Ahmet Yesevi Kimdir? Ahmet Yesevi Hakkında Bilgi

AHMET YESEVİ (ö. 535/1140-1141)

Yeseviyye tarikatinin kurucusu olan Ahmed Yesevi, Or­ta Asya’da Türklerin dini hayatında önemli tesirleri olan büyük bir mutasavvıftır. “Pîr-i Türkistan” lâkabıyla tanın­mıştır. Şairdir. Tarihi bir şahsiyet olarak hayatı mevsuk sayılmaz. Hakkındaki bilgiler menkıbelerle karışmıştır.

Batı Türkistan’da Çimkent şehrinin doğusunda Tarım ırmağına dökülen Şâhyâr nehrinin Karasu isimli küçük bir kolu üzerindeki Sayram kasabasında doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yusuf el-Hemedani’ye (ö. 535/1140-1141) intisabı ve onun halifele­rinden oluşu göz önüne alınınca onun XI. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya geldiği kabul edilebilir. Babası Şeyh İbrahim, Sayram’da kendisine kerametler atfedilen ve Hz. Ali soyundan geldiği kabul edilen önemli bir zattır. Annesi Musa Şeyh’in kızı Ayşe Hatun’dur. Önce annesi­nin sonra da babasının vefatı üzenne ablası Gevher Şehnaz tarafından Yesi şehrine götürülerek orada yerleşmiştir.

Öğrenimine Yesi’de başlayan Ahmed Yesevi, küçük yaşta fevkalâdeliklere mazhar olarak dikkati çekti. Orada Arslan Baba’ya intisab ederek ondan feyz almaya başladı. Aynı yıl Arslan Baha’nın vefatını takiben devrin önemli ilim merkezi olan Buhara’ya gitti. Ve zamanın başta gelen alim ve mutasavvıflarından Şeyh Yusuf elHemedani’ye intisabı orada gerçekleşti. Bizzat onun terbiye ve irşadı altında bulundu. Hernedani’nin vefatından sonra irşad makamına önce Abdullah-ı Berkî, onun vefatından sonra ise Şeyh Hasan-ı Endâki geçmişlerdir. 1160’da Endâki’nin vefatını takiben irşad postuna oturan Ahmed Yesevi, vaktiyle Hemedanî’nin verdiği bir işaret sebebiyle postunu Abdülhâlık-ı Gucdüvâni’ye bırakarak, Yesi’ye dönmüş ve vefatına kadar orada irşad vazifesine devam etmiştir. Ahmed Yesevi, 63 yaşını idrak edince, o zamanki sufi geleneğine uyarak müridlerine tekkesinin avlusunda bir çilehane hazırlatmış ve vefatına kadar da orada ibadet ve riyazet ile meşgul
olmuştur. Çilehanesinde ne kadar kaldığı belli olmamakla beraber, ölünceye kadar oradan çıkmadığı bilinmektedir.

Yesevi zamanında Türkistan ve Yedisu bölgelerinde kuvvetli bir İslâmlaşma vakıası görülüyordu. Harizmşahlar güçlü bir İslâm devleti olma yolundaydı. Bu şartlarda Ahmed Yesevi, Taşkent ve Siriderya havalisinde ve Seyhun civarında yaşayan göçebe Türkler arasında nüfuz kazandı. Bütün samimiyeti ile İslâma bağlı yerli halkın yanı sıra, göçebe köylüler de onun etrafında toplandılar. Arapça ve Farsça bilen ve islâmi ilimlere vakıf olan Yesevi, cemaatine islâmın esaslarını, şeriat hükümlerini, tarikat adab ve erkânını öğretiyordu. Bu maksatla sade halk dili ile hecvezninde manzumeler yazıyordu. “Hikmet” adı verilen bu manzumeler dervişler vasıtasıyla uzak diyarlara kadar ulaştırılıyor ve etkili bir bilgilenme aracı olarak rol oynuyordu.

Bilgin ve bilge bir mürşid olarak Ahmed Yesevi, muhakkak ki Türk topluluklarının İslâmî algılamasında ve benimsemesinde çok önemli rolü bulunan tarihi şahsiyetlerin başında yer alır

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel