Liyakat Nedir Ne Demek

LİYAKAT NEDİR

Devlet Memurları Kanunu’na göre memurluğun üçüncü niteliği liyakattir. Liyakat, 1982 Anayasası’nın 70. maddesinden vücut bulmaktadır. Liyakat, modern memur­luğun olmazsa olmaz, ayırt edici öğesidir ve tarihsel olarak modern memurluğun kurulmasına koşut olarak ortaya çıkmıştır. Bu nitelik, özünde, layık olan memurun hizmete alınmasını, yükseltilmesini ve hizmetine son verilmesini içerir. Dolayısıyla liyakat, memurluğun bütün süreçlerinde uygulanacak temel bir ilkedir. Liyakat, memurluğun bütün süreçlerinde erdem ve yeteneğin temel ölçüt alınmasıdır.

Liyakat ilkesi modern memurluk ile birlikte ortaya çıkmıştır. 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 6. maddesinde “eşitlik”, “erdem ve yeteneğin” me­murluk için temel ölçüt olduğu belirtilmiştir. Aynı biçimde, 1856 Islâhat Fermanın’da ve 1876 Kanun-ı Esâsisi’nde “eşitlik” yanında “ehliyet ve kabiliyet” memur­dur için temel ölçüt olarak alınacaktır. 1924 Anayasası’nda, “eşitlik”, “ehliyet ve istihkak” memurluğun ölçütüdür. 1961ve 1982 Anayasalarında ise liyakat “eşitlik” anında “ödevin” ve “görevin” niteliği ile bağlı kılınmış “güvence” de bir unsur ola­rak yer almıştır. Böylelikle liyakat, Anayasal belgelerde memurluğun temel niteliği olarak kabul edilmiştir denilebilir.

Liyakat ilkesinin üç unsuru vardır. Birincisi, personel süreçlerinde hizmetin ge­reklerinden kaynaklanan rasyonel ölçütlerin kullanılması; İkincisi memurlar arasında malik ilkesinin uygulanması; üçüncüsü ise, memurların güvenceye sahip olmasıdır.

Devlet Memurları Kanunu, liyakati temel ile olarak kabul etmiş ve “Devlet ka­mu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sana erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak” olarak tanımlamıştır.

Liyakat ilkesi, devletin insan unsuru olarak memurluğa en iyilerinin hizmete alınmasını ve hizmetin süreçlerinde ilerlemesini içerir. En iyilerin memur olması, ümmete almadan başlayan süreçte, rasyonel ölçütlerin temel alınmasını gerektir­mektedir. Bu olgunun nedenselliğinde iyi işleyen bir devlet makinesine olan ihtiyaç yatmaktadır. Toplumdaki en iyilerin erdem ve yeteneklerine göre devlet içeri­sine memur olarak alınması ve bu erdem ve yeteneklilerin yukarıya doğru tırman­ması, devletin iyi işlemesi, böylelikle vatandaşların nitelikli ve yeterli hizmet alma­sının ön koşuludur. İyi işleyen bir devlet makinesinin en önemli olmazsa olmaz koşulu, erdem ve yeteneklilerinin devlet hizmetine kabulü ve bu süreçte yukarıya doğru tırmanmasıdır. Liyakatsizliğin varlığı hâli, esas olarak objektif ölçütler olan erdem ve yetenek yerine takdiri, dolayısıyla sübjektif ölçütleri içeren kayırmacılığın öne çıkmasını doğurur.

Devlet Memurları Kanunu’ndaki liyakat tanımının bir diğer unsuru, memurlu­ğun bütün süreçlerinde eşitliğin sağlanmasıdır. Bu olgu 1982 Anayasasındaki ka­nun önünde eşitlik ve kamu hizmetine girme hakkında eşitliğin kamu personel sü­reçlerinde uygulanmasıdır. Anayasa’mn kanun önünde eşitlik ilkesinde “dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayı­rım gözetilmeksizin” herkesin eşit olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Bu kesimler için pozitif ayrımcılık yapılabilir. Diğer yandan Anayasa “hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükmünü de kabul etmiştir. 1982 Anayasası ayrıca, devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır ilkesini kabul etmiş, böylelikle kamu personel süreçlerinde kanun önünde eşitlik ilkesinin uygulanacağının altı çizilmiştir.

Devlet Memurları Kanunu’nda liyakat ilkesinin son unsuru devlet memurlarının güvencesine denk gelmektedir. Buna göre, memur güvencesi, yukarıda açıkladığı­mız gibi, memurluğun ayırt edici niteliğidir. Memur güvencesi, aynı zamanda liya­kat ilkesinin de bir unsurudur. Memur, statü hukuku doğrultusunda istihdam edi­lir. Bu çerçevede, statüsü yasalarla düzenlenir. Aynı zamanda memurun maaşı, hiz­mette kalıp kalmaması yasadan kaynak bulan objektif güvencelere bağlanmıştır. Amirin sübjektif takdiri ile maaşının miktarı, hizmette kalıp kalmaması gibi statü­nün herhangi bir öğesi belirlenemez. Güvencenin bir diğer boyutunu, memur hakkındaki işlemlerin idari yargı denetiminde olması oluşturur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel