin diyebildi.” Henüz 20’lerinin başındaydı Nene. Gençti ama yüreği kocamandı oda bir an tereddüt etmedi. Anam beni bu günler için doğurdu diye geçirdi içinden. Savaşacaktı. Hemen oğlunu sardı sarmaladı, iki rekat namaz kıldı ve Allah’a seslendi. Oğlumun sahibi sensin o sana emanet. Mutfağa yöneldi bir satırı vardı onu eline aldı.

Artık bütün Erzurum yoldaydı. Hedef Aziziye’ydi. Mehmetçik yalnız kalmayacaktı. Yer gök inliyordu ve Erzurum şehit olmaya koşuyordu. Ellerde, taşlar, sopalar, bıçaklar, keserler, tırmıklar, tırpanlar ile korunuyordu Erzurum. Hiç bir şey bulamayan yumruklarıyla koşuyordu şehitlik makamına Allahu Ekber diye inliyordu yer ve gök. Rus şaşkındı tüfekler toplar kar etmiyordu köylüye. Tam 500 çocuk, anne dede ve nine şehit düştü o gün Aziziye yolunda. Ama Ruslar da arkalarına bile bakmadan kaçtı. Nene yıllar sonra anılarında o gece kaç kişiyi öldürdüğümün hesabını bilmiyorum dicekti. Kolundan, bacağından yaralanmıştı. Kan da kaybediyordu, ama umrunda değildi duyduğu acılar. Bir an gözü yerde yatanlardan birine dönmüştü, ağır yaralı bir genç hatta bir çocuktu bu. Durumu ağırdı, yaklaştı Nene yaralının yüzündeki kanı temizledi, kardeşi Hasan‘dı. Daha 16’sındaydı Hasan. Hasanım diye seslendi şefkatle. Hasan cevap veremedi. Anamız bizi bugünler için doğurmadı mı abla diyebildi ve şehadet getirdi canını hakka teslim etti. Bir kahramanlık destanı yazmıştı o gece Erzurum’lu ve bir kahraman çıkmıştı içinden o kentin adı Nene’ydi. Rus’un korkulu rüyası efsane Nene Hatun 100 yaşına kadar yaşadı Nene. Bu dünyadan 1955’de ayrıldı şimdi memleketi Erzurum’da son uykusunda o büyük kahraman, Şehitlere komşu…!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel