Atatürk ve Cumhuriyet Döneminde Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar

Cumhuriyet Döneminde Toplumsal Alanda Yapılan İnkılapların Nedenleri, Atatürk Döneminde Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar, Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar Nelerdir?, Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar Kısaca, Toplumsal Alanda Yapılan İnkılapların Nedenleri

ATATÜRK VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

Nedenleri

Toplumsal alanda laikleşmeyi, millileşmeyi ve çağdaşlaşmayı sağlama,

Toplumsal ayrıcalıkları kaldırma,

Toplumsal uygulamalarda birliği sağlama,

Resmi işlemlerin kolaylaşmasını sağlama,

Görünüşte de Batılı bir toplum meydana getirme.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)

Tekke ve zaviyeler, amaçLarından uzaklaşarak yenilik karşıtlarının sığındığı, batıl inanışların sergilendiği yerler haline gelmişti.

1925’deki kanunla bu müesseseler kapatılmıştır.

Yine aynı kanunla “şeyhlik, dervişlik, dedelik, seyyitlik, çelebilik, türbedar­lık” gibi toplumsaL alanda ayrıcalık ifade eden unvanlar da kaldırılmıştır.

Kılık Kıyafetin Düzenlenmesi

25 Kasım 1925’de Şapka Kanunu çıkarıLmiştir. Böylece devlet memurları ve zamanla sivil erkeklerin de şapka giymesi sağlanarak görünüşte de Batılı bir toplum meydana getirilmiş ve kılık kıyafet alanında birlik sağlanmıştır.

Diğer Yenilikler

Rumi ve Hicri takvimler kaldırılarak 26 Aralık 1925’te Miladi Takvim kabul edilmiş ve 1 Ocak 1926’dan itibaren de uygulanmaya başlan­mıştır.

Uluslararası saat ölçüleri de 1 Ocak 1926’dan itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

20 Nisan 1928’de uluslararası rakamlar kabul edilmiştir.

1931’de kabul edilen bir kanunla okka (1283 gr), arşın (68 cm), enda­ze (65 cm) gibi ağırlık ve uzunluk ölçü birimleri değiştirilerek uzunluk ölçüsü olarak metre, ağırlık ölçüsü olarak kilogram kabul edilmiş ve ülke içi uygulamalarda birlik sağlanmıştır.

1924’te hafta tatili Cuma günü olarak kabul edilmişti. 1935’te alınan bîr kararla tatil günü Cumartesi öğleden sonra ve pazar olarak kabul

edilmiştir.

♦ Bu inkılapların yapılmasındaki amaç, Batı ile olan ticari ve ekonomik ilişki­leri kolaylaştırmaktır.

Soyadı Kanunu’nun Kabulü (21 Haziran 1934)

Resmi işlerin düzenli yapılması,kişilerin toplumsal hayatta kolaylıkla tanın­maları ve toplumsal alanda eşitliğin sağlanması amaçLarı ile 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edilmiştir.

Bu kanunla her Türk vatandaşının kendi adından başka .ailesinin ortak ola­rak kullanacağı soyadı alması kabul edilmiştir.

Bu soyadları Türkçe olacak, ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılamayacaktı.

TBMM,Türk milleti adına Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını vermiştir (24 Kasım 1934).

1934’te Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun ile “Ağa, hacı, hoca, bey, paşa, hanım…” gibi unvanlar kaldırıLmış ve OsmanlI yöneticilerinin ver­diği nişan ve rütbelerin taşınması yasaklanmıştır.

Nüfus Politikası

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde ülkenin nüfusu en önemli me­selelerinden birini oluşturmaktaydı.

Osmanlı Devleti,Trablusgarp Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı’na kadar süren savaş­larda hem topraklarını hem de nüfusunun önemli bir bölümünü kaybetmişti.

Kurtuluş Savaşı’nda da nüfus kaybı devam etmiştir. Bu süreç sonrasında Cum­huriyetin başlarında ülke nüfusunun yaklaşık % 75’i köylerde yaşamakta ve nüfusun çoğunluğunu da çocuk, kadın,yaşlı ve gaziler oluşturmaktaydı.

Ülkelerin kalkınmasında genç ve yetişmiş nüfusun önemli bir yeri vardır. Nü­fus, ülke savunmasının da önemli faktörlerinden biridir.

Ayrıca uzun savaş yılları nedeniyle gittikçe azalan nüfusun, geniş yurt top­raklarına göre ekonomik, sosyal, askeri, savunma vb. yönlerden olumsuz bir etki yarattığı görülmüştür. Bu yüzden Atatürk, ülkenin nüfusunu artırmaya yönelik bir politika izlemiştir.

Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927’de yapılmıştır.

Atatürk Döneminde Ülke Nüfusunu Artırmak Amacıyla Alınan Bazı Tedbirler

1929 yılında fazla çocuk sahibi olan aileler yol vergisinden muaf tu­tulmuştur.

1930’da ülkenin birçok yerine doğumevi kurulmuş ve fakirlere ücret­siz ilaç dağıtılmıştır.

1931 yılında altı ya da daha fazla çocuklu ailelere vergi muafiyeti ge­tirilmiştir.

1932’de nüfus artışını istenen seviyeye çıkartmak, anne ve bebek ölüm oranlarını düşürmek için alınması gerekli önlemleri araştırmak üzere Nüfus Komisyonu kurulmuştur.

1934’te Türkiye’ye yönelik göçleri teşvik amacıyla göçmenlere güm­rük muafiyeti getirilmiştir.

1936 yılında çok çocuklu ailelere, hâzineye ait topraklardan tarla ba­ğışlanmıştır.

1936 yılında doğum kontrolünü sağlayan ilaç ve araçların kullanılma­sı yasaklanmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel