Dil İle Edebiyat Arasında Nasıl Bir İlişki Münasebet Vardır?

Dil İle Edebiyat Arasındaki İlişki Nedir?, Dil İle Edebiyat Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?, Dil ile Edebiyat Arasındaki İlişdi Düzeyi, Dil İle Edebiyat Arasındaki İlişki Hakkında Bilgi

Sevgili Okurlar Sizlere Bu Makalemizde
Dil İle Edebiyat Arasında Nasıl Bir
İlişki Vardır? Sorusuna Cevap Vermeye
Çalışacağız Şimdiden İyi Okumalar…

Dil üzerinde düşünmeyiş, dil ile edebiyat, dil ile hayat arasındaki derin münasebet hakkında sağlam bir görüşe sahip olmayış bize çok pahalıya mal olmuştur. Arapça ve Farsça ile Türkçe arasındaki farkı hesaba katmayan Divan şairleri, bu gafletlerinin cezasını unutulmakla yani ölümle ödemişlerdir. Dil, sıkı sıkıya milli varlığa, hayata ve cemiyete bağlıdır. Bu basit hakikati Tük edebiyatçıları çok geç, yirminci yüzyılın başında öğrenmişlerdir. Tevfik fikret gibi halkı uyandırmak isteyen büyük şairlerin bile bu basit hakikati bilmeyişleri hayret vericidir. Bugün hala dil ile hayat, dil ile millet ve sanat arasındaki münasebeti bilmeyen yazarların var oluşu, bu münasebeti anlamanın inanılmaz derecede güç olduğunu gösteriyor.

Genç Türk yazarlarının sadece bu hakikati öğrenmeleri için, biz edebiyat tedkikçileri gibi, o hüzün verici şiir, hikaye, piyes ve roman mezarlıklarından geçmelerini isterdim.

Dil ile edebiyat arasındaki münasebet tek bir şekilden ibaret değildir. Bunu ”Damar ve Sinir Ağı” benzetmesi ile yukarıda da belirtmeğe çalıştım. Dilde onbinlerce kelime, tabir ve ifade şekli vardır. Bunlardan her birinin huyu ve suyu farklıdır. Hiç bir dilci bunları bir yazara öğretemez. Yazar onları bizzat yaşayarak ve deneyerek öğrenir. Edebiyatta ”Şahsi Üslup” denilen şey bu tecrübenin neticesidir. Seçtiği kelime, yaptığı cümle bir edebiyatçıyı yaşatır veya öldürür.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel