Kısırlık Hakkında Bilgi

Kısırlık Hakkında Bilgi,
Kısırlık Nedir?,
Kısırlık Ne Anlama Gelir?,
Kısırlığa Ne Sebep Olur?,
Kısırlık Ne Demek?,
Kısırlık Nasıl Geçer?,
Kısırlığın Tedavisi Varmıdır?,
Kısırlığın Çözümü Varmıdır?,
Kısırlığa İyi Gelen Yiyecekler,
Kısaca Kısırlık Nedir?,
Kısırlık Neden Olur?,
Kısırlığın Nedenleri Hakkında Bilgi,
Erkeklerde Kısırlık Nasıl Geçer?,
Kadınlarda Kısırlık Nasıl Geçer?,
Erkeklerde Kısırlık Neden Olur?,
Kadınlarda Kısırlık Neden Olur?,
Erkeklerde Kısırlığın Tedavisi,
Kadınlarda Kısırlığın Tedavisi…

kısırlık

Kısırlık Hakkında Bilgi
Kadınla erkek normal cinsel birleşmede bulundukları ve gebeliği önleyici hiç bir tedbir almadıkları halde gebelik olayının meydana gelmemesi. Doğurmama, döl vermeme, üreme olanaksızlığı gibi adlarla da anılır.

Çocuk sahibi olamamak, sürekli düşüklerden ya da çocukların ölü doğmasından ileri gelebilir. Ancak kısırlık sözcüğü genellikle gebelik olayının meydana gelmediği durumlar için kullanılmaktadır. Tam kısırlık az görülen bir hal olmakla birlikte kısırlık eğilimi yani gebe kalma yeteneğinin azalması, oldukça yaygındır. İkincil kısırlık deyimi, kişilerin verimli bir dönemden sonra kısırlaştıklarını belirtmek için kullanılır. Bu durum erkekler için de söz konusudur.

Kısırlığın ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak saptamak oldukça güçtür. Avrupa ülkelerinde evliliklerin yüzde on beşi çocuksuzdur. Ancak bu oran, doğum kontrolü uygulamak yoluyla isteyerek çocuk yapmayan ve çocuk sahibi olmayacak kadar yaşlı olan çiftleri de kapsadığı için çok açıklayıcı sayılmaz.

Kısırlıkla, kadının evlendiği yaş arasında yakın tir ilişki vardır. Kırk yaşını geçtikten sonra evlenen kadınların yüzde altmış sekizi çocuk sahibi olamamaktadır. Bu oran 35-39 yaşlarında evlenenlerde yüzde kırka, 3034 yaşlarında evlenenlerde ise yüzde yirmi üçe düşmektedir.

Gerek kadınlar ve gerekse erkekler yaşamlarının kimi dönemlerinde doğal olarak kısır olurlar. Kadınlar, adet görmeden önce, gebelik süresince bazen emzirme döneminde ve menopozdan sonra kısırdırlar. Erkekler ise ergenlik döneminden önce ve yaş döneminden sonra doğal olarak çocuk sahibi olamazlar.

Kısırlığın ancak çok dikkatli incelemeler sonucu anlaşılan çeşitli nedenleri vardır. Erkeklerde üç belli başlı neden; erbezlerinin yeterince sperma üretememeleri, spermaları penisin ucuna ileten kanalların tıkalı olması ve spermaları dölyoluna bırakmamaktır. Kadınlardaki kısırlık nedenleri çok daha karmaşık ve çeşitlidir. Örneğin, yumurta üretimi düzensiz olabilir ya da yumurtaların Fallop borularına ya da buradan dölyatağına geçmelerini engelleyen bir yapı bozukluğu bulunabilir. Dişinin dölyatağı ya da dölyolu gibi üretim organlarından biri spermaları kabul etmeyebilir. Bazı durumlarda, dölyatağının fibroid türünde anormal oluşumları döllenmeyi engelleyebilir ya da dölyatağı döllenmiş yumurtanın gelişmesini sağlayacak sağlamlıkta olmayabilir.

Hekimler kısırlığın nedenlerini araştırmaya başlamadan önce, çiftin cinsel birleşmeleri ile ilgili bazı noktaları öğrenmek isterler. Çünkü kısırlık nedeniyle hekimlere başvuran çiftlerle ilgili bir anket, bunların yüzde beş gibi oldukça yüksek sayılabilecek bir oranının cinsel birleşmeyi tam olarak gerçekleştiremediklerini ancak bunun farkında olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Kısırlığa yol açan bir başka neden de cinsel birleşmenin seyrek yapılmasıdır. Döllenmenin gerçekleşmesini sağlamak için kadının verimli döneminde çok sık (en fazla iki gün ara vererek) cinsel birleşmede bulunmak gerekir. Kısırlığın bir nedeni de cinsel birleşme sırasında dölyoluna nemlilik vermek için kullanılan bazı sıvıların spermaların ölmesine yol açmasıdır.

Kadının orgazma ulaşamaması ile kısırlık arasında doğrudan doğruya bir bağlantı olmamakla birlikte, orgazmdan sonra Fallop borularının genişleyerek döllenmeyi kolaylaştırdıkları, kanısını güçlendirecek çeşitli kanıtlar vardır. Ayrıca cinsel birleşme ya da kısırlık olasılığı ile ilgili olumsuz düşüncelerin ve kuşkuların da kısırlığa yol açtığı bilinmektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, kısırlığa kalıtsal ve yapısal etkenlerin yol açabileceğini ve bazı ailelerde kısırlık eğilimi olduğunu göstermektedir. Örneğin ailesinin tek çocuğu olan bir kadın evlendiğinde gebe kalma olasılığı yüzde altmış, birden çok çocuk sahibi olma olasılığı ise yüzde otuz dört olmaktadır.

Günümüzde, kısırlığın nedenleri ile ilgili boş inançların birçoğu ortadan kalkmışsa da hala yaygın olan bazı yanlış düşünceler vardır. Örneğin cinsel birleşmeden sonra çarşafta bir leke kalmasına bakarak dölyoluna döllenmeyi gerçekleştirecek kadar meninin gitmediğini sananlar vardır. Oysa bir miktar meniyle dölyolu salgılarının meydana getirdikleri bu leke gayet olağandır ve sperma üretimi normalse, dölyoluna döllenmeyi gerçekleştirecek kadar sperma her zaman gider.

Bundan başka kısırlığın kişinin mesleğiyle ya da yaşadığı bölgeyle ilgili olduğunu sananlar da vardır. Kısırlığın, köylerde (şehirlere göre) ve bedenle çalışanlar arasında (zihinle çalışanlara göre) daha yaygın olduğunu doğrulayan istatistikler vardır. Ancak bu sonuç çeşitli yerlerde evliliklerin yapıldığı yaşı belirleyen geleneklerle ilgili sayılmaktadır.

Yumurtalıkların düzenli çalışmasını sağladığı sürece beslenme yetersizliği kısırlığa yol açan bir etken sayılır. Ameliyatlar dışında doğum kontrolü için uygulanan yöntemler de kısırlığa sebep olmazlar. Ancak, ağızdan alınan doğum kontrol haplarının, uzun süre kullanılırlarsa (hap kullanımı durduktan sonra bile) bazı kadınlarda yumurtalıkların işlevini aksattığı hatta bütünüyle durdurdukları bilinmektedir.

Kısırlık tedavisi nedenine göre değişir Kadının ya da erkeğin üretim organlarında başgösteren herhangi bir hastalıktan ileri geliyorsa uygun bir ilaçla tedavi edilir. Kısırlık, bilgi yetersizliğinden ileri geliyorsa, kadının yumurtlama günleri, gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu dönem, cinsel birleşmenin yapılması gereken zamanlarla ilgili bilgileri vermek sorunu çözecektir. Cinsel birleşme durumları ile ilgili öneriler de yararlı olur; çünkü bazı durumlar döllenme olasılığını artırmaktadır.

Sperma üretimi yetersizliğinin tedavisi güç ve hatta bazen olanaksızdır. Kadında yumurtlamanın gerçekleşmesine bağlı olarak ortaya çıkan kısırlığın giderilmesi için yapılan hormon tedavisi çok daha iyi sonuçlar vermektedir. Bu tedavi gonadotrop hormonlarıyla yapılır. Ancak uygulama sırasında çok dikkatli olmak gerekir; çünkü bu ilaçlar bazen ikiz ya da üçüz doğumuna yol açmaktadır.

Kısırlıkla ilgili tedaviler arasında yapısal anormallikleri düzeltmek için yapılan ameliyatlar ve yapay döllenme de sayılabilir. Yapay döllenme kocanın ya da bir başka erkeğin spermaları kullanılarak gerçekleştirilir.

Kısırlığın ilaçla yapılan tedavisi genellikle iyi sonuçlar vermektedir. Doktora başvuran kadınların yüzde kırk kadarı, çocuk sahibi olmaktadır. Ancak, tedavi sonucu gebe kalan kadınlar gebelik döneminde çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Örneğin gebelik zehirlenmesine yakalanma olasılıkları yüksektir. Ağır bir gebelik dönemi geçirirler. Ayrıca bu tür gebelikten sonra ölü çocuk doğurma ve düşük yapma olayları da yaygındır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel