Arz Kısaca Nedir?

Sözlükte gibi mâ­nalara gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın göklere, yere, dağlara ve insana “ema­net”! taşımayı teklif etmesine (bk. el-Ah- zâb 33/72) ve isimlerini sormak üzere varlıklarını meleklere göstermesine (bk. el-Bakara 2/31) arz denilmiştir. Biri arz, diğeri emir tarzında olmak üzere iki tür­lü teklif vardır. Arz şeklindeki teklifin kabul edilmesi mecburi değildir. Nite­kim gökler, yer ve dağlar emaneti taşı­mayı kabul etmemişlerdir (bk. el-Ahzâb 

Arz,  Osmanlılar’da genellikle devlet işleriyle ilgili bir mesele hakkında padişaha sözlü veya yazılı olarak bilgi sunma.

Padişaha arzda bulunabilecek olanla­rın belirtildiği Fâtih Kanunnâmesi’ne göre, sözlü olarak bizzat arzda bulun­ma hakkı devlet ve sarayın en yüksek kademelerindekilere tanınmıştı. Bunlar başta sadrazam olmak üzere kazasker­ler, defterdarlar ile Enderun’dan kapı ağası, has odabaşı, hazinedarbaşı, kiler- cibaşı ve saray ağası idi. Beylerbeyiler, ümerâ ve kadılar ise padişaha ancak yazılı olarak arzda bulunabilirlerdi.

Fâtih devrinden itibaren padişahların bizzat Dîvân-ı Hümâyun müzakerelerine katılmaması, bu toplantılarda görüşü­len meselelerle alman kararların padişaha bildirilmesi ve tasdiki zaruretini do­ğurdu. Bu sebeple divan üyeleri haftanın belli günlerindeki toplantılardan sonra padişahın huzuruna çıkmaya başladılar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel