Erhan Bener Yaralı Aşklar Kitabı Hakkında Bilgi

Yaralı Aşklar Hakkında Bilgi,
Yaralı Aşklar Hakkında Kısa Bilgi,
Yaralı Aşklar Kitap Özeti,
Yaralı Aşklar Kısa Kitap Özeti,
Yaralı Aşklar Kitabının İncelenmesi,
Yaralı Aşklar Roman Özeti,
Yaralı Aşklar Kısa Roman Özet,
Yaralı Aşklar Romanı Hakkında Bilgi,
Yaralı Aşklar Romanının İncelenmesi,
Yaralı Aşklar Romanının Kahramanları,
Yaralı Aşklar Kitabının Kahramanları,
Yaralı Aşklar Kısa Bilgi,
Yaralı Aşklar Kısaca Özeti,
Yaralı Aşklar Kitabının Tahlili,
Yaralı Aşklar Kitabının Ana Fikri ve Konusu…

KİTABIN ADI : Yaralı Aşklar
KİTABIN YAZARI : Erhan BENER
YAYINEVİ : Remzi Kitabevi
BASIM TARİHİ : Ekim 1998

KİTABIN KONUSU

Kitap, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç yada traji-komik öykülerin bir derlemesidir. Sabırlık, Kahve Molası, İlk Aşk, Kaçış, Yataklı Vagonlar Mabudesi, Nazife Hanım’ la Kızları, Eski Kareler, Pavyonda, Sonuncu, Evlilik Ajansı, Eski Defter isimli öykülerden oluşmaktadır.

KİTABIN ÖZETİ

–SABIRLIK–

Öykü, şehir dışında hatta dağ başında yalnız yaşayan bir ressamın genç kız ile olan ilişkisini anlatır.

Genç kız, daha önce bir dergide fotoğrafını gördüğü ressamın sergisine gitmiş ve bir resmini satın almıştı. Sonrasında ise kendisini yaşlı ressamın evine davet ettirmişti. Bu davetin gerekçesi ise ressama modellik yapmaktadır.
Hiç umulmadık vakitte ve zoraki bir davet üzerine genç kızın çıkagelmesi yaşlı ressamı epey şaşırtmıştı.

Başına buyruk ama aynı zamanda çekici olan genç kız yaşlı ressamı kaygılandırıyordu.
Genç kız tüm çekiciliği ile yaşlı ressamın kalbini fethetmişti. Ama ressam mantıklı bir iş yapmadığını düşünüyordu. Ne de olsa aralarında en az kırk yaş fark vardı. Mantığı ile sevgisi arasında kala kalmıştı. Ama buna son vermeliydi. Her ne kadar genç kız istemese de onu gönderdi. Bu ayrılış sırasında yaşlı ressam yol kenarındaki bitkileri göstererek :
“Bunlara yalnızca Bodrum’da rastlayabilirsin. İsmi “Sabırlık” tır. Kaktüsler iyice yaşlanıp kurumaya yüz tutarken göbeklerinden bu tür bitkiler çıkar. Bunlar kaktüsün ölümünün işaretidir. Ama bunu yeniden güç kazandığının belirtisi sanarak kendisini avutur” der.
Bu sözlerden genç kız hiçbir şey anlamamıştır.

–KAHVE MOLASI–

Öykü, sosyalist görüşlü birinin 12 EYLÜL öncesinde, öğrenci iken başından geçen bir öyküyü anlatır. Öykü, küçük bir olayın ya da rastlantının insanların yaşamında bazen çok büyük değişikliklere neden olabileceğini, ancak bu rastlantının sadece o kişi için önemli olduğunu, genel olarak bakıldığında hiçbir önemli değişikliliğe yol açmadığını anlatmaktadır.

–İLK AŞK–

Öykü, henüz lise çağındaki genç bir erkeğin kendinden yedi sekiz yaş büyük birine olan aşkını anlatıyor. Liseli genç için bu bayan, bir aşkın ötesinde bir masal tanrıçasıdır. Ona karşı beslediği, çoğu kez cinsel bir heyecan değildir. Ancak bu aşk da “yaralı bir aşk” olmaya mahkumdur.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

–KAÇIŞ–

Bu öykü, Doğu Anadolu’ da, bir gazetecinin rastlantı sonucu gece vakti gittiği bir köyde başından geçen olayı anlatır.
Gazeteci köye vardığında köyde bir eğlence vardır. Bu, öğretmen olmak üzere iken ninesinin baskısıyla kendinden yaşça büyük olan ve sağır bir adamla evlendirilmek zorunda kalan genç bir kızın nişan gecesidir.
Genç kız, bu yaşlı adamla evlenmek istemez. Zira kasabada bir sevgilisi vardır ve ondan hamiledir. Kız gazetecinin yardımıyla o gece köyden kaçar ve sevgilisine kavuşur.

–YATAKLI VAGONLAR MABUDESİ–

Öykü, ikisi de evli olan bir politikacı ile bir yüksek memur bayanın ilişkisini bayanın ağzıyla anlatır.

Politikacı beyle memur bayan evliliklerinden pek memnun değillerdir. Çocuklarının okul-aile birliği toplantısında tanışmışlar ve birlikteliklerini ilerletmişlerdir. Bu birlikteliklerini, bir gecesini yataklı vagonda geçirecekleri bir İstanbul seyahatiyle sürdürmeyi düşünürler.
Bu tren yolculuğu sırasında başlarından umulmadık bir olay geçer. Politikacı bey bu olay karşısında mantığın gereği olan hareket tarzını seçmiştir. Ancak bayan, mantığın gereği olan bu davranışın sevgiye ters düşüp düşmediğini, sevginin gereğinin ne tür bir davranış olduğunu sorgulamaktadır.

–NAZİFE HANIM’ LA KIZLARI–

Öykü, lise çağlarında bir genç erkeğin ağzından anlatılmıştır.
Bu gencin babasının akrabası olan Nazife Hanım, eşini ve annesini yitirmiş bir bayandır. Nazife Hanım’ın iki kızı vardır. Nazife Hanım ile gencin babası daha önceleri aileleri tarafından evlendirilmek istenmiş ama bu mümkün olmamıştır. Nazife Hanım’ ın kimsesiz kalması karşısında gencin babası onları, kendilerinin oturduğu kasabaya davet etmiş, onlara ev tutmuş ve yardımcı olacağını söylemiştir.
Öyküde asıl anlatılan, bu genç ile Nazife Hanım’ ın kızları arasında geçen küçük kaçamaklardır. Genç bunlardan hem tedirgin olmakta hem de hoşlanmaktadır. Ancak bu kaçamakların birinde Nazife Hanım’ a yakalanırlar. Neticede bu kaçamaklar Nazife Hanım’ların kasabayı terk etmesiyle sona erer.

–ESKİ KARELER–

Eski bir sinema oyuncusu olan öykü kahramanı bir belediye otobüsü seyahati sırasında genç bir kızın ona tatlı bir gülümsemeyle baktığını farkeder. Yaşlı aktör, bu tatlı gülümsemeyi kızın kendisini televizyonda gösterilen eski filmlerinden tanımasına bağlar. Hatta tıpkı eski günlerdeki gibi kendisinin hala çekici olduğunu, kızın kendisine aşık olduğunu zanneder. Halbuki kızın bu tatlı bakışı ve gülümsemesi; “Buyurun amca, ayakta kalmayın. Ben nasıl olsa bir durak sonra ineceğim.” sözleriyle yaşlı aktör için bambaşka bir hal alır ve bir hayal kırıklığına yol açar.

–PAVYONDA–

Öykü 19 yaşında genç bir erkek olan kahramanın ilk cinsel deneyimini ve yaşadığı ortamda geçenleri anlatıyor.
Genç henüz liseden mezun olmuştur ve köyde yetişmiştir. Gerçi liseyi şehirde okumuştur ama burası da pek büyük bir yer değildir. Bu genç, askerliğini yapmak için geldiği Ankara’ da dayısı tarafından bir pavyona götürülmüş ve burada bir pavyon kadını ile dans etmiş, sohbet etmiştir.

Sohbet sırasında kadın, gence aşık olduğunu, onu sevdiğini ve artık burayı bırakarak onunla birlikte olacağını söyler. Genç buna inanmış ama bu masalın gerçek olmadığını büyük bir üzüntü ile öğrenmiştir. Genç bütün parasını o gece harcamıştır.Yaşadığı bu olay onun hayatında önemli bir tecrübe olacaktır.

–SONUNCU–

Bu öyküde, aralarında evlilik bağı olmamasına rağmen birlikte yaşayan ve büyük oranda cinselliğe dayanan bir birliktelik içinde olan bir çift anlatılıyor.
Bu çift on yıldır birliktedirler ve bu beraberlikleri artık eskisi gibi heyecan vermemektedir. Nitekim adam kadını aldatmış, bir başkasıyla birlikte olmuştur. Kadın bunu her nasılsa öğrenmiş ve birlikteliğe son vermiştir. Adam ise bunu kabullenememiş ve bir vesile ile kadınla tekrar buluşmuş ve ondan son bir şans istemiştir. İlişkiyi kurtarmak için girişilen bu sonuncu deneme önce başarılı olmuş ve kadın adamı affetmiştir. Ama birlikte yenilen yemekten sonra eve giden çiftin beraberlikleri bu buluşma ile sona erer ve bir daha görüşmezler.

–EVLİLİK AJANSI–

Rahmi Bey, orta yaşlarda ve hiç evlenmemiş olan biridir. İşi icabı Ankara ile İstanbul arasında çok sık seyahat eder ve bu seyahatlerinde genelde treni tercih eder. Yine böyle bir yolculuk sırasında, arka koltukta oturan iki bayanın konuşmalarına kulak misafiri olur.
Bayanların konuşmalarından anlaşıldığı üzere bu iki bayan hiç evlenmemişlerdir ve birbirleriyle okul arkadaşıdırlar. Bu iki iş kadını kendilerine birer hayat arkadaşı ararlarken başka bir arkadaşlarının tavsiyesi ile Swiss Otel’ in barına giderler. Gerçekten de orada Sermet isimli bir beyle tanışırlar. Bu bey bankacıdır. Bayanlar bu beyden oldukça etkilenmişlerdir. Onun boğazda yemek yeme teklifine olumlu yanıt verirler. Bu yemek sırasında Sermet Bey’ in ince tasarlanmış oyununa gelmişlerdir. Gerçekte Sermet Bey bu bayanlarla eğlenmiş ve yemek hesabını onlara ödetmiştir.
Genç bayanlar yaşadıkları bu olayı tren yolculuğu sırasında birbirlerine anlatarak eğlenmektedirler. Rahmi Bey’ de bu konuşmadan kendisine hesap çıkarmaktadır.

–ESKİ DEFTER–

Başarılı bir cerrah olan öykü kahramanının Ester ve Albert isimli iki doktor arkadaşı vardır ve bu iki arkadaşı Yahudi’dir. Ester ve Albert öykünün anlatıldığı zamanlarda nişanlıdırlar. Ama Ester ile öykü kahramanı birlikte olmaktadırlar. Yine bu birlikteliklerinden birinde Albert’ e yakalanırlar. Bu olaydan sonra Ester ve Albert ayrılır. Cerrah ise ikisiyle bir daha görüşmez. Ta ki 20 yıl sonra İstanbul’ a gelene kadar. Bu kez onları bulmaya karar verir. Araştırmasında Albert’ in İsrail’ e göç ettiğini öğrenir. Ester ise İstanbul’ dadır. Onunla telefonda görüşür ve akşam yemeği için onun evine gider. İkisi birbirlerini hala sevmektedirler. Ancak Ester, onunla beraber olamayacağını, çünkü kendisine çok büyük yardımları olan evli biriyle beraber olduğunu söyler.
Cerrah buna üzülür ama saygı duyar ve ayrılırlar.

KİTABIN ANA FİKRİ

Yaşantımızda her ne olursa olsun yaşanılan olaylardan devamlı ders almalı ve hayatımızda verecegimiz kararlarda oldukça iyi düşünmeli ve bizim için en iyi olanı şeçmeliyiz.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kitaptaki şahıslar ve olaylar tamamen kitapta adı geçen öykülere aittir. Hepsi kendilerine özgü karakterlerdir.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitap bünyesinde bulundurduğu küçük öykülerle okuyuculara hem ders vermektedir.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ

Bener, 19 Nisan 1929′da, babasının Türk Lisesi’nde görevli bulunduğu Lefkoşe’de doğdu. Bener, İlk, orta, lise öğrenimini Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Çocukluğunun ilk yılları Amasya, Erzincan, Bursa’da geçti. Oradan Zile’ye, Zile’den Bolu’ya, Bolu’dan Bergama’ya, Bergama’dan Kayseri’ye; Kayseri’de liseyi bitirdi.” Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye şubesini bitirdi (1950). 1956 yılında da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans diploması aldı. 1957′de gazeteci-yazar Fikret Otyam’ın kızkardeşi ile evlendi (1957). 1958′de staj için Brüksel’e gitti, burada bir yıl kaldı. Dönünce Hazine Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı. Maliye Bakanlığı bünyesinde, Maliye Müfettiş Muavinliği, Hesap Uzmanlığı yaptı. 1963′te Paris Elçiliğimize Maliye Müşaviri olarak tayin oldu. Uluslararası Ekonomik İşbirliği Teşkilatı OECD’de, bir yıl maliye müşavirliği yaptı. Türkiye’ye dönüşünde Maliye Bakanlığı Hazine Genel Sekreterliği’nde kambiyodan sorumlu genel müdürlük görevine getirildi. OECD’de Türk heyetinin 2. başkanlığına atandı, 1973 sonuna dek bu görevini sürdürdü. Dönüşünde Emekli Sandığı Genel Müdürü oldu. Görevleri nedeniyle ABD’den Hindistan’a, Danimarka’dan İsrail’e kadar birçok ülkede bulundu. 1975′te kendi isteğiyle emekliğe ayrıldı. 1993′e kadar, bir süre avukatlık yaptı. Daha sonra tümüyle edebiyata yöneldi.

Yazarın başlıca eserleri şunlardır; Köleler Ve Tutkular, Sisli Yaz, Bürokratlar 1, Hınzır Kız, Gece Gelen Ölüm, Elifin Öyküsü,Tekilleşme, Bir Büyük Bürokratın Romanı Memduh Aytür, Günbatımı Öyküleri, Böcek, Yalnızlar, Ortadakiler, Denizaşırı Öyküler, Kedi Ve Ölüm, Dönüşler, Oyuncu, Anafor, Loş Ayna, Baharla Gelen, Işığın Gölgesi, Böcek, Ölü Bir Deniz, Sonbahar Yaprakları, Yalnızlar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel