Hastalıklar Neden Arttı?

hastalıklar neden artıyorGeçmişe Göre Günümüzde Hastalıklar Neden Arttı?, Hastalıkların Günümüzde Artmasının Nedenleri, Hastalıklar Neden Artıyor?, Hastalıklar Neden Çoğalıyor?, Hastalıkların Nedenleri

Değerli Ziyaretçilerimiz Sizlere Bu Yazımızda Yukarıdaki Soruların Cevabını Çeşitli Kaynaklara Dayanarak Cevap Vermeye Çalışacağız İyi Okumalar.

HASTALIKLAR NEDEN ARTTI?

Çevrenizdeki insanlara bir bakın! Sizce gittikçe daha sağlıklı mı oluyoruz, yoksa genci yaşlısı demeden herkesin birçok hasta­lığa yakalanabildiği bir hayatı mı yaşıyoruz?

Ne yazık ki, herkesin sürekli sağlıktan bahsettiği ama bir tür­lü tam anlamıyla sağlığı yakalayamadığı bir döneme girdik! Tıpkı köpeklerin kendilerinden korkanları hissettiği gibi, sağlık soran­ları da onlardan korktuğumuzu hissediyor sanki ve üstümüze üs­tümüze geliyor.

Gün geçmiyor ki, çevremizden ya da medyadan, erken yaşta 1Q kalp krizi geçiren ya da genç yaşlarda kansere yakalanan bilileri­nin haberlerini duymayalım.

Kalp krizi her yaşta insanın en büyük korkularından biri. He­pimiz ansızın gelebilecek, birkaç dakika içinde dahi hayatımızı sonlandırabilecek bu tehlikeden koranabilmek adına önlem al­maya çalışıyoruz.

Trajikomik bir şekilde, erken teşhis etmeye çalıştığımız kanse­rin 20 sene öncesine göre çok daha büyük bir yaşam tehdidi ve hepimizin en büyük korkusu olduğu aşikâr. Gün geçmiyor ki, çev­remizden ya da medyadan yeni bir kanser haberi çıkmasın. Yaş­tan bağunsız bin bir türlü vaka, aslında ortalama hayat süresini bi­le yaşayacağımızın garanti olmadığını bize hatırlatıp duruyor. Toplumlunuz büyük bir kanser fobisi içinde yaşamım sürdürüyor.

Birçok kronik hastalığa kesin ve kalıcı çözüm bulunamadı. Di­yabet, yüksek tansiyon, ülser, hassas bağırsak sendromu, vitiligo, egzama, ağrılar ve nice birçok rahatsızlık çeşitli diyet ve ilaç reçe­teleriyle bastırılmaya çalışılıyor. Kesin çözüm bir türlü bulunama­dığı için, çeşitli kimyasallarla ve onların vücudumuzdaki yan etki­leriyle yaşamak zorunda kalıyoruz. Bunun yanı sıra, hastalık belirtilerinin yarattığı mutsuzluktan ya da sağlığımızla ilgili dikkat etmemiz gerekenlerden dolayı özgürlüğümüzün elimizden gitme­siyle yaşam kalitemiz düşüyor.

Sadece ciddi hastalıklardan değil, en basit gripten bahsedelim. Kışlık rutinlerimizden nezle ve grip konusunda bir değişiklik ol­madı. Böyle basit ve rutin gözüken bir rahatsızlık bile, mevsim fa­lan dinlemeden bazı günlerimizi “nahoşlaştmnası” bir yana, dün­yada yılda 300 bin insanın canını almaya devam ediyor.

Peki ya tıp dünyasındaki çelişkili beyanatlar ve haberlerin far­kında mısınız?

Olmamanız mümkün değil! Gün geçmiyor ki yıllardır bilinen doğrular, önce yanlış, sonra doğru, sonra tekrar yanlış, sonra bir kez daha doğru ilan edilmesin. Zaten karışık olan kafamız daha da karışıyor!

Bir doktorun söylediğinin tam tersini başka bir doktor araştır­malara dayanarak sunabiliyor. Yıllardan beri sırtımızı yasladığı­mız bazı bilgilerin bir anda gerçek olmadığını anlıyoruz. X besini vitamin deposu olarak bilinirken yeni bir araştırma geliyor ve “X besini aslında kanserojen” diyor. Güvendiğimiz dağlara hiç dur­madan karlar yağıyor ve ne yapacağımızı şaşırıyoruz.

Hastalığa ve sağlığa bakışınızı büsbütün değiştirecek şeyler söy­lemeden önce şu anki mevcut paradigmayı kısaca inceleyelim. Klasik Batı tıbbına göre gerçekten neden hasta oluruz? Öne çı­kan nedenleri kısaca sıralayalım.

♦ Yanlış ve yetersiz beslenme

♦ Egzersiz yapmama Toksinler Bulaşıcılık

 ♦ Genetik nedenler

♦ Stres

Evet, oldukça mantıklı nedenler bunlar. Ancak beslenmeleri­ne dikkat eden, yeterli derecede spor yapan, toksinlerden temiz­lenmek, kendilerini ve yaşadıkları ortamı sterilize etmek adına gereğinden fazla uğraşan, anne babası, dedeleri en az 80 yıl yaşa­mış, genetik mirası şahane görünen kişilerde de birçok hastalık çıkabiliyor. Buna ne diyeceğiz şimdi?

Çevrenizde, hastalık ihtimalim sıfırlamak adına sağlığına azami dikkat eden insanlara rastlamışsınızdır. Aslmda trajikomik bir şe­kilde, yaptıkları pek işe yaramaz. Hatta çoğu zaman sakınılan göze çöp batma olasılığı daha yüksektir. Onların sağlığı da hiçbir zaman garanti altında değildir. Tıpkı hepimiz gibi onlar da risk altındadır.

“GELENEKSEL TOHUMLAR AZALDI

Geleneksel tohumların yok denecek kadar az olduğunu hatırlatan Saraçoğlu, sözlerine şöyle devam etti:”Anadolu’da ninelerde, teyzelerde, dedelerin ambarlarında var ve bunun tarımını yapanlar da var ama bunun Türkiye geneline yayılması lazım. Geleneksel tohumdan elde ettiğiniz ürünler çok uzun dayanmaz ama diğerlerini, yani kısır tohumların mahsullerini daha uzun müddet dayandırabiliyorsunuz. Mesela domates, kalp büyümesine karşı önleyicidir, göz tansiyonuna karşı yardımcı bir özelliği var. Bunun dışında 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülen iyi huylu prostat büyümesine karşı domates suyu bulunmaz bir nimettir ancak hangi domateste göreceksiniz bu özelliği? Geleneksel tohumda. Diğerinde bunu göremezsiniz.”

Kaynaklar: ♦İHA, ♦Sağlığına Format At Barış MUSLU

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel