Kentleşme nedir Tanımı

Kentleşme Nedir?

Çağımızda ülkelerin gelişmişlik durumu incelenirken, “Gelişmiş” ve “Gelişmekte Olan” şeklinde sınıflandırılırlar.kentleşme Gelişmiş veya gelişmekte olan devletin belirlenme­sinde esas alman ölçülerden bir tanesi de yerleşme alanlarının durumudur. Diğer bir deyimle, toplumların belirli yerlerde yerleşmelerine sebep olan kentleşme, ay­nı zamanda ülkelerin gelişmişlik durumunu belirlerken göz önünde tutulan bir baş­ka faktördür. İnsanlık tarihi incelenecek olursa, kentleşmenin süreklilik, devamlı­lık gösteren bir olay olduğu göze çarpar. İnsanların değişik ihtiyaçlarını karşılamak için karşılıklı ilişkiler içerisinde bulunmaları, tarihin ilk çağlarından itibaren bir ara­da yaşamalarını zorunlu kılarak, çağımızın nüfusu yoğun kentlerini oluşturmuştur. Küçük yerleşme alanlarının, çeşitli özellikler sebebiyle gelişmeleri; ekonomik, sos­yal ve demografik yoğunluk kazanmaları, metropolitan alanların ve megalopolislerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. O halde bu gelişmenin ortaya çıktığı kent ne demektir, onu belirleyelim. 

Kentin çeşitli yönlerini gördükten sonra hangi yerleşme alanlarına, hangi kriter­leri kullanarak kent diyebileceğimiz konusunu inceleyelim. Yerleşme şekillerinin her iki ucunda yer alan köy ile kentin çeşitli bilim dalları tarafından değişik tarifle­ri yapılmıştır. Bu tarifler yapılırken, bilim dalları kendi uğraş alanlarına ağırlık ka­zandıran sonuçlara ulaşmışlardır. Kentin tanımı için kullanılan kriterleri başlıca şu noktalarda toplayabiliriz: Kamu yönetimi açısından “yerleşme alanının idari statü­sü”; istatistiki açıdan “nüfusun yoğunluğu ve nüfusun bileşimi” ve sosyolojik açı­dan “sosyolojik kurallara” dayanan kriterler kullanılmıştır.

Yerleşme alanının idari statüsü kriteri, belirli bir yerin yetkili otoriteleri tara­fından “kent” olarak kabul edilmesidir. Örneğin, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 1. maddesinde;

“Nüfusu iki binden aşağı olan yerleşme birimlerine (köy), nüfusu ikibin ile yir- mibin arasında olanlara (kasaba-ilçe) ve yirmibinden çok nüfusu olanlara (kent-il) denir. Nüfusu iki binden aşağı olsa dahi belediye örgütü mevcut olan nahiye, ka­za ve vilayet merkezleri kasaba kabul edilir.”

hükmünü getirmek suretiyle hangi idari birimlerin “kent” olarak kabul edileceğini belirlemiştir. Bu kriteri kullanan ülkeler, Türkiye yanında Japonya, İngiltere, Tu­nus, Çekoslavakya, Kanada ve Yunanistan’dır.

“Vilayet ve kaza merkezlerinde nüfuslan ne olursa olsun belediye kurulması mecburidir” demekteydi. Bu hükümle, vilayet ve kaza merkezlerinin nüfusu ne olursa olsun kent olarak kabul edilmiş ve kent kavramı genişletilmiştir.

Kentin diğer yerleşme alanlarından ayrılması için kullanılan bir başka kriter de “nüfusun miktarı ve yoğunluğudur.” Devlet istatistik Enstitüsü’ne göre kent, “il ve ilçe merkezlerinin belediye sınırları içerisinde kalan alanı” olmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatı 20.000 kişinin yaşadığı yerleri kent olarak kabul etmektedir.

Bu kriter, bir anlamda yukarıda belirttiğimiz kriter içerisinde de yer almaktay­dı. Çünkü bu kritere göre nüfusu belirli bir sayıya ulaşan yerler kent olarak kabul edilir. Istatistiki önem taşıyan bu kriter son derece sübjektif bir özellik gösterir. Gerçekten de, toplum yapısındaki gelişmeler gözönünde tutulmaksızın sadece nü­fus sayısının esas alınması bizi yanıltabilir. Ayrıca yerleşme alanlarını kent olarak belirleyecek olan nüfus sayısı her ülkeye göre değişir. Diğer taraftan nüfus yoğun­luğu ölçü olarak kabul edilirse sübjektif olma özelliği devam eder. Nitekim kenti, nüfus yoğunluğu belirleyecek ise bu yoğunluğun çeşitli yerleşme alanlarında de­ğişik miktarlarda ortaya çıkması mümkündür. Kentlerin bazı alanlarında nüfus yo­ğunluğu açısından boşluklar olabilmesi bunun örneğidir. Bunun yanında kent nü­fusunun belirli bölgelerde yoğunluk kazanması çeşitli faktörlerin etkisindedir. Di­ğer taraftan nüfus kriterini kullanmak suretiyle ülkelerin ekonomik, sosyal ve fizi­ki özellikleri göz önüne alınarak nüfus grupları tesbit edilir ve bu yolla yerleşme alanı sınıflandırılmaları yapılır. Diğer taraftan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (İmar Iskan Bakanlığı) Bölge Planlama Dairesi de 10.000 kişilik yerleşme alanını kent olarak kabul eder; ancak kentlerin nüfusları açısından sıralanmasında değişik nü­fus miktarlarını kabul eder.

♦ 50.000 Nüfuslu kentler

♦ 100.000 Nüfuslu kentler

♦ 1.000.000 Nüfuslu kentler

♦ 1.000.000 – dan fazla Nüfuslu kentler

Yerleşme alanı olarak “kenti” belirleme ölçülerinden bir başkası da “nüfusun bileşimidir”. Kent nüfusunun büyük bir kısmı “yaptıkları işler” yönünden bağımlı­dır ve tarım dışı işlerle uğraşırlar. Kent dışı yerleşme alanlarında ise şahıslar, ken­di başlarına belirli bir işle uğraşır. Kent ile kent dışı yerleşme alanlarını birbirinden ayırmak amacıyla ileri sürülen ölçülerin bir kısmı da sosyolojik kurallar niteliğin­dedir. Özellikle modern sosyologlar kentleri “insan ilişkileri” açısından değerlendi­rir. Bu açıdan kenti, “belirli bir alanda yaşayan insanların ilişkilerinin birleştiği yer­lerdir.” “Sosyal yapı” ve “hayat stili” kent ile kent dışı yerleşme alanlarını birbirin­den ayırmamızı sağlayan farklılıklar olarak karşımıza çıkar. Buraya kadar yaptığı­mız açıklamalar, çerçevesinde kent şöyle tanımlanabilir: Kent, insan ilişkileri açı­sından ancak belirli nüfusa sahip toplumlarda karşılanması mümkün olan fizyolo­jik, ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçların belirli düzeylerde karşılandığı; her ül­kenin kendi özelliklerine göre kriterlerini belirlediği fiziki yerleşme alanlandır. Kent Hakkında Daha Detaylı Bilgi İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel