Hicret Nedir Hangi Tarihte Neden Yapılmıştır?

Hz. Muhammed, İslâm’ı tebliğ sırasında karşılaştığı güçlüklerde ve sıkıntı anla­rında kendisine en büyük yardım ve desteği sağlayan iki yakınını, peygamberliğinin onuncu senesinde kaybetti. Bunlar, amcası EbûTâlib ile hanımı Hz. Hatice idi.Bu iki insanın öldüğü 619 yılı İslam tarihinde hüzün senesi olarak kabul edilir.

HİCRET NEDİR?

619 yılındaki bir başka geliş­me de Kâbeyi ziyarete gelen Medineli altı kişi ile Hz. Muhammed’in, Akabe denilen yerde görüşerek onları İslam’a davet etmesidir. Medineliler bu daveti kabul ettiler.621 ve 622 yıllarında iki görüşme daha yapıldı. Bu görüşmelere l.ve II. Aka­be Biatleri denilmiştir. Bu biatlerle Medineliler Hz. Muhammed’e bağlı kalacaklarına söz verdiler. Bunun üzerine Mekke‘deki Müslümanlar,Hz. Muhammed’in izniyle Mekke’den Medine’ye göç etmeye başladılar.

Kureyşliler, Müslümanların Medine’ye birer ikişer göç etmesinden son dere­ce rahatsız oldular. Hz. Peygamber’in de göç edip, Medine’yi kuvvetli bir merkez haline getirmesi ise onlar için ayrı bir korku idi. Bu durumda mesele sadece din meselesi olmaktan çıkıyor, aynı zamanda İktisadî bir mesele oluyordu. Çünkü Me­dine, Mekke ile Şam yolu üzerinde bulunuyordu. Müslümanların Medine’yi mer­kez yapmaları Kureyş’i ticarî yönden büyük bir tehlike İle karşı karşıya bırakabilirdi. Öyleyse, putları ve ticarî faaliyetleri için büyük tehlike oluşturan bu dini ortadan kaldırmaktan başka çareleri yoktu. Müşrikler kesin çözüm için Hz. Muhammed’i öldürmeye karar verdiler. Bunu gerçekleştirmek için harekete geçtilerse de başa­rılı olamadılar. Müşriklerin Müslümanlara karşı uyguladıkları baskı, zulüm ve sindirmeye yönelik tavırları sonucu,Hz. Muhammed, Allah’ın kendisine izin vermesi ile birlikte Medine’ye hicret etmeye karar verdi.Hz. Muhammed,Hz.Ebubekirle beraber Medine’ye hareket etti.Hicret esnasında müşriklerin gerçekleştirdiği takip ve pusu engellerini aşan Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir önce Medine’ye bir saat mesafede olan Küba‘ya ulaştılar. Burada dört gün kalan Hz. Muhammed “Küba mescidi” adıyla meşhur olan mescidi inşa ettirerek burada ilk Cuma namazını kıldı. Bundan sonra Hz. Muhammed,Medine’ye geldi. Aşk ve şevk içinde onu bekleyen Medineliler,Hz. Muhammed i sevinç,heyecan,büyük bir iman ve samimiyetle karşıladılar.

Müslümanların inançları uğruna Mekke’den Medine’ye göç etmelerine İslam tarihinde “hicret”, denir. Her göç hicret demek olmadığı gibi Müslümanların Medine’ye gitmeleri de bir kaçış değildir, inandıkları din uğruna fedakârlık gösterile­rek yapılmış bir harekettir. Hicrete katılan Müslümanlara ‘muhacir”, Medine’de Müslümanlara ev sahipliği yapanlara ise ‘Ensar’ denilmiştir.

Daha önce Yesrib adıyla bilinen Medine Şehri hicretten itibaren “Peygamber Şehri” anlamına gelen Medinetü’n-Nebi olarak bilinmeye başlandı. Bu isim daha sonra kısaca Medine olarak kullanılmaya başlandı.İslâm dini, hicret sayesinde istikla­line kavuşup, yayılma imkânı bulmuştur. Hicret konusunda belirtmemiz gereken en önemli husus, Hz. Muhammed’in metin iradesi ve sabrıyla, en müşkül ve kritik anlar­da bile kalbine hiç bir ümitsizlik gelmeden güçlüklere göğüs germesidir. Hicret ola­yı bunun sayısız örnekleri ile doludur. Sevr mağarasında müşrikler örümcek ağının öteki tarafında silahları ile birlikte onları katletmeye azmetmiş beklerken dostu Ebu Bekir‘e: ”Mahzun olma! Allah bizimledir” diyerek, sadece imana has bir kalbîsükûneti o dar mekana getirebilmiştir. Sonra Hz. Muhammed hicretle, zaman, mekân gibi bütün şartların sadece Allah rızası ve İslâm’ın başarısı için değerlendirilmesi gerektiği noktasında unutulmaz bir ör­nek vermiştir.

Hicret’le birlikte, İslam Devleti’nin temelleri atılmış, Hz. Muhammed devlet baş­kanı olmuştur. Medine, İslâm dininin merkezi durumuna gelmiştir. Mekke – Şam ticaret yolu Müslümanların kontrolü altına girmiştir. Muhacirler ile  Ensar kardeş ilan edilmiştir. Bu durum Müslümanlar arasında yardımlaşma ve daya­nışmaya, dolayısıyla toplumsal kaynaşmaya ortam hazırlamıştır. Müslümanlar bas­kıdan kurtulmuş ve İslâm dininin yayılışı hızlanmıştır.

Hz. Muhammed, İslam Devleti’nin temellerini Medine’de attı. Böylece Hz. Muhammed, Müslümanların hem peygamberi, hem İslam ordularının başkomutanı, hem de devlet başkanı oldu. İslam Devleti’nin ekonomik temelini de yine Hz. Mu­hammed kurdu. İslamiyet, oluşturduğu ekonomik sistemle gelir gruplar arasındaki ekonomik dengesizliği ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel