İslam Dininde Kürtaj Yaptırmak Günah mı

Kürtaj caiz mi, kürtaj günah mı, kürtaj neden günah, İslamda kürtaj yasak mı

İSLAM DİNİNDE KÜRTAJ GÜNAH MI?

İslâm dini, kürtajı kesinlikle cinayet olarak kabul etmiş­tir. Aynı şekilde, insana zarar verici her çeşit tıbbî müda­haleyi, kısırlaştırmayı doğum kontrolünün dışarıdan zorla yaptırılmasını da yasaklamıştır. Doğum kontrolü uygulan­masının çeşitli sebepleri vardır:

1.  Güvenlik endişesi, gelecek korkusu, açlık ve yoksul­luk sorunu.

2.  Devletin, nüfusun artması veya azalması üzerine, doğumları teşviki veya sınırlandırılmasını sağlaması.

3.   İstenmeyen gebelikler.

4.   Doğumu mümkün en iyi şartlara ertelemek arzusu.

5.  Çok çocuğun rahat yaşamayı engelleyeceği, ancak ekonomik yönden rahatladıktan sonra çok çocuk yap­mayı istemek.

6.  Hastalıklar Hastalıkların çocuğa da geçeceği dü­şüncesi. AIDS, Verem vs.

7.  Cariyenin çocuğu olursa, azad edileceği yani satıla­maması düşüncesi. (Bu sebep, İslâm hukukunun uygu­landığı zamanlarda geçerlidir.)

8.   Fazla çocuğun, ibadete ve ilme engel olacağı fikri.

9.  Yeni bir gebeliğin kadın için tehlikeli olması veya me­medeki çocuğuna zarar verme durumu. İslâmî anlayışa göre, zaruretler ve hastalıklar dışındaki diğer sebepler anlamsız bulunmaktadır.

Çeşitli doğum kontrol yolları ve araçları bulunmaktadır, ancak bunların birçoğu kesin olarak gebeliği önleme- mektedir:

1.   Azl, yani erkeğin, cinsî ilişkiyi yarıda kesmesi.

2.  Ritm (takvim) usûlü. Bu usulde, kadının doğurgan olmadığı tehlikesiz dönemlerinde cima yapılması gerek­mektedir.

3.  Ağızdan alınan ilaçlar. Bunların çeşitli yan etkileri var­dır.

4.  Prezervatif (kondom, kaput). Spermatozoidlerin döl- yatağı boşluğuna inmesini önlemek içindir. Aynı zaman­da son yıllarda resmen propagandası yapılmış ve çağın en korkunç hastalığı olan AIDS’e karşı en iyi korunma aracı olarak sunulmuştur. Ayrıca kadın kondomları da vardır.

5.  Rahim içine konulan aygıtlar. Diyafram, kremler, süpozituarlar, tamponlar, spiraller.

6.   Kürtaj.

7.   Kısırlaştırma.

8. Lavaj.

9. Laparoskopi.

Başta azl olmak üzere, bütün bu doğum kontrol araç­larının çeşitli yan tesirleri ve tehlikeleri mevcut bulunmak­tadır. Hepsi de fıtrata ters olup, doğal birleşmeyi engel­lemektedir. Bunlar, orgazmı (doyumu) önlemekte, psikolojik sinirsel rahatsızlıklara yol açmakta, imtizaçsızlığa sebep olmakta ve bunalım çıkarmaktadır.

Bunlar, kadının isteği dışında yapıldığında onun çocuk sahibi olmasını engellemekte ve tatminsizliğe neden ol­makta; nasıl olsa çocuk olmayacak fikri yaygınlaşarak kadını fuhşa teşvik etmektedir.

İslâm dininde “azl” vasıtası ile doğum kontrolü mesele­sinde dört büyük imam, cevaz yanlışıdırlar. Yine de fuka- ha arasında azl meselesi ihtilaflıdır. Çeşitli mezheplerde azl için mekruh, caiz, mübah, helâla yakın mekruh, ha­ram gibi hükümler verilmiştir. Kürtaj ve çocuk düşürmek cinayet olarak görülmüş; ancak gebeliğin ilk yüzyirmı gü­nü içerisinde, cenin henüz canlı bir varlık haline gelme­den çocuğun düşürülebileceğini de caiz görmüşlerdir, (ibn Âbidin, Tere. A. Davudoğlu, İstanbul 1983, VI 32 vd.; Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, İstanbul 1985, 116; Melâhat Aktaş, İslâm Toplumunda ve Çağımızda Kadın, İstanbul 1982, 67)

Azl (kesik cima, meninin kadından uzaklaştırılması), hakkında Kur’ân-ı Kerim’de bir beyan yoktur. Hz. Pey­gamber (s.a.s.)’den bize gelen rivayetlerde de azl konu­sunda O’nun açık bir yasaklaması bulunmamaktadır, (bk. Azl mad.) Bu sebeple azli, cumhur, mübah olarak görmüştür. Azli mübah görenler onu, zarûrî hallerde ca­iz bulmuşlardır. Azle karşı olan alimler ise, ashabın ço­ğunluğunun ve bizzat Peygamberin azle karşı olduğu­nu, Peygamberin azl konusunda soru soranlara “ister­seniz yapmayın” demesinin yasaklamaya daha yakın ol­duğunu söylemişlerdir. Kıyas yoluyla bazı ulema da do­ğum kontrolü için şunları söylemiştir: Gazâlî, “Azl, nikâhı terketmek gibidir” der. (Gazâlî, ihyâu Ulûmid-Din, II, 41 vd.) Caferiye mezhebi, çocuğun millet ve ana-babanın ortak bir malı olduğunu belirtmiş zarûret sebebiyle do­ğum kontrolünde azl yolunu câiz görmüştür. Dürzîler, ai­lelerin özellikle fakirlerin az sayıda çocuk sahibi olmaları­nın iyilik ve takvaya daha yakın olduğunu söylemişlerdir, ibn Kudâme, azlin mekruh olduğunu, onun darül-har- b’te caiz olacağını belirtir, imam Nevevî de, azli ved’e benzeterek, mekruh olduğunu söyler, ibn Hazm da aynı görüştedir. Mevdûdi doğum kontrolünün İslâm’la bağ­daşmadığını savunur. O, doğum kontrolünün ümmet ça­pında bir hareket olmadığını; birkaç sahabînin bu yola başvurduğunu; büyük çapta bir hareket olsaydı Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bunu yasaklamış olacağını belirte­rek, ancak zarûrî hallerde, kadının gebe kalmasının onun ölümüne yol açması ihtimali veya memedeki çocuğun ardından hemen ikinci bir doğumun memedeki çocuğa zarar vermesi durumu gibi zarûret(erde tedbir alınabile­ceğini söylemektedir. (Mevdûdî, İslâm Nazarında Doğum Kontrolü, İstanbul 1967) O, fakirlikten dolayı ailelerin ço­cuktan kaçınmalarını suç olarak telâkkî eder. Delîl olarak isrâ sûresinin “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürme­yiniz. Sizi de onları da biz besliyoruz. Onları öldürmeniz büyük günahtır.” (el-İsrâ, 17/31) âyetini getirir ve En’âm sûresinin 140. âyetine dayanarak helâli haramlaştırma­mak gerektiğini söyler .

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel