Güneş Saati Hakkında Bilgi

Güneş Saati

Güneş Saati Hakkında Bilgi, Güneş Saati Hakkında Kısa Bilgi, Güneş Saati Hakkında Özet Bilgi, Güneş Saati İle İlgili Bilgi, Güneş Saati Kısa Bilgi, Güneş Saatini İlk Kim Kullandı?, Güneş Saatinin Tarihçesi, Güneş Saatinin İcadı, Güneş Saati Nasıl Kullanılır?, Güneş Saatini Kim Buldu?, Güneş Saatinin Kullanılışı Hakkında Bilgi, Güneş Saati Resimleri, Güneş Saati Özet Bilgi…

Güneş Saati Hakkında Bilgi

İlkçağ insanı zamanı ön­ce kum ve su saatleriyle, sonra da göl­ge saatleri ve güneş kadranlarıyla öl­çerlerdi. İslâm dininin doğuşundan ön­ce arapların, İranlıların, Türklerin kul­landıkları saatler güneş saatiydi. Güne­yin doğuşuyla, batışı arasında geçen süre birtakım bölümlere ayrılıyor, bunlar bir buçuk üzerine ya da özel olarak bir yere dikilen direğe, taşa işaretleniyor­du. Her işaret bir zaman süresini gösteriyordu. Eski Türkler daha çok bu zaman ölçeğini kullandılar. Gerek Türklerin, gerek Arapların kullandığı güneş saati birkaç türlüydü. Bunlardan biri, bir ağacın ya da uzun taşın üzeri­ne çizilen ve her biri günün belli bir süresini gösteren işaretlerle yapılan sa­atti. Bu saat belli bir yerde durur, gü­neş ışınlarının izdüşümlerini belirtme­ye dayanan işaretlere göre ayarlanırdı. Her işaret, günün belli bir süresi içinde güneş ışığının önünü keser, karşısına gelen kertiği gölgelerdi. Böylece, di­rek ya da taş boyunca belli aralıklarla sıralanan çizgiler günün hangi bölü­münde bulunduğunu gösterirdi. Bu di­rek ya da uzun taş güneşin doğuşu, gö­ğün en yüksek yerinde bulunuşu ve tam batısı gibi üçüzlü hareketine daya­nıyordu.

Böylece sabah, öğle ve akşam gibi üç kesin zaman başlangıcı belirle­niyordu. Sonraları, bu zaman süreleri­nin araları, da eşit bölümlere ayrıldı. Kuşluk, ikindi, grup gibi zaman sü­relerinin araları da eşit bölümlere ay­rıldı. Kuşluk, ikindi, grup gibi zaman ayrımları ortaya çıktı. Başka çeşitleri de bulunan ve uzun süre kullanılan gü­neş saatleri sonraları yerlerini su ve kum saatlerine bıraktılar.

Güneş Saatini Kim Buldu
Güneş Saati Çoğu insan zamanı ölçmek için ilk olarak kum saatlerinin kullanıldığını düşünse de, 8. yüzyılda bir Hristiyan rahibinin bulduğu kum saatleri bilinen insanlık tarihinde kullanılan ilk saatler değildir. Avrupalı bir rahip tarafından camcılık sanatının da gelişiminin gösterilmesi için tasarlanmış olan kum saatlerinden yaklaşık 3 bin 500 yüz kadar önce kullanılan ilk saatler, güneş saatleridir.

Zamanı güneşin konumundaki değişimlere göre ölçmek gibi zekice bir fikrin, ilk olarak Mısırlıların aklına geldiği kabul edilmiştir. M.Ö. 4000 civarında ilk güneş saatlerinin Mısır coğrafyasında kullanıldığı düşünülmektedir ve bunun da en büyük kanıtı olarak astronomi biliminde gelişen Mısırlıların meşhur piramitleri yaparken kullandığı hesaplar gösterilmektedir.

Güneşin her gün bir düzene göre doğduğunu ve battığını fark eden Mısırlılar, bu düzeni zamanı ölçmek için kullanmışlardır. Mısırlılar yere sabitledikleri bir cismin günün farklı saatlerinde güneşin konumuna göre sahip olduğu gölge boyunun değiştiğini fark ederek, gölge boyunca oluşan bu değişim sayesinde zamanı oldukça doğru bir şekilde ölçmeyi başarmıştır.

Su Saati Daha sonraki süreçte yine Antik Mısır’da kullanılan su saatleri, çok verimli olsa da güneş saatlerinin tek dezavantajını ortadan kaldırmak için tasarlandı. Güneş saatleri her ne kadar zamanı belirli bir düzene göre ölçebiliyor olsa da, gece saatlerinde güneş olmadığından zaman karmaşası yaşanmasına neden oluyordu. Bu nedenle geliştirilen su saatleri; belirli bir debi ile damlayan suyun aynı kabı, her zaman aynı sürede doldurması prensibine göre zamanı ölçüyordu. Bugün bir tası 24 saat içerisinde dolduran su akışı, ertesi gün de aynı debi ile aynı kabı 24 saatte dolduracaktı. Bunun üzerinde kabın üzerinde suyun dolma seviyesine göre saat dilimlerini belirleyen Mısırlılar, bu çok basit ancak bir o kadar da pratik su saatiyle zamanı doğru biçimde gece gündüz fark etmeden ölçebiliyordu.

Su saatleri M.Ö. 16 yüzyılda Antik Mısır haricinde Babil’de de yaygın bir şekilde kullanılıyordu. Ancak tüm bu Antik Mısır dönemine ait su saatlerinden daha önceleri de saatlerin kullanıldığını ileri süren arkeologlar da mevcuttur. M.Ö. 4000 civarında eski Çin toplumunda zaten su saatlerinin kullandığı iddiası, hala kanıtlanamamış olsa da saati kimin bulduğu konusuna farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Güneş Saatinin Kullanımı
Zamanın ve saatin değeri, insanlık tarihi ile başlar. Kullanımı ise çeşitli aşamalarla zamanımıza kadar ulaşır. Yıllar, aylar, haftalar, günler hep saate bağlı olduğundan saat; zaman ve tarihin kalp atışlarını gösterir. Zamanı gösteren alet olan saat; güneş, kum, yağ ve su ile işleyen en ilkel şekliyle, M.Ö. 3000-2000 yıllarında Mezopotamya, Mısır, Hindistan ve Çin’de kullanılmıştır. Bunlardan en yaygını güneş saatleridir. Güneş saatlerinin Akdeniz havzası, Mısır ve Mezopotamya gibi güneş ışığının bol göründüğü orta kuşakta çıkıp geliştiği düşünülmektedir. Güneş saatleri özel olarak hazırlanmış bir mil gölgesinin, güneşin görülen hareketine uygun olarak, yine özel olarak hazırlanmış mermer, taş veya madenî bir zemin (kadran) üzerindeki hareketlerine göre zaman tayinine yarayan cihazlar olarak tarif edebiliriz.

Romalıların da güneş saati yaptıklarını bilmekteyiz. Ne var ki bunların hiçbiri İslâm ülkelerinin yapmış olduğu güneş saatleri kadar teferruatlı ve hassas değildir. İslamiyetle birlikte oruç ve beş vakit namazın emredilmesi, üstelik bu ibadetlerin vakitle sıkı sıkıya bağlı olması müslümanları, bilhassa öğle, ikindi ve şafak vakitlerinin başlama ve bitme anlarını tespit etmeye sevk etmiştir. Diğer dinlerde pek vurgulanmayan bu özellikten dolayı, güneş saatleri İslâm ülkelerinde daha teferruatlı ve hassas imal edilmiştir.

İslamdan sonra kurulan medeniyetlerde, her şehrin büyük camisinin bitişiğinde Muvakkithaneler bulunurdu. Muvakkithaneler zamanın belirlendiği yerlerdir. Buranın devlet tarafından vazifeli bir memuru olurdu ve Ezanlar buna göre okunurdu. Güneş saatleri Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de gelişmesini sürdürerek varlığını 20. yy. başına kadar devam ettirmiştir.

Saatler hakkında sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; saatlerin gelişiminde İslâm Medeniyetinin payı büyüktür.

No Responses

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel