Genetiği değiştirilmiş Canlıların organizmaların insan üzerindeki olumlu olumsuz Etkileri Nelerdir?

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumlu Olumsuz Yönleri, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Olumlu Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Değerli Okurlarımız Sizlere Bu Yazımızda Genetiği
Değiştirilmiş Organizmaların İnsan Sağlığı Üzerindeki
Olumlu Olumsuz Yönleri Hakkında Bilgi Vermeye Çalışacağız İyi Okumalar…

Genetiği değiştirilmiş Canlıların organizmaların insan üzerindeki olumlu olumsuz Etkileri Nelerdir?

Bu yeni teknolojiyi olumlu ve olumsuz yönlerini de algılayarak uygulamak

Diğer yandan bu teknoloji ile üretilen ürünlerin ithalatında karşılaşılan sorunları en kısa sürede çözebilmek.

GD ürünlerin ekilmeye başlamasıyla üreticilerin kendilerine bir yıl sonra kullanılmak üzere ayırdıkları tohumluk haklarının ortadan kalkması

GD bitkilerin büyük bir kısmı açık tozlaşan melez türler olduğu için her yıl bu tohumların yenilenmesinin zorunlu kılınması.

Özellikle buğday gibi stratejik önemi olan bitkilerde üretici artık elindeki tohumluğu kullanamayacağından mevcut buğday çeşitlerini genetik olarak kaybetme riski de gündeme gelecektir.

Türkiye’nin var olan tohum bağımlılığı bu kez tam ve süresiz bağımlılık haline dönüşecek ve Türkiye bu teknolojinin risklerine açık olacaktır.

En önemli konu ise bu konuda halkın doğru bilgilendirilmesinin gerekliliğidir. Ancak bilgilendirme yasal bir boyut çerçevesinde karar ve denetim yetkisinin özerk olması ile mümkün olabilecektir. Konu ile ilgili olarak; alanında otorite sahibi bilim adamlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve bakanlıklardaki uzman bürokratların bulunduğu idari ve kurumsal bir yapılaşma, kurulacak sistemli bir alt yapı (teknik eleman, laboratuar)ile desteklenmelidir. Böylece ürünlerle ilgili modern teknolojinin etkin kullanımı sağlanacak ve riskler en aza indirgenmiş olacaktır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bugün GDO’lu ürünler dünyada protestolora neden oluyor. Bu protestolar özellikle Hindistan, Çin, Meksika, Arjantin, Filipinler, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde yoğunlaşıyor.

GDO’lara karşı en etkili mücadele türlerinden biri tüketicilerin bilinçlenmesi. Örneğin insan beslenmesinde soya fasulyesini en çok kullanan Japonya, artık GDO’ları geri çeviriyor. Orada GDO’lu soyayı kimse almak istemiyor artık. Bu yüzden Japonya’da GDO’lu soya çok ucuz.

İngiltere’deki büyük gıda imalatçılarından Unilever ve Cadbury kendi üretim hatlarında GDO girdilerinin kullanımını yasaklamak konusunda anlaştılar. Unilever kendini Almanya ve İsveç’e GDO’lu olmayan ürünler sunan bir şirket olarak lanse etti.

Nestle, kamuoyuna GDO içeriklerinden uzak durmaya çalışacağına, GDO’lu ürün kullanıldığında bunu etikette açıkça belirteceğine dair söz verdi.

Bebek maması üreticilerinden Gerber ve Heinz, 1999’da ürünlerinde sadece GDO’lu olmayan malzemeleri kullanacaklarını açıkladı.

Bazı büyük fast food zincirleri ve patates işleyicileri de GDO’lu patates almayacaklarını duyurdular.

Türkiye’de de GDO’lara karşı savaşımda ekoloji ve çevre örgütlerine, tüketicilere, tarım örgütlerine çok önemli görevler düşüyor… Çözüm birlikte hareket etmekten geçiyor.

TALEPLERİMİZ

1. GDO’lu ürünlerin yasaklanması ve bunların Türkiye’ye sokulmasının önlenmesi

2. GDO tohumlarının ülkemize girişi yasaklanmalı, GDO’lu tarım yapılmamalıdır.

3. Tüketicinin alacağı ürünlerde GDO’nin olup olmadığı bilinmelidir.

4. GDO’lu ürünlerin kullanılmış olması ihtimaline karşı GDO’lu ürün kullandığı bilinen Nestle gibi ithal bazı ürünlerin mercek altına alınmasını, Cargill, Novartis, Zeneca, Du-Pont, Syngenta, Monsanto ve Dow Chemical gibi GDO üreticisi şirketlerin Türkiye’ye getirdiği ürünlerin mercek altına alınması gerekir.

5. GDO’lu ürünlerin %98’i böcek ilacı içerdiği için Sağlık Bakanlığı’nın ilgili kuruluşlarınca denetlenmelidir.

6.
Gelecekte olası bir GDO tehlikesinde, gen tekniklerinden ve genetik olarak değiştirilmiş ürünlerden arındırılmış olan kurtarılmış bölgeler oluşturulmalıdır.

7. GDO’lu tohumların ekimleriyle ilgili karşı çıkışlar ve oluşturulan memorandumlar, sadece ekolojik olarak hassas bölgelerle sınırlı olmamalıdır.

8. Türk Gıda Kodeksi mevzuatında GDO’lu ürünler tanımlanmalı ve insan sağlığına zararlı olduğu için yasaklanmalıdır.

9. İnsan sağlığını tehdit edecek, kamu düzenini bozacak, çevre sağlığına, ekolojik sisteme ve biyolojik çeşitliliğe zarar vereceği düşünülen buluşlara patent verilmemesi, varolan patentlerin de iptal edilmesi gündeme getirilmelidir.

10. Genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri için mevcut yasa, yönetmelik ve mevzuatlarımız her zaman gündemde olmalıdır.

11.Ulusal Biyogüvenlik Komitesi’ne başta ekoloji-çevre örgütleri olmak üzere, ziraat odaları, tarımla ilgili tüm sivil toplum kuruluşları ve tüketici örgütleri katılmalıdır.

12. Ülkemizin sahip olduğu gen kaynakları devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından yerli gen kaynaklarının korunması ve ıslahı için kurumsallaşmalı ve yasalarla çok uluslu şirketlerin tehditlerine karşı korunmalıdır.

Latest Comments
  1. fazlı baba

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel