Kısaca Müzikte İlkçağ Ortaçağ ve Rönesans Dönemlerinin Gelişmeleri Özellikleri

Müzikte İlkçağ Ortaçağ ve Rönesans Dönemi Hakkında Bilgi, Müzikte İlkçağ ortacağ ve Rönesans Dönemi Özellikleri, Müzikte İlk Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Gelişmeleri

Sevgili Okurlarımız Sizlere Bu Yazımızdamüzikde dönemler Dönemlere Göre Müzikte Yaşanan Gelişmeler Hakkında Bilgi Vermeye Çalışacağız. Şimdiden İyi Okumalar…

Müzikte ilk çağ dönemi

1- Mısır : M.Ö. 2850-332
Çalgı çalmak kahraman erkeklere değil,nazlı kadınlara yakışır düşüncesi hakimdir. Müzik ,dini törenlerin ve dansların olduğu gibi,gündelik yaşamın bir parçası ve eğlence aracıdır. Davul,arp, def, darbuka sistron, çifte Flüt,trompet, üçgen arp, kitara ve su basılarak işleyen org önemli çalgılardır.

2 -Sümerler : M.Ö. 4000-2300
Müzik dinsel tapınma törenlerine Özgü gizemli bir güç taşır . Şarap ve aşk gibi dünyasal zevklerin sesidir. santur, flüt, lir,arp, kamış , düdükler ve davullar, daha sonraları trompetler en önemli çalgılarıdır.

3 -Çin : M.Ö. 2850-332
Müzik ilk olarak eğitimde kullanılır. Çin tapınaklarında ve saraylarında, büyük koroların ve çalgı topluluklarının varlığından söz edilir. Çin tiyatrosunda müzik ,olayları ve perdeleri birleştirici bir öğe olarak kullanılmıştır. Davul, zil, sistron, bambu flüt.,ağız orgu,çeşitli gong ve çanlar önemli çalgılarıdır

4 -Hindistan : M.Ö. 2000
Veda adı verilen dört kutsal kitaptan biri olan Samoveda dünyanın notaya alınmış en eski ezgilerini kapsar. Oldukça karmaşık bir müzik kuramı olan hint müziği,melodi çizgisini simgeleyen ragalar ve ritmi belirleyen tala’lardan oluşmaktadır. En eski çalgı armudi gövdesiyle yedi teli olan vina dır. Bir çeşit tanbur olan, şikara, iki telli, sitar, mızrapla çalınan rebab, tavana asılarak çalınan ağır ve büyük bir boru şeklindeki ramsinga, glockenspiel ‘e benzeyen kinneri, büyük davullar, nakkare, boyuna asılan davul, dümbelek, darbuka, çıngırak,ziller önemli çalgılardır.

Ortaçağda Müzik
Ortaçağ, Hıristiyanlığın gelişme yıllarından 15. yüzyıl başlarına dek etkisini sürdüren geniş bir dönemi kapsar. Bu dönem sonunun Karanlık
Çağ olarak da anılması, kilisenin bağnaz egemenliğinde, dünyasal zevklerden yoksun bırakılmış, araştırma, keşfetme, kendini ve çevresini tanıma özgürlüğü elinden alınmış insanın, yalnız ölümden sonrasına hazırlık yapması gereken kutsal bir ortama güdümlenmiş olmasıdır.
Ortaçağ, bin yıldan fazla bir süre içinde, antikçağ ile Rönesansın arasına girmiş ve müziğin sürekliliğini kesmiştir. Hıristiyan Katolik Kilisesi’nin ilk papazları, kilise içine çalgısal müziğin girmesini yasaklarlar. İlkçağa ait müzik, putperestliği ve dünyasal zevkleri çağrıştırmaktadır. Çalgılar, danslara eşlik amacıyla kullanılmıştır. Oysa kilisede en kutsal çalgı insanın kendi sesi olmalıdır. Müzik, teksesli, kutsal, Tanrıya adanmış, duaları kolay ezberletmeye yarayan, ayinlere tılsımlı bir ortam katan araçtır. Böylece kendilerinden önceki müziği yasaklayıp, var olan nota benzeri belgeleri de yok eden ortaçağ papazları, yüzyıllar boyunca müzik sanatını kilise koroları ve teksesli ilahilerle kendi egemenlikleri altında tutmuşlardır.
Belgelere göre antikçağ ile erken ortaçağ (Hıristiyanlıktan öncesi ve Hıristiyanlığın ilk yüzyılları) arasındaki müziğin benzer özellikleri şunlardır: Her ikisi de yalnız melodi çizgisinden oluşan, teksesli yapıdadır. Her ikisi de belli bir metne dayalıdır (antikçağda şiir ya da tiyatroya; ortaçağda İncil’e) ve büyük ölçüde doğaçlamadan yararlanarak çalınıp söylenirler. Antikçağdan ortaçağa aktarılan bir başka karakteristik de müzik sanatının doğa dizgelerine ilişkin özellikleriyle insan düşünce ve davranışındaki etkinliğidir.
Hıristiyanlar ilk zamanlar doğal olarak İbrani ayinleri geleneğini kiliselerine aktarmışlar, böylece ilk törenler, untifon yöntemi ile yapılmıştır. Küçük Asya’dan, Asurlulardan kaynaklanan ilahi okuma şekli Bizans ve Milano yoluyla tüm Avrupa ve Afrika’ya yayılmıştır. Elimizdeki en eski ilahi belgesi 3. yüzyıldan kalma Mısır’da bulunmuş bir papirüstür. Bu nota benzeri belgede söz Eski Yunanca olduğu halde, melodinin Doğu kökenli olduğu ileri sürülmektedir.

Rönesans Döneminde Müziğin Genel Özellikleri
Klasik Batı Müziğinde 15. yüzyılın başları ile 17. Yüzyılın ilk çeyreği arasına kadar süren döneme Rönesans Dönemi adı verilmektedir. Her ne kadar bu yüzyıllarda varolmuş bir akım gibi gözükse de kendisinden sonraki akımlara referans olmuş ve günümüzde de yapılmaya devam etmektedir. Fransızca bir sözcük olan Rönesans, kelime anlamı olarak; Yeniden doğuş anlamına gelmektedir. Bu dönemin başlangıç bestecisi olarak Dufay gösterilmektedir. Dufay’ ın yarı dinsel, yarı oyunsal operası dönemin başlangıcı ve aynı zamanda ilk opera denemeleridir. Ayrıca besteci, bugün müzikte hala kullanılan müzikal bir yapı olan Cantus firmus’ u geliştirerek çok sesli müziğe yeni bir boyut kazandırmıştır. Heykel ve mimaride Rönesans 1400’ lü yıllarda başlamış olmasına karşın, müzikte 1450’ li yıllara denk gelmektedir. Bunun sebebi, hiç şüphesiz, müziğin; heykel ve mimariden etkilenmesidir.

Latest Comments
  1. ahmet
  2. ahmet

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel