Akdamar Adası ve Akdamar Kilisesi Nerede

Akdamar Adası ve Akdamar Kilisesi

akdamar adasıVan şehir merkezine yakla­şık 50 km. uzaklıktaki Gevaş ilçesinden tekneyle gidilen Akdamar Adası’nın güzelliğini muhteşem bir kilise tamamlar. Bu kilise, MS 915-922 yılları arasında Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından bir saray kili­sesi olarak inşa ettirilmiş. Kili­senin mimarı keşiş Manuel’dir. Kilisenin inşaatında kullanılmış olan andezit taşları yılın farklı mevsimlerinde ve günün deği­şen saatlerindeki ışığa bağlı ola­rak kırmızı, sarı ve gri renkler yansıtır. Kilisenin etrafındaki sarayın yıkılmasından sonra, etrafına yapılan binalarla kilise manastıra dönüştürülmüş. Bu yapılar içinde öğrenci odaları, çok amaçlı salonlar ve sarnıç vardır. Dört yapraklı yonca planlı kilisenin kubbesi 20 m. yüksekliğindedir.

akdamar kilisesiKilisenin dış cephesi, Eski ve Yeni Ahit’ten kutsal sahneler ile süslenmiştir. Tüm cepheye yayılmış süslemeler, 10. 14. yy gibi erken bir tarihte ilk olarak bu kilisede karşımıza çıkar. Ay­rıca kilisenin iç duvarları da fresklerle süslüdür. Akdamar Kilisesi, uzun seneler piknikçi­lere, hazine arayanlara, turistle­re terk edilmişse de, 2006 yılında yapılmış onarımdan sonra yeniden insanlığın hizmetine sunulmuştur.

Kilisenin güney cephesin­deki kabartmalar Yunus Peygamber’in hayatından sah­nelerle başlar. Hemen yandaki kabartmada balıkların yemeye­rek kustukları Yunus Peygamber, kabak yapraklarının üzerinde dinlenirken görülür. Üst sırada­ki rozetlerin içinde havariler ve peygamberler yerleştirilmiştir. Kiliseyi çepeçevre sarmalayan kabartma sırasında da kanatlı aslanlar, dev ve fantastik kuşla­rın yanı sıra ağaçlar, meyveler, melekler görülür. Kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem Ana, oğlunu kurban eden İbrahim Peygamber, duvarın diğer köşe­sinde elinde sapanıyla dev Goliath’ı yenen Davut bu cep­henin diğer kabartmalarıdır.

akdamar adası1Doğu cephesi, kilisenin en kutsal yönü sayılır. Bu cephede, üst kısımda Vaftizci Yahya, he­men altındaki kabartma gru­bunda Abbasi Halifesi Mukte­dir, alttaki nişlerin içinde de havariler ve peygamberler vardır. Aslan inine girmiş Danyal (Daniel) bu cephedeki önemli diğer bir konudur.

Kuzey cephesinde, İncil yazarı Aziz Matta, yasak elmayı yiyen Adem ile Havva’nın cen­netten kovulmaları, Samson’un zaferi, havariler, azizler, tavus kuşu, deve ve tavşana saldıran kartal kabartmaları görülür.

Batı cephesi, kilisenin ana girişidir. Sonradan eklenen bir yapı bu cephedeki kabartmala­rın çoğunu örtmüştür. Bu cep­hedeki kabartmalarda, Akdamar Kilisesi’nin maketini İsa’ya su­nan Vaspurakan Kralı 1. Gagik, İncil yazarlarından Aziz Matta ve melekler vardır.

Akdamar Kilisesi ile ilgili bir fantastik öykü ve bir gerçek olay yazmak istiyorum. Fantastik hikâye, genç bir delikanlıyla dünyalar güzeli Tamara’nın, ada­nın ismiyle ölümsüzleşen aşkla­rının hikâyesidir. Çok eski zamanlarda, Akdamar’da yaşayan keşişler, kimsenin adaya çıkma­sına izin vermezmiş. Keşişlerin yanında nasıl olduysa, bir de güzelliği dillere destan genç kız Tamara yaşarmış. Günlerden bir gün çevrede yaşayan bir delikan­lı yüzerek adaya çıkmış ve badem toplamakta olan Tamara ile kar­şılaşmış. Tamara ile delikanlı o anda içlerine düşen aşkın gücü­ne karşı duramamış. Bundan sonra her gece Tamara, el ayak çekildikten sonra fenerle sevdiğine yol göstermeye ve genç âşıklar da ada sahillerinde buluş­maya başlamış. Durumu öğre­nen ve gençleri kıskanan baş ra­hibin kızı babasını durumdan haberdar etmiş. Fırtınalı bir ge­cede Tamara’nın sevgilisini ko­rumak için fener yakmamasını fırsat bilen rahip, elinde fenerle genç adamı kandırıp adanın et­rafında dolaştırmış. Sabaha doğ­ru gücü tükenen genç adam, sonunda “Ah Tamara, ah Tama­ra” diye inleyerek dalgaların arasında kaybolmuş. Durumu anlayan Tamara da sevdiğinin ardından kendini sulara atmış. İki sevgilinin cansız bedenleri de Van Gölü’nün maviliğinde birbirleriyle buluşmuş. Delikanlı­nın, “Ah Tamara” çığlığı da zamanın içinde Akdamar’a dönüşerek adaya ismini vermiş.

akdamar kilisesi1Pek bilinmeyen gerçek ola­ya gelince. Bu olay Van Cum­huriyet gazetesi muhabiri İlyas Kitapçı, Yüzbaşı Doktor Cavit Bey, o günlerin genç gazetecisi Yaşar Kemal ve Cumhuriyet gazetesi başyazarı Nadir Nadi’nin 25 Haziran 1951’de Akdamar Kilisesi’ni yıkımdan kurtarmalarının hikâyesidir. O günlerde, genç bir gazeteci ola­rak, Cumhuriyet gazetesi adına röportajlar yapan Yaşar Kemal, tesadüfen tanıştığı Cavit Beyden, Van Valisi’nin emriyle Ahtamar Kilisesi’nin yıkılacağı­nı öğrenir. Cavit Bey ve Yaşar Kemal hemen adaya gider. Ca­vit Bey’in otoriter tavrından korkan işçiler, yeni bir emre kadar yıkıma ara verir. Bu kaza­nılan birkaç saat içinde de Nadir Bey çok iyi tanıdığı Milli Eğitim Bakanı Avni Başman Bey’e ula­şır. Avni Bey’in de soruna der­hal telgrafla müdahale etmesiy­le son anda yıkım durdurulur. 25 Haziran 1951 günü, Akda­mar Kilisesi’nin ikinci kez ku­ruluş günüdür. Bu kiliseyi yı­kımdan kurtaran bilge insanlara binlerce defa gönülden teşekkürler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel