İnovasyon Ne Demek, Nedir?, Önemi

İnovasyon Nedir?

”Ar-Ge ve inovasyonun kaldıraç etkisi ile ekonomik refah ve zenginliğe giderken bu alanda ortaya çıkan yeni işler hem istihdamı artırmakta; hem de ülkelerin küresel rekabet güçlerini artırarak, teknolojik gelişimlerini hızlandırmaktadır. Bu doğrultuda Türk girişimcilerini küresel radarda daha belirgin hale getirmek; yeni işlerin oluşturulmasında ve iş gücü piyasası politikalarının belirlenmesinde bir vizyon markası olan İŞKUR’un asli görevlerinden biri haline gelmektedir.”

Yeni işlerin oluşturulması yoluyla istihdamın artırılması, kamu istihdam hizmetlerinde geleneksel bir yöntem olmakla beraber; inovasyon, teknoloji ve Ar-Ge odağında istihdam politikaları kamu istihdam politikaları kamu kurumları için genç bir kavramdır.

Enformasyon teknolojilerinin temelini oluşturduğu yeni ekonominin bir gereği olan inovasyon; sadece teknoloji ve sanayi alanlarında değil, istihdam ve iş gücü piyasasında da oldukça önemli bir rol ifa etmektedir. Yakın bir geçmişe kadar inovasyon yalnızca teknik bir olgu olarak karşımıza çıkmakta, ”inovasyon istihdam yaratır mı?, yaratmak zorunda mı?” soruları ile karşılaşılmakta; hatta bunlarında ötesinde inovasyon ve teknolojinin mevcut iş imkanlarını azalttığı yönünde argümanlarda savunulmakta idi. Ancak son on yılda iş gücü piyasasında yaşanan gelişmeler, ülkelerin Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon paternleri ile yeni işlerin oluşturulması konusunun yakından ilişkili olduğunu göstermiştir.

Yeni iş alanları oluştururken tasarlanan teşvik mekanizmalarının yoğunlaştığı alanlar ülkelerin büyüme, kalkınma ve istihdam stratejileri ile yakından ilişkilidir. Bu doğrultuda 2023 Türkiyesi için hem ulusal hem küresel iddialarımızı gerçekleştirebilmek ve Yeni Türkiye’nin makro hedefleri doğrultusunda kapsamlı ve istikrarlı bir büyümeyi istihdam odaklı kavrayabilmek adına yeni iş alanlarının oluşturulmasında bilim, teknoloji, sanayi ve inovasyon odağında belirlenen hedef ve stratejiler önem kazanmaktadır.

Özellikle gelişmiş ülkelerin kamu istihdam kurumlarının son yıllarda yeni işler oluştururken emek yoğun sektörlerden bilgi ve teknoloji yoğun sektörlere yönelik özel uygulamalar getirdiği bilinmektedir. Ar-Ge ve inovasyonun kaldıraç etkisi ile ekonomik refah ve zenginliğe giderken bu alanda ortaya çıkan yeni işler hem istihdamı artırmakta; hem de ülkelerin küresel rekabet güçlerini artırarak, teknolojik gelişimlerini hızlandırmaktadır. Bu doğrultuda Türk girişimcilerini küresel radarda daha belirgin hale getirmek; yeni işlerin oluşturulmasında ve iş gücü piyasası politikalarının belirlenmesinde bir vizyon markası olan İŞKUR’un asli görevlerinden biri haline gelmektedir.

İNOVASYON KAVRAMI VE ÖNEMİ

İnovasyon; rekabetçilik, hızlı ve verimli büyüme, karlılık ve istihdam kanalları ile ekonomide kaldıraç görevi üstlenmektedir.

İnovasyon uluslararası literatürde genel kabul gören Oslo klavuzunda ”yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), veya sürecin; yeni bir pazarlama yönetiminin; ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda, veya dış ilişkilerde yeni  bir organizasyonel yöntemin uygulanması” ifadesiyle tanımlanmaktadır.

Artan rekabet koşulları, piyasa mekanizmasının varlığı, işletmeleri verimlilik artışına ve inovasyona teşvik etmekte; katma değer yaratabilen, piyasada farklı olabilen, kendi ürününü ortaya koyabilen, marka yaratan, patent alan, icat yapan ön plana çıkmaktadır.Dünyanın önde gelen şirketlerinden General Elektric, inovasyon ortamının araştırıldığı İnovasyon Barometresini (Innovation Barometer) 2012 yılında yayınlamış; bağımsız bir araştırma şirketince yapılan araştırma sonucunda Türk girişimcilerinin yüzde 98’i inovasyonu rekabetçi ekonomi ve yeni işler için vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirmiştir.

Bununla birlikte işletmelerin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerin, tüm işletmelerin yüzde 0,1’ini oluşturan büyük işletmelerden daha az inovasyon faaliyeti gösterdiği bilinmektedir. Bu duruma büyük ve kurumsal şirketlerin Ar-Ge departmanı oluşturması ve bu alana ilişki fiziki ve beşeri yatırımlar yapmasının neden olduğu söylenebilmektedir.

İnovasyonun Yeni İşler Oluşturulmasındaki Rolü

İnovasyon, ülkelerin büyüme ve istihdam performanslarında farklı etkilere neden olabilmektedir. Teknolojik değişme, organizasyonel değişimler, öğrenme süreçleri; yeni sektörlerin oluşumunu hızlandırmıştır. Bu süreçte yaşanan büyüme ile istihdam eş anlı yürümediğinde ortaya teknolojik uyumsuzluk (technological mismatch) çıkabilmektedir. Ekonomik büyüme ve yeni işler ancak potansiyel arz tarafı, genişleyen talep tarafı ile uyumlu olduğunda gerçekleşebilmektedir. Yüksek teknolojiye sahip yeni ürün ve bilgi teknolojileri tarafından sunulan tüketim malları, farklı ve kişiselleştirilmiş mal ve hizmetler; bu yeni piyasayı içselleştirecek güçlü bir talep tarafı bulamadığında teknolojiye bağlı büyüme ve istihdam yavaşlamaktadır. Bu uyumsuzluk teknolojik değişme ekseninde; işsizliğin arz yönlü tarafını, iş gücünün nitelik kompozisyonunu ve iş gücü piyasasının katılıklarını da açıklamak için kullanılmaktadır.

İnovasyonun istihdamı azaltıcı etkisi, iş gücünün kalifikasyonları düşük kesiminde meydana gelecek; değişen sektörel ihtiyaçlar niteliksiz iş gücünü nitelik kazanmaya yönlendirecektir.

İnovasyon ve gelişimin büyüme ve rekabet edilebilirliği artırdığı, sosyal ve toplumsal refah üzerinde en önemli olgulardan biri olduğu düşünüldüğünde; niteliği düşük iş gücü üzerindeki istihdamı azaltıcı etkisi; mikro anlamda emek açısından başta olumsuz bir etki olarak değerlendirilse de toplumsal kalkınma ve gelişme açısından makro olarak oldukça önemlidir. Uzun vadede kalkınmanın temelinde düşük nitelikli yüksek istihdam oranları değil; yüksek nitelikli beşeri sermayenin ”insan onuruna yakışır iş”lerde çalıştığı, rekabet gücü yüksek istihdam bulunmaktadır.

Girişimcilik, enformasyon teknolojileri ve inovasyon alanında yaptığı çalışmalarla dünyada adından sıkça söz edilen Kauffman Vakfı tarafından yapılan araştırmada Amerika’da 1990-2011 yıllarını kapsayan ortalama yıllık net yeni işlerin Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanında ve yüksek teknoloji alanında kurulan firmalarca oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu noktada inovasyon ve Ar-Ge’nin en yoğun kullanıldığı bilgi ve iletişim teknolojileri ile yüksek teknoloji kullanan sektörlerin yeni işlerin oluşturulması noktasındaki önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Rapor doğrultusunda, bu sektörlerde 1-5 yıl arasında faaliyet gösteren firmalar, 6-10 yıllık firmaların iş oluşturma kapasitelerinin dört katı kadar yeni iş oluşturma potansiyeline sahiptir. Yine Kauffman Vakfı tarafından yapılan başka bir araştırmada 1992-2005 yılları arasında Amerika’da 3 milyon yeni iş; start-up firmaları olarak anılan 1 yaşından küçük firmalarca oluşturulmuştur. Bu tespit bir örnekle raporda 2005 yılında açılan start-up firmalarının (o yılda açılan) 3,5 milyon yeni iş oluşturduğu ortamda, 1995 yılında açılan firmaların 2005 yılında yalnızca 355 bin yeni iş oluşturması şeklinde açıklanmıştır.

Yeni bir ürün ya da sürecin sektöre uygulanması; sektörde üretim maliyetlerini düşürebilir, piyasa rekabetini artırır ve yolla firmaların ekonomik performansını etkiler. Bu teknolojik değişimin istihdam üzerindeki etkisi farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bunlardan ilki, bir üründeki değişimin o ürüne olan talep üzerinde genellikle pozitif etki yaratacağı  ve o ürünün pazar payının ve dolayısıyla firmada çalışanların artacağı şeklindedir. İkinci algı; yeni teknolojinin maliyet yapısını değiştireceği, üründe yakalanan verimliliğin iş gücü talebini düşücereceği yönündedir.

Sektör ve firma ölçeklerinde inovasyonun istihdam etkisi; istihdamın nitelik yönünden değişimi ve istihdamın nicelik yönünden değişimi şeklinde de ayrıştırılabilmektedir.

No Responses

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel