Keloğlan ve Sihirli Taş Kitabının İncelenmesi

Keloğlan Kitabının İncelenmesi, Keloğlan Kitabı Hakkında Kısa Bilgi, Keloğlan Kitabı Kısa Bilgi, Keloğlan Kitap İncelemesi,
Keloğlan Kitap Özeti, Keloğlan Kısa Kitap Özeti, Keloğlan Hakkında Bilgi, Keloğlan Resimleri, Keloğlan Kitabının Ana Fikri,
Keloğlan Kitabının Kahramanları, Keloğlan ve Sihirli Taş Kitap Kısa Kitap Özeti, Keloğlan ve Sihirli Taş Kitabının Yazarı Kimdir?, Keloğlan ve Sihirli Taş Kitabının Ana Fikri?, Keloğlan ve Sihirli Taş Kitabının Kahramanları, Keloğlan ve Sihirli Taş Kitabının Tahlili…

keloğlan ve sihirli taş
Keloğlan ve Sihirli Taş
Bir varmış, bir yokmuş. Allahın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İhtiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu Kel oğlum,keleş oğlum diye severmiş.Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin alıp balık tutmaya gitmiş. Belki bir kaç balık yakalarım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı doyururuz diye düşünüyormuş.Irmağın kenarına gelip oltasını salmış. Öğleye doğru kocaman bir balık tutmuş. Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel bir balıkmış bu Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş. Bir de ne görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın. Hem balığı götürürüm anama, hem tası demiş.Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş. Birden inanılmayacak bir şey olmuş. Tastan boşalttığı sular altın olarak akıyormuş yere. Keloğlan çok şaşırmış. Bir kaç kere denemiş, hep altın akıyormuş tastan. Bu, sihirli bir tas galiba. Hemen anama haber vereyim demiş. Evlerine koşmuş.
Sihirli tasa küpler dolusu suyu doldurup doldurup boşaltmış. Suyu boşalan küplere de altınları biriktirmiş. Artık ülke hükümdarı bile onun yanında fakir sayılırmış
Keloğlan günler sonra büyük bir saray yaptırıp oraya taşınmış. Kendisine hizmetçiler tutmuş. Sevdiği ve istediği her şeyi alıyor, en güzel yemekleri yiyormuş. Sonunda altınlarının çokluğu onu şımartmaya başlamış.
Sihirli tas elimde, ne istersem yapabilirim diyormuş.

Keloğlanın böyle kendini beğenmesi, şımarması ve hırsa kapılması, insanların ona duyduğu sevgiyi azaltmış.
Herkes Eski hali bundan daha iyiydi. Gözünü hırs bürüdü Keloğlanın demeye başlamış.Keloğlan bir gün daha çok altın elde etmek için, sihirli tasını eline alıp ırmağın kenarına gelmiş. Suyu tükenecek değil ya, bir saray da buraya yaptırayım. demiş. Gurur ve kibirle tasını suya daldırmış. Kıyıda biriken altınlar hırsını artırıyormuş. Daha hızlı daha hızlı daldırmaya başlamış tası. Artık altınlardan başka bir şey düşünmüyormuş. Birden tas elinden kayıp suya düşmüş. Keloğlan onu tutmak için eğilince kendisi de ırmağa yuvarlanmış. Yüzme bilmediği için hızla akan ırmakta nerdeyse boğulacakmış. Binbir güçlükle kenara çıkmış. Kendisi suda çırpınıp dururken,biriktirdiği altınları da hırsızlar çalıp götürmüşler.Artık tası bulmanın da imkanı kalmadığından ağlaya ağlaya annesinin yanına dönmüş. Başına gelenleri anlatmış. Yaşlı kadın:
– Üzülme yavrum, demiş. Haydan gelen Hûya gider. Zaten, sen o tası alnının teri, elinin emeği ile kazanmamıştın. Üstelik zenginlik seni iyice şımartmıştı. Böylesi daha iyi oldu. Hiç olmazsa kendini başkalarından üstün görme hastalığından kurtulursun.Keloğlan bu sözlerle teselli bulmuş. Anasına hak vermiş.O günden sonra da Sihirli Tası bir daha hiç anmamış.

Latest Comments
  1. kemal karakaş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel