İslamda Cemaat Nedir?

cemaat nedirCemaat; Ashap, müctehid imamlar veya her devirdeki Müslümanların büyük çoğunluğu gibi anlamlara gelen ve Ehl-i sünnet için kullanılan tabir. Müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve katılmak zorunda oldukları birlik, beraberlik. 

Cemaat; Namazda imama uyanlar anlamına gelen fıkıh terimi.

“Toplamak, bir araya getirmek” anla­mındaki cem’ masdarından türeyen Arap­ça bir isim olup sözlükte “insan toplulu­ğu” mânasına gelir. Fıkıh terimi olarak namazı imamla birlikte kılan topluluğu ifade etmek için kullanılır.

İslâm dininde cemaat halinde ibadet teşvik edilmiş, hatta bazı ibadetler için cemaat şart koşulmuştur. Her gün kılı­nan beş vakit namaz, haftada bir kılı­nan cuma namazı, bayram namazları cemaatle eda edilen belli başlı ibadet­lerdir. Cemaatle namaz, müslümanlar arasında mevcut mânevi bağın en önem­li tezahürlerinden biridir. Namazların ce­maatle kılınmasının hikmeti, müslümanların birbirleriyle görüşüp hallerinden haberdar olmalarını, bilgi alışverişinde bulunmalarını, aralarında disiplin, sevgi ve düzenin yerleşmesini ve ibadetlerini severek yapmalarını sağlama amacına yönelik olmalıdır. Hz. Peygamber’in ha­yatı boyunca cemaate namaz kıldırma­sı, hastalandığında da cemaate katıla­rak Ebû Bekir’in arkasında kılması, ko­nunun İslâm’daki yerini göstermesi ba­kımından önemlidir.

Hz. Peygamber‘den, düşman korkusu­nun bulunduğu sefer halinde bile müslümanlara namazı cemaatle kıldırması­nın istenmesi (bk. en-Nisâ 4/101-102), namazın normal zamanlarda öncelikle cemaatle kılınması gereğini ortaya ko­yar. Öte yandan sahih hadislerde, cema­atle kılınan namaza verilecek sevabın tek başına kılınan namazın sevabından yirmi beş veya yirmi yedi kat fazla ol­duğu ve cemaate gitmek için atılacak her adımın mükâfatlandırılacağı bildiril­miş, ayrıca cemaate katılanların sayısı arttıkça kılınan namazın sevabının da ona göre artacağı haber verilmiştir. Bu arada cemaate gelmeyenlerin evlerinin yakılacağı tehdidinde bulunulmuştur (bk. Miftâhu künûzi’s-sünne, “şalât” md). Bir rek’atı imamla kılan kimsenin o nama­zın tamamını imamla kılmış gibi olaca­ğını ifade eden hadisi değerlendiren İmam Mâlik, imam selâm vermeden ön­ce namaza yetişen kimsenin ona uymak­la mükellef bulunduğunu, ancak cemaat sevabını alabilmesi için en az bir rek’atı imamla birlikte kılmasının gerekli oldu­ğunu söylemiştir. İmam Şâfiî, cuma dı­şındaki namazlarda imamla en az kıyam, rükû, secde gibi bir rükünde bera­ber bulunan kimsenin, baştan imama uyanın faziletini elde etmese de cemaat faziletini kazanabileceğini. Hanefîler’le Hanbelîler ise imam selâm vermeden cemaate yetişen kişinin cemaat sevabı­nı alabileceğini belirtmişlerdir.

Namazları cemaatle kılmak Hanbelîler’e göre farz-ı ayın, Şâfiîler’e göre farz-ı kifâyedir. Hanefî ve Mâliki fakihlerinin bir kısmı ilgili hadislerden başka, “Rü­kû edenlerle birlikte siz de rükû ediniz” (el-Bakara 2/43) meâlindeki âyete daya­narak cemaatin vâcip olduğunu söylemişse de cemaatle kılınan namazın tek başına kılınana göre daha fazla sevap kazandırdığını ifade eden hadislerden hareketle cemaatin namazın rükünle­rinden olmayıp bu ibadeti daha kâmil ve daha etkili hale getiren tamamlayıcı bir unsur olduğu ileri sürülmüştür. Bu sebeple de Hanefî ve Mâliki fakihlerin çoğunluğuna göre cemaatle namaz kıl­mak müekked sünnettir. Bu görüş, za­manımızda çeşitli işlerle meşgul olmak mecburiyetinde kalan müslümanlara ko­laylık sağlamaktadır. Ancak vakti olan müslümanların namazlarını cemaatle kılmak suretiyle bu dinî ve İçtimaî görevi yerine getirmeleri gerekir. Hatta fakih­lerin çoğunluğuna göre, İslâm’ın şiarın­dan sayılan cemaati tamamen terkederek camilerini kapalı, minarelerini ezan- sız bırakan belde halkı bu şiarı ihya et­meye zorlanır.

Hz. Peygamber, cemaatin iki kişiden meydana gelebileceğini ifade etmiştir (Buhârî, “Ezan”, 35; Nesâî, “İmamet”, 43- 45). Buna göre imamdan başka bir kişi­nin katılmasıyla cemaat oluşur. Hanefî ve Şâfiî fakihleri cemaatin mümeyyiz bir çocukla dahi teşekkül edebileceğini ileri sürerlerse de Mâlikîler bununla ce­maatin teşekkül etmiş sayılamayacağı­nı belirtirler. Hanbelîler’e göre ise farz namazlarda değilse bile nâfıle namaz­larda mümeyyiz küçüğün cemaati oluş­turması câizdir. Nitekim Hz. Peygamber, nâfile namaz kılarken kendisine uyan Abdullah b. Abbas’a imamlık etmiştir. Cemaatle namaz kılmanın fazileti kadın ve erkek için aynı derecededir. Çeşitli hadis kaynaklarında yer alan rivayetler­den anlaşıldığına göre Hz. Peygamber, kadınların camiye gitmelerine engel olun­mamasını ısrarla istemiş, onların gece­leri bile camiye gitme taleplerinin olum­lu karşılanmasını emretmiştir (meselâ bk. Buhârî, “Ezan”, 162, “Nikâh”, 116; Müs­lim, “Şalât”, 134-136; Ebû Dâvûd, “Şalât”, 52). Buna karşılık Ahmed b. Hanbel’in naklettiği bir hadiste, kadınlar için en hayırlı namaz kılma yerinin evleri oldu­ğu ifade edilmiştir. Ancak bazı âlimler bu rivayeti, herhangi bir fitneye sebebiyet verilmesi haline tahsis etmişlerdir. Gelişen sosyal hayat çerçevesinde toplumun çeşitli kesimle­rinde, birçok iş yerinde ve alışveriş mahallinde bulunabilen müslüman kadını­nın, bilhassa kendileri için özel yerler ayrılması durumunda, cami ibadetlerine katılmasının fitneye sebebiyet verebi­leceğini ileri sürmek mâkul olmasa ge­rektir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel