konsantrasyonu Engelleyen Faktörler Nelerdir

konsantrasyon2

konsantrasyonu Neler Engeller, konsantrasyonu Etkileyen Faktörler, Neden Konsantre Olamayız

KONSANTRASYONU ENGELLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Konsantrasyonu engelleyen faktörler nelerdir? Bunların etkisi minimuma nasıl indirilebilir?

En başta olumsuz yargılarımız konsantrasyonu çok fazla etkiler. Yapılamayacağına dair olan genel kanının büyüklüğü, çocukluktan beri taşınan genellemeler, defalarca aynı yoldan gidilerek elde edilen 

başarısızlıklar, deneme kültürü yoksunluğu belli başlı sebeplerdir.

Bunları minimuma indirmek; kendimizi eğitmek ve bu alanda eğitimler almaktan geçer.

Konsantrasyon eksikliği, insan psikolojisinde nelere yol açar?

Konsantrasyon, sağlıklı insan psikolojisinin temelini oluşturur. Her ne iş için olursa olsun verimli sonuç almak üzere kurgulanmış bir yapımız var. Konsantrasyon eksikliği bu yapıya zarar verdiği için tembellik, bıkkınlık, olumsuz düşünme, yapılan işte başa­rısızlık gibi sonuçları olabilir.

Konsantrasyonu artırmak
için neleri öneriyorsunuz?
Bu konuda ayrıntılı olarak
neler söyleyebilirsiniz?

Konsantrasyonu artırmak, kişinin önce kapasitesini bil­mesinden yani kendini tanı­masından geçer. Nelere kadir olduğunu bilen insanın kendi­sinden beklentisi ve yaptıklarına karşı değerlendirmesi daha gerçekçi

olur. Bu yönde eğitimlere katılmak bir nebze artış sağlayabilir. Daha ziyade konsantrasyon alanında verilen eğitimlere katılmak, dik­kat çeşitlerini kuvvetlendirmek, baskın ve sık kullanılan dikkat alanını geri plana alıp kullanıl­mayan alanları geliştirmek faydalı değişimler sağlar.

Dikkat eksikliği ve hiperakti- vite bozukluğu nedir? Belirtile­ri nelerdir? DEHB doğuştan mı yoksa sonradan mı ortaya çıkar?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivi- te birbirinden ayrı iki kavramdır. Çoğu zaman birlikte seyrettikle­ri için karıştırılmaktadır. Kişide gelişen hiperaktivite bir hastalık olarak kabul edilirken, tek başına seyreden dikkat eksikliği alıştırma, psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik rutinlerde değişiklikler ve dikkat danışmanlığı ile ortadan kaldırı­labilir bir durumdur.

DEHB doğuştan olduğu yö­nünde, epigenetik olarak geliştiği yönünde ve çevresel faktörlere bağlı olduğu yönünde açıklama yapan  uzmanlar da vardır. Bu noktada ben, her olayın kendi koşul setinde gerçekleştiğini düşünerderdenim. Diyebiliriz ki genetik olarak DEI1B olan birisi, çocukluğunda bilinçli bir aile tarafından yetiştirilirse okul döneminde fark bile edilmeye­bilir. Koşul seti değişimi olaym sonucunu da değiştirir.

Dikkati dağıtacak faktörler nelerdir?

Dikkati dağıtan faktörleri psiko­lojik, fizyolojik ve çevresel olarak üç gruba ayırabiliriz. Psikolojik faktörler arasında; aileden gelen aşındırmalar, yapamama kaygısı, mükemmeliyetçilik sayılabilir.

Fizyolojik faktörler arasında; omega-3 eksikliği, dopamin sal­gılanmasında sorunlar, beyin iş­levlerini gerçekleştiren vitamin ve minerallerde eksiklik sayılabilir.

Çevresel faktörler ise çalışma ortamı, gürültü, ışık şiddeti ve arkadaşlar sayılabilir.

DEHB olan bir çocuğun ya da ergen bir gencin ebeveynlerine ne tavsiye edersiniz? Çocuklarına nasıl yaklaşmalıdırlar?

Çoğu dikkat eksikliği sorunu yaşayan ailelerden oluşan veli portföyüme dayanarak diyebilirim ki, tahammülün ve onun başara­cağına olan inancın çok yüksek tutulması gerekir. Bu çocuklar ya da ergenler, zaten akademik ha­yatlarında gün boyu aşındırmaya maruz kalarak evlerine dönüyorlar; bir de en güvendikleri varlıklardan bu aşındırmalara maruz kalmca çocuğun özgüveni tamamen sar­sılıyor. Genellikle ya agresif ve saldırgan ya da pasif ve suskun kişiler oluyorlar. Alman tavır bu durumun geçiciliğini geciktirip hatta kalıcı bir hale bile getirebilir. Biraz önce de söylediğim gibi yüksek tahammül ve başaracağı şeylerin olduğuna dair inanan yüksek tu­tulması çok önemli. Her çocuk içinde bir cevher ile doğar. Eğer onu fark edemiyorsanız ya sarraf

değilsinizdir ya da daha zamanı gelmemiştir. İnanın bana bunun için beklemeye değer.

Konsantrasyon ve dikkat eksikliğinin iletişimde ne gibi olumsuz yansımaları olur? Tav­siyeleriniz nelerdir?

İletişim, kişiler arasında gerçek­leştiği gibi kişinin kendi kendine de gerçekleştirdiği bir faaliyettir aynı zamanda. Kendine az konsantre olan birinin, konsantrasyonu ora­nında kendisini anlamasını bek­leriz. Haliyle kendini tam olarak anlayamayan birisi kendini tam olarak ifade de edemez.

Karşı taraftan düşündüğümüzde ise ne anlatıldığına odaklanmayan birisiyle konuşmak en başta yan­lış anlaşılmalara ve ilişki bozul­malarına sebebiyet verebilir. Ya da sadece tek olguya konsantre olarak iletişime geçmek, muhata­bın anlattığından çok daha farklı sonuçlara ulaştırabilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel