Madde Bağımlılığı Belirtileri ve Tedavisi

Madde Bağımlılığı Belirtileri ve Tedavi Süreci

Bir çok ailenin yok olmasına, hayatların sönmesine neden olan uyuşturucu madde bağımlılığı; unutulmamalıdır ki, başlaması kolay bırakması ise çok çok zordur. Buradan bütün anne babalara sesleniyorum lütfen çocuklarınıza dikkat edin. Özellikle erkek çocuklarda genelde ergenlik döneminde boşluğa düşme olaylarına sık rastlanır, işte bu yüzden boşluğa düşen çocuklar sığınacak bir liman ararken tanışıyor uyuşturucu maddeler ile. Aşağıda anne ve babalar için hazırlanmış ve madde bağımlısı olan bir çocukta görülen belirtileri ve alınması gereken önlemleri ve Allah korusun eğer madde bağımlısı çocuğunuz veya yakınınız var ise madde bağımlılığı tedavisi hakkında bilgiler barındıran bir yazı hazırladık. Umarım bu yazı bir çok insana ulaşır ve bilgilenir.

Hayat Ellerimizden Kaymadan…

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Ülkemizde Uyuşturucuya Başlama Yaşının 13.8’e Düştüğünü Söylüyor.

Çoğumuz madde kullanımını, bağımlılığının yakınımızda, yakınlarımızda olmayacağını düşünürüz. Oysa madde kullanım problemi hiçte zannedildiği kadar uzağımızda değildir. Çoğu kez sigara ile başlayan, alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerle devam eden bir zincir etrafımızı sarar. Bu problem sadece bağımlılık yapıcı maddeleri kullanan bireylerin değil, ailelerin ve toplumun hayatınıda olumsuz etkiler. Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı devam ettikçe, bireyde fiziksel, ruhsal ve davranışsal sorunlar giderek artar. Zamanla bunlara ekonomik ve sosyal sorunlarda eklenir. Bu süreçte gence en büyük desteği verebilecek olan kurum, ailedir. Ancak ne yazık ki aileler çocuklarının madde kullandığını genellikle çok geç öğrenir.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti ülkemizde uyuşturuya başlama yaşının 13.8’e düştüğünü söylüyor. Bu yaşı uyuşturucu kullanım yaşı olarak tanımlamak çok doğru olmasa da bir çok bağımlılık hikayesi ilk denemeden sonra bir daha geri dönülemediği üzerine kurulu. Yani bir kere denemekle bir şey olmaz mantığını ortadan kaldırmak bunun zararları konusunda çocuklarımızda farkındalık yaratmak çok önemli. Ailelerin çocuklarıyla iyi ilişkiler kurmaları, onları yakından tanımaları, iyi birer gözlemci ve takipçi olmaları uyuşturuyla mücadelede çok önemli noktalar.

Çocuklar genelde ergenlik döneminin kendine has bir takım sıkıntılarını aşamadıkları, kendilerini yalnız  çaresiz hissettikleri, aileleri ve çevreleriyle yaşadıkları sorunlardan kaynaklı farklı arayışlara girmeleri sonucu bağımlılık batağına düşerler. Yavaş yavaş çocuğunuzun gözünüzün önünde bir başka insana dönüşmeye başlar. Kendine olan güveni azalır, kontrolsüz davranmaya, insani pirensiplerden uzaklaşmaya, ideali ve geleceği ile ilgili hayallerden vazgeçmeye, fiziksel olarak da hasta bir insana dönüşmeye başlar. Kullanılan maddeler bağışıklık sistemini zayıflatmış, vücudu korumasız bırakmıştır.

Bağımlı genç zaman içerisinde bu maddeyi elde etmek için değişik yöntemler kullanmaya başlar. Önce kendi harçlıklarını biriktirmeye başlar, onlar yetmeyince etrafındaki insanların değerli eşyalarını çalmaya başlar daha da yetmezse hırsızlık ve gasp işlerine el atar. Başka çaresi kalmaz ise artık hem satıcı hem kullanıcı olur. Hem bir suçlu hem de bir hastadır. Bu hikayenin sonu özgürlüğünü kaybetmek ondan da öte hayatını kaybetmekle sonlanır.

Uyuşturucu bağımlılığı ile ortaya çıkan değişiklikler aynı zamanda ergenlik döneminde görünen davranışsal ve fiziksel değişikliklere çok benzediği için bunları anlayabilmek çocuğu çok iyi tanımaya, iyi bir gözlem ve takibe dayanır. Bu takipler, sürekli birey üstünde sen ne kullanıyorsun baskısına ya da herkes de oluyor bunlar boşvermişliğine dönüşmemeli.

Madde bağımlılığı belirtilerini üç ana grupta toplayabiliriz. Bunlar sosyal değişim, davranışsal değişim ve fiziksel değişimdir. Fiziksel değişimin ortaya çıkması daha uzun bir zaman aldığından, öncelikle diğer değişimleri zamanında farkedebilmek ve müdahale edebilmek gerekir.

Sosyal değişimin en belirgin özelliği bireyin var olan arkadaş çevresinden kopması ve yeni çevreler edinmesi ya da sıklıkla çevre değiştirmesidir. Ve bu yeni çevreler aileden uzak tutulur ya da aile tanıştırılmak istenmez. Aileleriyle geçirdikleri zaman giderek azalır ve birey evden uzaklaşarak bu çevrelerle vakit geçirmeye başlar.

Davranışsal değişiklikler ise bireyin kendine güvenini kaybetmesiyle başlar. İçine kapanır, iletişimden uzak durur. Zaman zaman aşırı sevinç ya da öfke gibi duygu dalgalanmaları gösterir. Kişisel bakımına özen göstermez. Ya da okuldan kopma, derslere ilgisizlik, başarı seviyesinde ciddi düşüşler yaşar. Bunlar zaten artık onun için önemsiz, anlamsız şeylerdir.

Madde temini ve kullanımı aşamasında sık sık yalana başvurur ve bir yalan arkasından diğerini getirir. Artık yalancı ve durumun içinden çıkamaz bir insan olmuştur. Onun için en önemli şey madde teminidir ve bunun için her yolu dener.

Fiziksel etkileri ise daha uzun sürede ortaya çıkar. Madde kullanımı yeme alışkanlığını etkilediği için aşırı kilo kayıpları yaşanabilir. Yüz bölgesinde kızarma, burun akıntısı, gözlerde kanlanma veya kızarma görülür. Madde yoksunluğundan kaynaklı yaşanan titreme, ağrı, kabızlık, ishal, solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklar görülür.

Bitkinlik, yorgunluk, uyku hali yarattığı gibi yanlış anlamalara ve konuşma güçlüğüne de neden olur. Madde kullanımı ilerledikçe vücutta çeşitli yara izleri meydana gelebilir.

Bütün bunlardan korunmak, çocuğumuzu uzak tutmak için ilk yapılmaıs gereken ailenin çocuğuyla iyi ilişkiler kurması ve onu gerçekten tanımasıdır. Benim çocuğum yapmaz diyerek durumu görmezden gelmek bir hayatın elinizden kayıp gitmesine neden olabilir. Çocuğumuzun sorunlarına sizin dışınızda çareler araması onu hiçte istemeyeceğiniz bir sona sürekleyebilir.

Bağımlı olunduktan sonra bilimmelidir ki tedavi süreci oldukça zorlu, yüksek irade ve sabır isteyen bir süreçtir hem aile hem birey için.  Tedavinin tüm gereklerini yerine getiren , bu bağımlılıktan gerçekten kurtulmak isteyenler için bırakma oranı gerçekten yüksektir. Tedavi süreçleri sadece bağımlılıktan kurtulmayı değil aynı zamanda kişinin sosyal yaşamına geri dönmesini ve bu yaşamı sağlıklı sürdürebilmesini de içermelidir. Yani aslında yeniden bir topluma kazandırılma ve kişinin kendisiyle barıştırılma sürecidir. Zorlu fakat başarılmayacak bir süreç değildir ama bilinmelidir ki en iyi korunma hiç başlamamaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel