Nemrut Dağı Nerede? Hakkında Bilgi

Nemrut Dağınemrut-dagi

Nemrut Dağı için, “Dün­yada güneşin doğuşunun en güzel olduğu yerlerden biridir” denmiştir. Ancak, Nemrut Dağı’nda güneşin batışı da çok güzeldir. Ne var ki yaz mevsi­minde bile güneşin doğmasın­dan önce veya batmasından sonra hava soğuk olur. Nemrut Dağı’nın o kadar yükseklere nasıl çıkarıldığını hayal ederken bile zorlandığımız heykellerinin fotoğraflarını çekebilmek için elverişli ışık çok önemlidir. Ka­rakuş, Cendere, Yeni Kale, Arsameia gibi Nemrut Dağı’nın ilginç yerlerini içeren Büyük Turun yaklaşık beş saat sürece­ğini hesaplayarak, mevsimine göre güneş batışından beş altı saat önce yola çıkın. Gezinizi tamamlayıp, fotoğraflarınızı çektikten sonra da Batı terasın­dan güneşin batışının tadını çıkarın. Ortalık kararmadan da arabanızda yerinizi alıp dönüş yolculuğuna başlayın.

1838 yılında Osmanlı or­dusuna danışman olarak hizmet veren Prusyalı komutan Helmut Von Moltke’nin, Nemrut Dağı tümülüsünü ve heykellerini gör­düğü, hatta Nemrut Dağı zir­vesini yön tayin etmek için kullandığı biliniyor. Ancak il­ginç olan Moltke’nin mektup­larında ve notlarında bu konu­dan hiç söz etmemesidir. 1881 yılında Diyarbakır’da görevli bir başka Alman Kari Sester, Alman Konsolosu’nu Nemrut Dağı heykellerinden haberdar eder. Konsolos da konuyu Berlin Kra­liyet Akademisi’ne yazar. Aka­demi tarafından bölgeye gönde­rilen bilim adamı Otto Puchstein, tepenin, tümülüsün ve heykellerin o güne kadar hiç duyulmamış bir krallık olan Kommagenelere ait olduğunu anlar. Alman arkeolog Cari Humann ve ilk Türk müzecisi olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı’nın ilk kayıtlarını tutmaya başlar. Cari Humann, Bergama Sunağın da kabartma levhaları kireç ocağına atılırken bulan, kurtaran ve Berlin’e taşıyan arkeologdur. Cari Humann’a 1883 yılında, Zeus Sunağı’ndan dolayı Nemrut Dağı’nda da kazı yapma izni verilmişti. Aynı yıl Karakuş Tümülüsü’nde de çalışmalar başlatılır.

Nemrut Dağı ve Tümülüsü Kommagene Krallığı’nın en parlak dönemimin MÖ 69-8 yılları arasında olduğu biliniyor. Kral 1. Antiochos MÖ 69-36 arasında iktidardadır. Çok akıl­lı bir politikayla küçücük ülke­sinin tarihte politik olarak say­gın bir yer edinmesini sağlamıştır. Onun döneminde tümülüs hazırlanmış, zirvedeki heykeller yerleştirilmiş, Arsame­ia ve Yeni Kale kurulmuştur. MÖ 64 yılında, Seleukosların yok olduğu dönemde bütün Anadolu’yu ele geçirmiş olan Roma imparatoru Pompeius bile Kommagenelere dokunma­mış ve hatta Seleukos toprakla­rının bir kısmının Kommage­nelere verilmesine razı olmuştur. 1. Antiochos, sonrasında beliren Part tehlikesini de kızını Part kralının oğluyla evlendirerek çözmüş. Kısacası 1. Antiochos, küçük ülkesini politik kargaşa­ların içinden başarıyla geçirerek geriye zengin bir hazine bile bırakmayı başarmış. Ancak 1. Antiochos’un ölümünden sonra yaklaşık 200 yıldır var olan kral­lık bitecek ve MS 72 yılında Romalılara karşı kaybedilen Kommagene Savaşı’ndan sonra ülke Roma imparatorluğunun Suriye Eyaleti’nin bir parçası haline gelecektir. Krallığın baş­kenti bugün Samsat olarak ge­çen Samosata idi. Samosata, yarım daire olarak Fırat Nehri’ne dayanırken 2 km.lik bir sahil şehri olarak uzanırdı.

Nemrut Dağı tümülüsü alanı, MÖ 60 yılında, Komma­gene Kralı 1. Antiochos tarafın­dan denizden 2150 m yüksek­likteki zirvede inşa edilmiştir. Nemrut Dağı zirvesi, Doğu, Batı ve Kuzey teraslarından oluşur. Doğu ve Batı teraslarında dev heykeller bulunurken, Ku­zey terasında bulunmuş olan elliden fazla dikilmemiş taş stel, bu terasın depolama alanı veya kralın halefleri için ayrılan alan veya düzenlenmesine fırsat kal­mayan teras olduğunu düşün­dürmektedir.Aralarındaki uzaklık yakla­şık 150 m. olan Doğu ve Batı terasları, arazinin yumurta şek­lindeki kesiti üzerinde tamam­lanmış ve çıkan yumruk büyük­lüğündeki taşlar da, ortadaki çekirdeği yükseltip tümülüs ha­line getirmek için kullanılmıştır. Kommagene Krallığı’nda bu tür tesisler için Hierothesion deni­liyordu. Hierothesion, içinde kutsal bir şey saklanan yer an­lamına gelirdi. Burada varlığı tanrı katına yüceltilmiş Kral Antiochos’un dünyevi varlığının saklandığı yerin kastedildiği düşünülüyor. Ancak, henüz me­zarın içine girilemediğinden bu düşünce kanıtlanamamış bir tez olarak durmaktadır. 290.000 m2’lik bir alanı kaplayan tümülüsün hacmi 264.750 m3, çapı 150 m. ve ortalama yüksekliği 45 m.dir. Tümülüsün çekirdeğinde masif bir kaya bulunmaktadır. Doğu ve Batı teraslarındaki heykellerin sırtlarında 237 satırlık bir yazı vardır. Her iki terasta da metin­ler aynıdır. Persleri ve Helenleri kendi soyunun “mutluluk veren kökleri” veya “mutluluk veren ataları” olarak tanımlayan 1. Antiochos bu metinde, atalarına ve kendi kişiliğine yakışanı bu dağın zirvesinde ebedileştirdiği­ni anlatır. İran’ın, Makedonya’nın ve kendi vatanı Kommagene’nin, insanlarına, çocuklarına, torun­larına lütufkâr olmaya devam edeceği konusunda umutlarını dile getirir. Metnin okunmasıy­la da dağın sırrı çözülür. Burayı kuranın, sülalesini Pers ve Ma­kedonyalı atalarına bağlayan bir Kommagene kralı yani 1. Anti­ochos olduğu anlaşılır.

Adıyaman’ın Kâhta ilçesine bağlı Nemrut Dağı tümülüsü ve çevresi, Unesco tarafından 1987 yılında Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Hayatını turizme vermiş bizim gibi insanların gönlünden geçen ise günün birinde Dünyanın Harikaları’ndan biri olarak tüm dünyanın Nemrut Dagı’nı varlığını öğrenmesi olacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel