Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Kentleşme

CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE KENTLEŞME

Osmanlı imparatorluğu büyük bir başkente sahipti ve Anadolu’nun kentli nüfu­sunun % 40’ı burada yaşıyordu. 17-18. yüzyılda Anadolu’da kentlerde yaşayan nüfusun toplam nüfusa oranı % 8 ila 9 civarında iken, 19- yüzyılda bu oran % 25’e yükselmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasıyla birlikte, kentleşme olgusunun yeni siyasi ve idari yapılanmaya uygun bir şekil kazandığı görülmektedir. Gerçek­ten de Ankara’nın başkent ilan edilmesi, Anadolu’nun değişik kentlerinde çeşitli sanayi tesislerinin kurulması, idari bölümlenmenin yeniden düzenlenmesi ve ula­şımla ilgili yeni yatırımlar, kentleşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

Ülkemizdeki kentleşmeyle ilgili olarak Devlet İstatistik Enstitüsü iki farklı de­ğerlendirme yapmaktadır: Birinci ölçüt, idari bölünmeyi esas alarak il ve ilçe mer­kezlerini kent-kent olarak kabul etmektedir. İkinci ölçüt ise, 10.000 nüfusun üze­rindeki yerleşim alanlarını kent-kent şeklinde nitelemektedir. Genellikle tercih edi­len ölçüt, belirli bir nüfus miktarının esas alındığı ikinci ölçüttür. Diğer taraftan nü­fus ölçütünün esas alınmasının üstün bir tarafı, zaman içerisinde nüfus miktarını değiştirme kolaylığıdır. 

Ülkemizde kentleşmeyi etkileyen önemli bir faktör de kırdan kente olan göç’tür.

Göçün kentleşmeyi hangi oranda etkilediğini görebilmek için kırsal nüfusun, kent­lerde yaşayan nüfusun ve genel nüfusun artış oranları yanında, birbirleriyle karşı­laştırılmasına bakmak yeterli olacaktır.

Diğer taraftan, kırdan şehre olan göçün hızı ve yönü, kentlerin teker teker ana­lizleri sonucunda daha açık bir şekilde görülür. Yapılan bir araştırmada 1950-1990 arasında nüfusu en hızla artan 10 kentler sırasıyla Batman, Antalya, Tunceli, Kırık­kale, Mersin, Van, Hakkari, Bingöl, Denizli ve Ankara’dır. Aynı dönemde 73 il mer­kezinden nüfusu, en az artış gösteren 10 kent ise sırasıyla Mardin, Kırklareli, Afyon, Çankırı, Zonguldak, Muğla, Edirne, Bayburt, Bitlis ve Rize’dir. Yine aynı dönemde sadece 26 kentin nüfus artış hızı, Türkiye kentleşme ortalamasını aşmıştır. Bu de­ğerlendirmeler bize göstermektedir ki, Türkiye’de kentleşme hızı, kentler arasında çok farklılıklar göstermektedir.

Türkiye, kalkınmakta olan bir ülkedir. Bu nedenle kentleşme özellikleri de ge­lişmiş ülkelerden farklıdır. Türkiye’nin sanayileşmesi ve teknolojik yenilikleri geç alması, bu farklılığın en büyük sebebidir. Bunun sonucudur ki, ülkemizin kentleş­me düzeyi, gelişmiş ülkelere oranla oldukça düşüktür.

Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planının uygulandığı yılların sonlarına doğru, yani 1995 yılında 60,5 milyon kişi olan toplam nüfusun 2000 yılında 65,3 milyon olaca­ğı ve nüfus artış hızının da aynı yıllar itibariyle % 1.57’den 1.50’ye düşeceği kabul edilmektedir. Bu demografik gelişmelere paralel olarak, 2000 yılı itibariyle nüfusu 20,00 üzerindeki 309 kentte toplam 43,3 milyon kişi yaşamaktadır. Yine buradan hareketle, 2000 yılında Türkiye’nin toplam nüfusunun % 66’sının kentlerde yaşaya­cağı ve kentleşme hızının da % 5,8 olacağı söylenebilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel